Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Bir Kısım Sağcı ve Solcularda, Sevgisizlik ve Soğukluğun Bir Politika Haline Gelmesi Ciddi Bir Sorun Olur

Adnan Oktar’dan Duyurudur

Bir Kısım Sağcı ve Solcularda, Sevgisizlik ve Soğukluğun Bir Politika Haline Gelmesi Ciddi Bir Sorun Olur

Sağ ve sol ayırımı, ülkemizde özellikle Cumhuriyet tarihi boyunca kendini hissettiren bir siyasi gerçek olmuştur. Öyle ki, bu ayırım, geçmiş dönemlerde ciddi mücadelelerle kendini göstermiş ve sosyal hayatın neredeyse her alanına sirayet etmiştir.

Bu nedenledir ki, bir kısım sağcılarla bir kısım solcuların birbirlerine bakış açısı oldukça keskin sınırlarla birbirinden ayrılmış ve ciddi parçalanmaların ve kutuplaşmalarının da sebebini oluşturmuştur. Bu süreçte her iki tarafın da kendi fraksiyonlarını değerlendirirken çeşitli hataları olduğu ve tarihte pek çok kişinin, bu hatanın zorluklarını çektikleri de bir gerçektir.

Geçmişte, ülkemizde sol hakimiyeti güçlüydü. Solun fikir sistemi temelinde Marksizm olduğundan ve Marksizm beraberinde mücadeleci ve çatışmacı kimliği temsil ettiğinden, bir kısım solcular, varlık amaçlarını, sevgi ile toplum inşa etmekten çok, çatışarak, çelişerek, anti-tez üreterek ve karşı tarafı bozguna uğratarak hedeflerine ulaşmak olarak belirlemişlerdi. Dolayısıyla, bu zihniyete uyanların stratejilerinde ciddi bir soğukluk, mesafe ve sevgisizlik hakimdi. Zaten Marksist ideolojinin, din, devlet, aile gibi kavramlara karşıtlığı, toplumu şekillendiren bu unsurlara ve bunların temsilcilerine de mesafeli olmayı beraberinde getiriyordu.

Türkiye'de özellikle solun hakimiyetindeki siyasi dönem, bir kısım solcular nedeniyle, bu sevgisizliğin ve kutuplaşmanın yoğun olarak yaşandığı bir dönem oldu. Bazı solcuların dindarlara cephe almasıyla gitgide daha ürkütücü bir safhaya girildi ve sol kesimin bir kısım temsilcileri, o günden bu yana bu stratejiden hiç vazgeçmediler.

Şu anda siyasi yön değişti ve sağın iktidar olmasıyla ortamın ve şartların ciddi şekilde değişmesi beklenmekteydi. Ama zaman içinde, siyasetin soğuk üslubunun da etkisiyle, bir kısım sağcılar da benzer bir SEVGİSİZLİK STRATEJİSİNE eğilim gösterdiler. Normal şartlarda sağ kesimi temsil eden kişilerin, Kuran'ın esası olan sevgiyi hakim etmeleri gerekirken, sağ kesimin bazı temsilcileri, topluma mesafeli bakar hale geldiler.

Müvekkile göre bunun elbette çeşitli sebepleri var:

Geçmişte, sol kesimin güçlü tarafı temsil etmesinden dolayı, bir kısım sağcılarda hep sola karşı gizli bir hayranlık hakim olmuştur. Bir kısmı özgüvenlerini tam anlamıyla kazanamadıklarından, solcuları örnek almakta ve onların soğukluğunu ve sevgisizliğini yaşamayı cazip görmektedirler. Bu, söz konusu sağcıların Kuran'a göre şekillenmesi gereken sevgi ve şefkat stratejisini, bir anda bir kısım solcuların soğuk ve sevgisiz üslubuna dönüştürmektedir.

Bir kısım solcular da, -geçmişten kalan önyargıların da etkisiyle- sağ kesimi kendilerince küçük görmekte, saf bulmakta, hatta kimi zaman onlara karşı öfkeyle hareket etmektedirler. Bunun en önemli sebebi, sağ kesimin söz konusu temsilcilerinin, savundukları ideolojiyi Kuran'a dayanarak TEMSİL ETMEMELERİ, özenti bir ruh ve görünüm içinde olmalarıdır.

MÜVEKKİLE GÖRE TÜM BUNLARDAKİ TEMEL SORUN, İKİ TARAFTAN DA BU HATAYI YAPAN KİŞİLERİN, KURAN'A DAYALI MÜSLÜMANLIĞI ESAS ALMAMALARIDIR.

Müvekkile göre, şayet söz konusu sağcılar,

  • DİNİMİZİN TEK VE YEGANE KİTABI OLAN KURAN'I ESAS ALSALAR,
  • Kuran'da kainatın yaratılış amacı olarak tarif edilen SEVGİYİ HAKİM ETMEYE ÇALIŞSALAR,
  • Bunun için AYIRIM YAPMADAN İNSANLARIN TÜMÜNE ŞEFKAT KANATLARINI GERSELER,
  • KURAN'IN ESASI OLAN ADALETİ, ÖZGÜRLÜĞÜ, EŞİTLİĞİ HERKES İÇİN HAKİM ETME ÇABASI İÇİNDE OLSALAR,
  • ALLAH'A GÜVENMENİN ÖZGÜVENİNİ YAŞASALAR,
  • MUTLU, MODERN, DIŞADÖNÜK, YAŞAM DOLU VE GELECEK VAAT EDEN bir görünüm sunsalar,

Sağ-sol fikir çatışmasını ORTADAN KALDIRACAKLARI gibi, etraflarındaki kişilerin İSLAM'IN GERÇEK RUHU İLE TANIŞMALARINI SAĞLAR ve Kuran'ın ruhuna uygun olarak İNSANLARIN TÜMÜNÜ KUCAKLAYACAKLARINI GÖSTERMİŞ OLURLAR.

Yukarıda bahsini ettiğimiz solcular ise;

  • KARŞI OLDUKLARI ŞEYİN GELENEKÇİ-MUHAFAZAKAR İSLAM ANLAYIŞI VE BUNUN TEMSİLCİLERİ olduğunu kavrayabilseler,
  • Gerçek Müslümanların temsil ettiği GERÇEK İSLAM DİNİNİ ANLAMAYA ÇALIŞSALAR,
  • KURAN'DAKİ DİNİN NE OLDUĞUNU merak etseler,
  • KURAN'A UYAN, MODERN, KUCAKLAYICI, BARIŞÇIL, SEVGİ DOLU MÜSLÜMANLARI DESTEKLESELER,

Sağ ve sol arasındaki bu sevgisizlik yarışını sona erdirirler.

Kuran'a uyan Müslümanların, ister ateist olsun, ister Marksist, HERKESİN HAKLARINI SAVUNACAĞINI ve ONLARA DA SEVGİYLE YAKLAŞACAKLARINI anlamış olurlar. Gerçek İslam'ı bilmeden bağnaz modellere çatmak, kavga ortamını isteyenlere cazip görünüyor olabilir. Ama eğer gerçekten barış ve sevgi ortamının özlemini duyan varsa, bu söylenenlere kulak vermelidir.

Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, SEVGİSİZLİK İÇİNDE YAŞAMAK ZORDUR. İnsanın, cehennemi, dünyada yaşamaya başlaması gibidir. Ancak tüm zorluğuna rağmen bazı insanlar, birbirlerinden gördükleri bu kötü geleneğe uymakta ve sevgisizlik yarışına girmektedirler.

BU ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMENİN YOLU, KURAN'DA TARİF EDİLEN ZİHNİYETİ İYİ BİLMEKTİR. Bunun için kişinin dindar veya Müslüman olması şart değildir. Kuran'ın ruhunu anlaması bir insana, GERÇEK MÜSLÜMANLARLA YAŞADIĞINDA NASIL DEMOKRAT, ÖZGÜR, MUTLU VE SEVGİ DOLU BİR HAYATA KAVUŞACAĞINI DA GÖSTERECEKTİR.

Müvekkil Adnan Oktar, yıllardan beri gerçek Kuran Müslümanlığını savunan, Kuran'daki sevgiyi tüm dünyaya hakim etmeye çalışan ve bu uğurda canla başla mücadele etmiş olan bir insandır. Kuran ayetleri rehberliğinde hiçbir ayırımın olmadığını ve sevgi dolu bir hayat yaşanabileceğini BİZZAT KENDİSİ GÖSTERMİŞTİR. Onun vesilesi ile insanların, özellikle gençlerin büyük bir bölümü bu yaşam şekline aşina hale gelmiş ve hatta İslam'a yakınlaşmıştır. Dolayısıyla BU, HAYATA GEÇİRİLEBİLİR VE YAŞANABİLİR BİR ŞEYDİR.

Müvekkile göre, ülkemize hakim edilen sevgisiz ortamın bir an önce sona erdirilmesi şarttır. KURAN MÜSLÜMANLIĞININ ESAS ALINMASI, İŞTE BU YÜZDEN ÖNEMLİDİR. Daha önce çok defa belirttiğimiz gibi, bu konuda MÜVEKKİL, HER TÜRLÜ EĞİTİMİ VERMEYE VE/VEYA DANIŞMANLIK HİZMETİNDE BULUNMAYA HAZIRDIR. Cezaevinden çıkma gibi bir şartı bulunmadığı gibi, talep ettiği tek şey belirli kişilerle görüşme yapabilmek için devletin imkan tanımasıdır.

Müvekkil, sevgisizliğin çökmüş olduğu toplumu ve siyasi arenadaki bu karamsarlığı tümüyle değiştireceğinden EMİNDİR. Eminiz kimse, müvekkilin bunu başaracağından şüphe duymamaktadır, zira müvekkilin geçmiş başarıları açıktır. O yüzden, bu imkanın bir an önce tanınması önem arz etmektedir.

Müvekkilin görüşlerini kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.08.01.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar