MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSUDUR
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları, Adnan Oktar Davası’nın insanları zorla ve dayatmayla iftira atmaya mecbur bırakarak oluşturulduğunu yaklaşık 8 yıldır anlatmaktadır. Ne var ki geniş bir kesim bu hukuksuzluğu anlamazdan gelmiş, bir kesim de kurulan kumpasa bile bile destek olarak bu hukuksuzluğu desteklemiştir. Bugün İBB Davası dosyasıyla tüm Türkiye’nin “demek böyle şeyler oluyormuş” diye hayretle izlediği hukuk ihlallerinin tamamı ve daha fazlası önce Adnan Oktar Davası’nda prova edilmiştir. Bunlardan biri de, “Belirli avukatların cezaevlerini dolaşarak etkin pişman toplaması” yöntemidir.
Hukukun ısrarla göz ardı edilmesinin, kanunların hiçe sayılarak insan haklarının ve özgürlüklerinin kolayca gasp edilmesinin, SANKİ ADALET VARMIŞ ve YARGI İŞLİYORMUŞ GİBİ YAPILMASININ İLK PROVALARININ ADNAN OKTAR DAVASIYLA BAŞLADIĞI bugün artık herkesin malumudur. Müvekkil Adnan Oktar Devletimiz’in tüm kurumlarına saygı duymakta, görevini hakkaniyetle yapan memurların özverilerini ve azimlerini takdir etmektedir. Ancak Yargı’nın bugün içinde bulunduğu durum, adalete güven duygusunu tamamen sarsmış ve “Yargı’ya Güven” Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine inmiştir.
Geçtiğimiz günlerde basına yansıdığı üzere, İBB Davası’nda bir avukat cezaevlerini tek tek dolaşarak tutuklulara “Etkin pişman ol”, “İftira at ve buradan çık” dayatması yapmış, sonra da bu kişilerden bazılarının müdafiliğini üstlenmiştir. BU, ADNAN OKTAR DAVASINDA BİREBİR AYNISIYLA YAŞANMIŞ BİR OLAYDIR ve MÜVEKKİL ADNAN OKTAR 8 YILDIR BU KONUDA YETKİLİLERİ VE KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMEKTEDİR.
Adnan Oktar Davası’nda, Av. Celal Ülgen’in ofisinde çalışan AV. FUAT SELVİ başta olmak üzere birkaç avukat daha ETKİN PİŞMAN SANIKLAR DEVŞİREBİLMEK amacıyla cezaevleri arasında mekik dokur gibi dolaşmış; müvekkilin arkadaşlarına “Devlet üzerinizi çizdi, bir daha ne Adnan Oktar ne de siz gün yüzü göremeyeceksiniz, buradan ancak cenazeniz çıkar. Eğer cezaevinden çıkmak istiyorsanız etkin pişman olun, kurtulun” diyerek iftira karşılığında tahliye vaat etmiştir. İftira atmayı kabul edenler şaşırtıcı şekilde hemen tahliye edilirken, istenilen beyanları vermeyenler yeniden cezaevine gönderilmiştir. O zaman bu durumdaki vahameti anlamayan ya da anlamak istemeyen, sırf müvekkil Adnan Oktar’a olan ideolojik karşıtlıkları nedeniyle ses çıkarmayan ve hatta destek olanlar, bugün nasıl bir felakete sebep olduklarını daha yakından görmektedirler.
11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonuyla birlikte gözaltına alınan 170 kişi tutuklanmış, Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine dağıtılmış, alabildiğine zor şartlarda hayatlarını devam ettirmeye zorlanmışlardır. Bu uygulamanın ana amacının ise isnatlara dair somut delil olmaması açığını etkin pişman beyanlarıyla kapatmak olduğu kısa sürede açığa çıkmıştır. Av. Fuat Selvi tek tek cezaevlerini dolaşmaya başlamıştır. Av. Fuat Selvi’nin ziyaret ettiği tutuklulardan bazıları şunlardır:
1. Serdar Dayanık – İzmir
2. Altuğ Revnak Eti – Tekirdağ
3. Mustafa Arular – Bandırma
4. Burak Abacı – İzmir
5. Murat Develioğlu – Bandırma
6. Necati Koç – İzmir
7. Saim Erdem Ertüzün – İzmir
8. Görkem Erdoğan – Ankara
9. Mehmet Murat Atmaca – İzmir
10. Ayşegül Hüma Babuna – Silivri
11. Gökalp Barlan – Tekirdağ
12. Aydın Kasap – İzmir
13. Ahmet Oktar Babuna – Tekirdağ
14. Ferhunde Eda Babuna – Kocaeli
15. İbrahim Tuncer - Tekirdağ
16. Hikmet Fatih Müftüoğlu – Burhaniye
17. Ebru Altan – Kocaeli
18. Duygu Polat – İstanbul
19. Mert Sucu – Kırıkkale
20. Ali Şerif Gider- İstanbul
Ayrıca Av. Fuat Selvi tutuksuz ve adli kontrol şartlarıyla yargılanan sanıklara da ulaşmıştır. Tek bir tane bile müvekkil aleyhine somut delil olmayan dosyadaki açık, etkin pişman olmayı kabul edecek olanların iftiralarıyla kapatılmak istenmiştir.
Av. Fuat Selvi’nin iftiracı bulma çabaları neticesinde, sanıklar Burak Abacı, Murat Terkoğlu, Mehmet Murat Develioğlu, Emre Kutlu, Emre Teker, Mustafa Arular, Kemal Ayaz, Ali Şerif Gider ve Emre Kutlu’nun müdafiliğini Av. Fuat Selvi üstlenmiştir.
Müvekkilin arkadaşlarından bazıları Av. Fuat Selvi’nin cezaevi ziyaretlerinden sonra kendisinden şikayetçi olmuşlardır:
Ebru Altan
Ferhunde Eda Babuna
Oktar Babuna
Erdem Ertüzün
Gökalp Barlan
ve Mehmet Murat Atmaca cezaevinden yazdıkları dilekçelerle Av. Fuat Selvi’nin yaptığı tehdit ve dayatmaları şikayet etmişler ancak şikayetlerin, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan takipsizlik kararları verilerek, bir şekilde üstü kapatılmıştır.
Adnan Oktar Davası dosyasında, Av. Fuat Selvi’nin yanı sıra cezaevlerini dolaşarak iftiracı toplamaya çalışan avukatlardan biri de, Av. Hüseyin Küçük’tür.
İzmir Barosu avukatı olan Hüseyin Küçük de hiçbir tanışıklığı olmadığı halde Zeynep Yalçın, Mukbil Yalçın, Ebru Altan, Beril Koncagül (Yeni adıyla Alin İzgi Demir) ve Çağla (Çelenlioğlu) Doğan gibi tutuklularla görüşme gerçekleştirmiştir. Ebru Altan, Mukbil Yalçın ve Zeynep Yalçın bu avukatın art niyetini sezmişler, oyunlarına aldanmamışlardır. Ebru Altan ve Zeynep Yalçın meslek etiğine aykırı söylemleri sebebiyle kendisi hakkında şikayet dilekçesi yazmışlardır. Çağla (Çelenlioğlu) Doğan ve Beril Koncagül ise Av. Hüseyin Küçük’ün baskı ve korkutmalarına dayanamamışlar, cezaevinden kurtulmak için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya mecbur kalmışlardır.
Beril Koncagül ve Av. Hüseyin Küçük arasındaki iletişim, şahsın 5 Ocak 2019 tarihli etkin pişman ifadesinde şöyle vurgulanmıştır:
“… İKİMİZ AVUKAT HÜSEYİN KÜÇÜK İLE KONUŞTUK VE BİZ ÇAĞLA İLE BERABER KOĞUŞTA BİLDİKLERİMİZİ SAVCILIĞA AYRI AYRI DİLEKÇE HALİNDE ÖRGÜT HAKKINDAKİ TÜM BİLDİKLERİMİZİ DOĞRU BİR ŞEKİLDE YAZIP GÖNDERDİK.”
Daha da ilginç olan, o esnada avukatı farklı bir kişi olmasına rağmen etkin pişman Beril Koncagül’ün 12.02.2019 tarihinde yapılan fotoğraf teşhisine de Av. Hüseyin Küçük’ün girmiş olmasıdır. Bu durum etkin pişman toplamak için cezaevlerini dolaşan söz konusu avukatların yönlendirdikleri kimseleri herhangi bir aksaklık çıkmasın diye her aşamada kontrolleri altında tutmaya çalıştıklarının da bir göstergesi olmuştur.
SÖZ KONUSU ADNAN OKTAR OLDUĞUNDA YAPILAN HUKUKSUZLUKLARI MÜBAH GÖREN YAKLAŞIM BUGÜN YAŞANANLARA ZEMİN HAZIRLAMIŞTIR
Müvekkilin, bazı avukatlar eliyle etkin pişman devşirme metodunun hukuksuzluğuna ve buna göz yumulacak olursa ileride benzerlerine başka davalarda da sıklıkla rastlanacağına ilişkin uyarıları ise bir kısım çevreler tarafından fikir ve inanç farklılığı nedeniyle göz ardı edilmiştir. Bir kısım çevreler ise ideolojik husumetle bu hukuksuzlukları alkışlayarak, destekleyerek, halka da güya “Olması gereken bu, son derece olağan bir süreç işliyor” telkinleri vererek yok saymışlardır. Tüm bu tutumlar da bugün yaşanan hukuksuzluklara zemin hazırlamıştır.
Geçtiğimiz günlerde İBB Davası’yla ilgili olarak “Türkiye Bu İki Avukatı Konuşuyor”, “Kim Bu Avukat Recep Yana Döne İtirafçı Arıyor?”, “Cezaevinde İtirafçı Arama Telaşı” ve “Türkiye Bu Skandalı Konuşacak” başlıklarıyla basına yansıyan haberler kamuoyunun malumudur. Haberlerde anlatılan, Recep Seyhan isimli avukatın -TIPKI ADNAN OKTAR DAVASINDAKİ AV. FUAT SELVİ’NİN YAPTIĞI GİBİ- “VEKALETİ OLMAMASINA RAĞMEN CEZAEVLERİNİ DOLAŞIP İBB DAVASI TUTUKLULARIYLA GÖRÜŞTÜĞÜ ve ETKİN PİŞMAN OLMALARI İÇİN BASKI YAPTIĞI” iddiaları ise, müvekkil Adnan Oktar’ın bu konudaki uyarılarında ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Halk TV’nin YouTube Kanalından izleyebileceğiniz “Türkiye bu iki avukatı konuşuyor” başlıklı haber videosu ve yayın linki https://www.youtube.com/watch?v=qLmy31NL5CY
12 Mart 2026 tarihli gazetepencere.com isimli internet haber sitesinin “Kim bu avukat Recep Seyhan, YANA YANA İTİRAFÇI ARIYOR” başlıklı Manşet Haberi
12 Mart 2026 tarihli Yeniçağ Gazetesinde yayınlanan “Murat Emir Tek Tek Açıkladı”, “Cezaevinde İtirafçı Arama Telaşı” başlıklı haber ve yayın linki: https://www.yenicaggazetesi.com/ekrem-imamoglunun-yargilandigi-ibb-davasinda-recep-seyhan-uzerinden-itirafci-yaratma-krizi-1008455h.htm
13 Mart 2026 Tarihli T24 internet Haber Sitesinde yayınlanan “CHP’li Murat Emir: İtirafçı Devşirmeye Çalışan Avukat Recep Seyhan’ın Karanlık Sicilini Açıklıyorum” başlıklı haber ve yayın linki:
Burada dikkat çeken bir diğer husus ise İBB Davası’na ilişkin konu hakkında açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Murat Emir’in, adı geçen avukatların yürüttükleri baskı ve zorlamalarla tutuklular arasından etkin pişmanlar oluşturma çabası hakkında “İTİRAFÇI DEVŞİRME ÇALIŞMASI” ifadesini kullanmış olmasıdır. Bu son derece doğru ve yerinde bir tespittir. Dikkat edilirse bu “devşirme” ifadesini ilk kullanan müvekkil Adnan Oktar’dır.
Av. Fuat Selvi’nin vekaletnamesi olmamasına rağmen o dönemde müvekkil Adnan Oktar ve cezaevindeki arkadaşlarını ziyaret ederek onlara “Devlet sizin üzerinizi çizdi, bir daha ne Adnan Oktar ne de siz gün yüzü göremeyeceksiniz, buradan ancak cenazeniz çıkar, eğer cezaevinden çıkmak istiyorsanız etkin pişman olun kurtulun” diyerek yaptığı hukuka aykırı tehdit ve baskıları müvekkil Adnan Oktar “ETKİN PİŞMAN DEVŞİRME METODU” olarak nitelendirmiştir.
İBB Davası’nda da -TIPKI MÜVEKKİL ve ARKADAŞLARININ YARGILANDIĞI DAVADAKİNE BENZER ŞEKİLDE- ETKİN PİŞMAN DEVŞİRMEYE ÇALIŞAN AVUKATLAR ÇIKMASI ve bu konunun başta Sayın Özgür Özel olmak üzere tüm CHP’liler tarafından haklı olarak gündem yapılması, konunun öneminin anlaşılması için dikkat çeken bir dönüm noktası olmuştur.
Görüldüğü üzere, Adnan Oktar Davası’nın soruşturma ve duruşma aşamalarında bazı basın tarafından coşkuyla karşılanan ve büyük manşetlerle kamuoyunu yönlendirmek üzere sunulan etkin pişman sanık hikayelerinin benzerleri bugün hemen hemen tüm siyasi davalarda kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.
“İftira at, kurtul” anlayışıyla kimi insanlar belki cezaevi tehdidinden kurtulmaktadır ama diğer insanların haksız cezalarla ömür boyu özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. İnsanları yalan söylemeye, iftira atmaya ve bencilliğe teşvik eden bu sistemin toplum düzeni, huzur ve güvenliği açısından da ne kadar büyük bir tehlike içerdiği göz ardı edilmemelidir. Yalan söylemeye ve iftira atmaya yönlendirilen vatandaşların oluşturduğu toplumun birliğini ve dirliğini muhafaza edemeyeceği açıktır. Adaleti sağlamak için kurulan müesseselerin art niyetli şekilde işletilmesi sadece o dosyada adı geçenlerin değil, çok sayıda masum insanın da mağdur olmasına sebep olmaktadır.
Bu mağduriyetlerin hiçbir vatandaş tarafından yaşanmaması için, etkin pişmanlık kanununun yeniden düzenlenmesi gerektiği görülmektedir. Somut delille desteklenmeyen etkin pişman beyanının yok sayılması, sırf beyana dayanarak hüküm kurulmamasının sağlanması, adil ve hakkaniyetli kararlar verilmesi, yalanlarla ve iftiralarla insanların mağdur edilmesinin önüne geçilmesi için şarttır.
Saygılarımızla kamuoyunu bilgilerine sunarız. 06.04.2026
0 Yorumlar