İSTANBUL 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE
KONU: 10.07.2024 tarihinde tanık olarak dinlenen Müge Öğütçü’nün beyanlarına karşı müvekkil Adnan Oktar’ın savunmasının sunumudur.
AÇIKLAMALARIMIZ:

1. MÜGE ÖĞÜTÇÜ HUZURDAKİ DOSYAYA DAİR BİR TANIKLIĞI OLMADIĞINI SÖYLEDİĞİNDEN BEYANLARI HÜKME ESAS ALINAMAZ
Müge Öğütçü Mahkemeniz huzurunda verdiği ifadesinde, birkaç defa yargılama konusu olan “yeniden yapılanma” iddiasına dair hiçbir bilgisi olmadığını ifade etmiştir:
MAHKEME BAŞKANI: Avukatlar dışında bu güncel yapılanma ile ilgili bildiklerin var mı isimler?
TANIK MÜGE ÖĞÜTÇÜ: BAŞKANIM HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM. Çünkü ben ...
MAHKEME BAŞKANI: Pınar Demir, Dilşat Kurt, Esra Saraçoğlu, Aslı Efeoğlu, Emine Mine Kalça. Güncel yapılanma ama tabi eski olaylar değil yani cezaevine Girdikten sonraki süreçte işte örgütü diri tutma iddiaları var bizim
TANIK MÜGE ÖĞÜTÇÜ: EVET, HİÇBİR BİLGİM YOK. BAŞKANIM yani...
MAHKEME BAŞKANI: Birde medya yapılanması iddiası var.
TANIK MÜGE ÖĞÜTÇÜ: Onlar hakkında bildiklerim işte basında tutuklanmışlar içeri girmişler fakat niye girdiklerine dair hatta kimlerin girdiğini bile tam olarak bilmiyorum Çünkü neden diyeceksiniz ben artık etkin pişman olduktan sonra kendi ailemle yaşamaya başladım. iki tane yaşlı aile üyem var biri dayım geçen sene vefat etti hastalanıp. Bu senede annem hastalandı onlara bakıyorum birebir. Ayrıca örgütle her türlü ilgimi kestim yani ...
MAHKEME BAŞKANI: Sen cezaevinden çıktıktan sonra etkin pişman oldun herhalde, O ZAMAN İÇERİDEKİ SÜREÇTE İKEN ZATEN BİLMİYORSUN GÜNCEL YAPILANMAYLA İLGİLİ.
MAHKEME BAŞKANI: Siyasal ve yargı alanında lobi faaliyetleri yürütülmeye çalışıldığı yönde bir iddialar
TANIK MÜGE ÖĞÜTÇÜ: ONLARI BİLEMEM, BİLEMEM BAŞKANIM.
MAHKEME BAŞKANI: Peki tanıklar ve mağdurlara veya ailelerine baskıyla veya para karşılığı Hani farklı şekilde beyanlar verdirtme yönünde bazı iddialar anlatımlar oldu bilgin var mı? O konuda.
TANIK MÜGE ÖĞÜTÇÜ: Yok o konularda da yok, olamaz. Çünkü dediğim gibi şimdi ben tahliye olduktan sonra bir sene kelepçeliydim evde yani Zaten örgüt Üyeleriyle zaten görüşmek de istemiyordum. O bana kılıfta oldu çok şükür. Yani evden çıkamıyorum, onlarda bana gelemiyordular.
Sayın Başkanın da tanığın ifadesini aldığı esnada, “Sen cezaevinden çıktıktan sonra etkin pişman oldun herhalde, O ZAMAN İÇERİDEKİ SÜREÇTE İKEN ZATEN BİLMİYORSUN GÜNCEL YAPILANMAYLA İLGİLİ” sözleriyle dile getirdiği üzere, Müge Öğütçü’nün bu yargılamanın konusu olan isnatlar hakkında hiçbir bilgisi bulunmamaktadır. Aşağıda detaylı olarak izah ettiğimiz üzere etkin pişman ifadesi de baştan sona çelişkilerle doludur. KONUYA DAİR BİLGİSİ OLMADIĞINI BEYAN EDEN BİR ŞAHSIN KONUYLA İLGİLİ TANIKLIĞI OLDUĞUNDAN BAHSETMEK VE İFADESİNİ HÜKME ESAS ALMAK HUKUKEN İMKANSIZDIR. Bu kişi etkin pişmanlık ifadesinde de doğru söylemediğinden söylemlerinin kabul görmesi hukuka uygun değildir.
2. AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU TARAFINDAN MÜGE ÖĞÜTÇÜ’YE MESAJ GÖNDERİLDİĞİ İDDİASI DOĞRU DEĞİLDİR
Malum olduğu üzere Müge Öğütçü adlı şahsın vermiş olduğu etkin pişman ifadesinde güya Av. Sinem Mollahasanoğlu tarafından kendisine bir sevgi mesajı iletildiğini iddia etmiş olması iddianamedeki isnatların temel dayanaklarından biri olarak kullanılmıştır. Öncelikle, bahse konu sözde mesajın teknik ve hukuki açıdan delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki söz konusu mesajın varlığının, müvekkil veya sanıklardan Av. Sinem Mollahasanoğlu ile hiçbir bağlantısı olduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için böyle bir mesajın olduğunu varsaysak dahi içeriğinde bir suç unsuru bulunmamaktadır. Müge Öğütçü tarafından flash disk içinde sunulmuş olduğu söylenen WhatsApp yazışmasının Av. Sinem Mollahasanoğlu tarafından gerçekleştirildiğine dair tek bir tane bile somut teknik delil yoktur. Üstelik, mesaj Müge Öğütçü’nün ifadesine göre 02.02.2020 tarihli olmasına rağmen, flash diskin içindeki kamera kaydında tarih 05.02.2022 olarak görülmektedir. ORTADA AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU TARAFINDAN GÖNDERİLDİĞİ GÖRÜLEN VEYA TESPİT EDİLMİŞ HERHANGİ BİR MESAJ YOKTUR. Flash diskteki görüntüde, Müge Öğütçü’nün olduğu iddia edilen telefonun başka bir telefon tarafından video kaydı yapılmakta ve WhatsApp’ta yeniden yükleme yapıldığı görülmektedir. Hiçbir güvenilirliği olmayan bu kayda dayanılarak hukuken delil olarak kullanılabileceğine dair bir sonuca varmak mümkün değildir.
Av. Sinem Mollahasanoğlu 27.05.2025 tarihinde huzurda yaptığı savunmada şunları söylemiştir:
“… teknik ve usuli açıdan açıklamak gerekirse iddia edilen kayıt WhatsApp yazışması olduğu belirtilmiş olmasına rağmen flash disk içinde sunulmuş, bu husus bunun teyit edilmesini bir kere gerektirir hatta zorunluluktur diye düşünüyorum, benim fotoğrafımla bir kıyaslama yapılıyor profil fotoğrafı kullanıcısı üzerinde, emniyette biri diyor ki bu Sinem Mollahasanoğlu, Müge Hanım onaylıyor, şöyle bir şey var flaş diskin içinde bir kayıt inceleniyor, Müge Hanım ifadesinde diyor ki 02.02.2020 tarihli kayıt, ama flash diskin içindeki kamera kaydında 05.02.2022 tarihli görünüyor bir anda bu mesaj, ben kaydı savcılık sorgum esnasında izledim, izledim diyorum çünkü ben önce dinleyeceğimi düşünüyordum hatta ifademde de kolluk ifademde ben kaydın bana dinletilmesini istiyorum dedim meğer video olarak sunulmuş, dolayısıyla ben bu kaydı izledim savcılıkta. Şöyle, başka bir telefondan Müge’nin olduğu iddia edilen telefon video kaydı alınıyor, yukarıdan çekiliyor başka bir telefonla, güya Müge’nin olan telefondaki konuşmalar yeniden yükleme şeklinde duruyor, hani böyle WhatsApp‘ta olur ya yukarı doğru gözükür yeniden yükleme olanlar, yeniden yükleme görünüyor, bu arada yeniden yükleme ile gelen mesajların delil olarak kullanılmayacağına ilişkin Yargıtay kararları var, bunu da belirtmekte fayda görüyorum, ayrıca sözde kayıt mesajının hemen ardından Müge Öğütçü tarafından gönderilmiş bir sesli kayıt var, o da yeniden yükleme görünüyor ve o kayıt çalıştırılmıyor. Bu kaydın içinde ve hiçbir sıhhati olmayan flash bellek, hiçbir sıhhati olmayan flash belleğin içinde böyle bir görüntü olduğundan bahsediyoruz ayrıca o esnada başka bir telefondan çekim yapılıyor, Müge‘ye ait olduğu iddia edilen telefondan başlama tuşuna basılıp da üçüncü bir telefondan başkaca bir ses dinlettirilmediği de belli değil, yani böyle bir mesaj var mı varsa gönderen ben miyim, gönderen bensem bile bu benim kaydım mı dinleniyor yoksa üçüncü bir telefondan bir ses mi geliyor belirtmekte fayda görüyorum, yani bu sözde delil üzerinden bunun anlaşılması mümkün değil, hiçbir açıdan bu kaydın bana ait olduğunu doğrulamıyor bütün dosya boyunca ve bu flash diskin içinde, tüm bunları kabul anlamına gelmemekle birlikte ki net olarak belirteyim ki Müge Öğütçü’ye böyle bir not iletmedim, Adnan Oktar'dan mesaj iletmedim kendisine, içeriğin iddianamede yazıldığı gibi olduğunu varsayalım, içinde tek bir baskı unsuru yok, talimat yok, tamamen sevgi notundan ibaret ve bunun Adnan Oktar'dan olduğuna ilişkin tek bir emare yok, yani kaydın gerçek olduğu düşünülse bile ben birinci tekil şahıs olarak bir anlatım yapıyorum, hani başka birindense bile kimden olduğu belli değil, ama sırf örgütsel olsun, işte emir talimatla olsun diye Adnan Oktar ile ilişkilendiriliyor. Bütün bunların kabul edilmesi mümkün değil ve ben de asla kabul etmiyorum …”
Burada önemli olan husus, bahse konu sözde mesajın Müge Öğütçü’nün etkin pişmanlık ifadesinin bir parçası olmasıdır. Müge Öğütçü’nün etkin pişmanlık ifadesi birçok çelişki ve gerçek dışı beyan içermektedir. Tek bir tane çelişki dahi bir ifadeyi güvenilmez hale getirirken, çok sayıda çelişkiden oluşan bir ifadeye itibar etmek mümkün değildir. Yargıtay kararları da bu yöndedir.
Müge Öğütçü 33 YIL BOYUNCA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN EN YAKIN ARKADAŞLARINDAN biri olmuş, YENİDEN CEZAEVİNE DÖNME TEHDİDİYLE KORKUTULUNCA 52 YAŞINDA etkin pişman olmak ve akılalmaz iftiralarla kendi iffetini ve namusunu dahi karalamak zorunda kalmış bir kadındır. 33 YIL müvekkil Adnan Oktar’ın yanı başında olan, kendisini deliler gibi seven, gençliğini, en güzel en sağlıklı en verimli yıllarını 19 YAŞINDAN 52 YAŞINA kadar müvekkil ve arkadaşlarının yanında vatana, millete, İslam’a hizmet için geçirmiş bir kişidir. Bu 33 yıl boyunca ne müvekkil Adnan Oktar’dan ne de arkadaşlarımızdan tek bir kere bile şikayette bulunmamış, olumsuz düşünce dahi ifade etmemiştir. Tam tersine, müvekkil Adnan Oktar’a olan hayranlığı, sevgisi, dostluğu, yakınlığı ve samimiyeti ile bilinen bir insan olmuştur.
Müge Öğütçü, yaşlı annesini, annesinin bakmak zorunda olduğu zihinsel engelli dayısını ve oldukça ağır psikiyatrik hastalığı olan kız kardeşini geride bırakarak suçsuz yere cezaevine konulmuş kişilerden biridir. Nitekim cezaevindeyken kız kardeşini kaybetmiş, kardeşinin cenazesine dahi gidememiştir. Tekirdağ cezaevinin zorlu şartlarına katlanmak zorunda kalmıştır. Kendisi iki kere bel ameliyatı geçirmiş, yarı yatalak konumda olan hasta bir insandır. İstanbul 30 ACM’de görülen 2019/313 E sayılı dosyada 10 bin yıllık astronomik cezaların açıklanmasından sonra, davanın husumetlileri tarafından tekrar hapse konulmakla korkutulmuş ve bu korkuya dayanamamıştır. Adnan Oktar Davası KORKUTARAK ETKİN PİŞMANLAR OLUŞTURMA VE ONLAR YOLUYLA MÜVEKKİLE İFTİRA ATMA YÖNTEMİ ÜZERİNE KURULU OLDUĞUNDAN, bu tuzağa düşen kişiler sayısız iftira yönelterek kendilerini kurtarma peşinde olmuşlardır. Çünkü etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmenin tek yolu, akla gelen her türlü iftirayı sanıklara yöneltmektir.
Müge Öğütçü’nün gerek Emniyette verdiği 26 sayfalık etkin pişman ifadesi gerekse İstanbul 30 ACM huzurundaki beyanı, suça dair bir tane bile somut delil veya karine dahi içermeyen, baştan sona magazinsel olarak gündem oluşturmayı hedefleyerek dosyanın husumetli müştekileri tarafından kurgulanmış bir hikayedir. Bunun en somut delili Müge Öğütçü’nün ifadelerindeki çelişkiler ve hayatın olağan akışıyla taban tabana zıt anlatımlardır.
Bu çelişkilere geçmeden önce, Müge Öğütçü’nün beyanına dayanılarak neden hüküm kurulmasının mümkün olmadığını görmek için, Müge Öğütçü’nün etkin pişman olması sürecine değinmek gerekir.
3. MÜGE ÖĞÜTÇÜ CANINI KURTARABİLMEK İÇİN İFTİRA ATMAYA MECBUR BIRAKILMIŞTIR
Müge Öğütçü, 33 yıl boyunca müvekkilin yanı başında yer almış, 1999 operasyonu da dahil olmak üzere birçok süreçten geçmiş, ama 2021 yılındaki etkin pişman ifadesine kadar hiçbir makama şikayeti olmamıştır. Eğer yeniden cezaevine dönme korkusu yaşamamış olsa bugün de halen şikayeti olmayacak bir insandır. İstanbul 30 ACM 2022/158 E sayılı dosyadaki beyanında “cezaevi koşullarını” anlattığı bölüm okunduğunda yaşadığı dehşet, korku ve paniğin boyutu daha iyi anlaşılacaktır:
Müge Öğütçü tutuklandıktan sonra Tekirdağ T Tipi KCİK’na gönderilmiş, kendisinin anlatımlarından da görüldüğü üzere koğuşa konulduğu anda şoka girmiştir.
- Daha önce İKİ DEFA AĞIR BEL AMELİYATI GEÇİRMİŞ, BELİNDE PLATİN PLAKA İLE YAŞAMINI SÜRDÜREN, YÜRÜMEKTE ZORLANAN, NEREDEYSE YARI ENGELLİ KONUMUNDA OLAN MÜGE ÖĞÜTÇÜ, Tekirdağ’da hayatı boyunca hiç yaşamadığı bir dehşet yaşamıştır. Nitekim cezaevinden arkadaşlarına yazdığı mektuplarda, hayatında ilk defa kötülükle tanıştığını, o güne kadar ne kadar temiz ve güzel bir dünyada yaşadığını daha iyi anladığını dile getirmiştir.
- Burada, CEZAEVİNİN EN SORUNLU VAKALARININ OLDUĞU, SALDIRGAN, SOSYOPAT KİŞİLİĞE SAHİP HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN BULUNDUĞU BİR KOĞUŞA ÖZEL OLARAK YERLEŞTİRİLMİŞTİR.
- Koğuşun kalabalıklığı bahanesiyle kendisine ranza verilmemiş; İKİ BÜKLÜM, BİR YERLERE TUTUNARAK YÜRÜYEBİLEN, EĞİLİP KALKAMAYAN BİR İNSAN OLARAK AYLARCA YERDE YATMAK ZORUNDA BIRAKILMIŞTIR.
- BULUNDUĞU KOĞUŞ DEFALARCA BİT VE UYUZ SALGINI SEBEBİYLE KARANTİNAYA ALINMIŞ; belindeki sakatlığın yanı sıra ileri derecede vertigo hastası olan Müge Öğütçü bu süreçte sık sık bayılma nöbetleri geçirmiştir.
- Tüm bunların ötesinde, KOĞUŞUNDAKİ DİĞER MAHKUMLAR TARAFINDAN SÜREKLİ ŞEKİLDE ÖLÜMLE TEHDİT EDİLEREK DARP EDİLMİŞ, HATTA BİR KERESİNDE BAŞINDA SANDALYE KIRILMIŞTIR.
Duruşmalar için Silivri’ye getirilene kadar bu dehşet verici koşullarda kalmış, 2019 Aralık ayında tahliye olmuştur. Maruz bırakıldığı tüm bu ağır koşullara rağmen Müge Öğütçü’nün, ne cezaevinde tutuklu kaldığı 17 aylık süre boyunca ne mahkeme huzuruna çıktığında müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarından herhangi bir şikayeti olmamıştır. Tahliye olmasıyla bu korkunç sürecin sona erdiğini düşünmüş, ancak bir süre sonra dosyanın husumetli müştekileri kendisiyle iletişime geçerek yeniden cezaevine konulacağı ve o koşullara döneceği konusunda tehditlerde bulunmuşlardır. İki kere bel ameliyatı olmuş ve yarı yatalak konumda olan, ileri yaştaki annesiyle birlikte çok zor koşullarda hayatını devam ettirmeye çalışan Müge Öğütçü husumetli müştekilere boyun eğmeyi tek çıkış yolu olarak görmüştür.
Nitekim ifadesinde dile getirdiği; “Arkadaş grubundan ayrıldığımı söyledim, bunun yeterli olacağını sanmıştım, ama etkin pişman olmam gerekiyormuş” beyanı da maruz kaldığı baskının ikrarı niteliğindedir:
Müge Öğütçü ifadesi, 09.09.2022, 2022/158 E.
Bugün İBB Davası sebebiyle kamuoyu tarafından artık yakından bilinen “istenilen içerikte ve yoğunlukta iftira atmadıkça ‘etkin pişman oldum’ demenin yeterli görülmeyip kişilerin tahliyesine karar verilmeyen” sistem Adnan Oktar Davası dosyasında 2018’den itibaren yoğun olarak uygulanmıştır. Müge Öğütçü’nün de “Yaşlı ve bakıma muhtaç annem ve dayımla kalıyorum, bir daha söz Adnan Oktar ve arkadaşlarıyla görüşmeyeceğim” teminatları yeterli olmamış, iftiralarla dolu beyan vermesi ve Mahkeme Salonu’nda da doğrudan müvekkile hakaret etmesi şart koşulmuştur. Bu hakaretlerin ve iftiraların ertesi gün basına manşet yapılması ve bu yolla yargının etki altına alınması çabaları da kumpasın devrede olduğunun göstergesi olmuştur.
Bu kadar ağır hasta bir insanın, ardında yaşlı ve hasta annesini bırakarak, yeniden darp edileceği, yerlerde yatacağı, sürekli bayılacağı, korona salgını sebebiyle belki de İÇERİDEN CENAZESİNİN ÇIKACAĞI KORKUNÇ BİR ORTAMA TEKRAR GİRMEMEK için can havliyle kendisine dayatılan yalan ve iftiralara imza atmak zorunda bırakıldığı aşikardır.
4. MÜGE ÖĞÜTÇÜ 33 YIL BOYUNCA ARKADAŞ GRUBU İÇİNDE ŞİKAYETÇİ OLACAĞI HİÇBİR ŞEY YAŞAMAMIŞTIR
Müge Öğütçü arkadaş grubunda kaldığı 33 YIL BOYUNCA, ELİNDE HER TÜRLÜ İMKAN OLMASINA RAĞMEN, hiçbir zaman müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarından şikayetçi olmamıştır. Çünkü hiçbir zaman şikayet etmesine sebep olacak en ufak bir rahatsızlık yaşamamıştır.
- 1999 yılında camiaya yönelik operasyon sırasında göz altına alınmış, polis, savcı, hakim ve devletin güvencesi altında olduğu halde ilgili makamlara herhangi bir konuda şikayette bulunmamış, yardım istememiştir.
- 1999 operasyonu esnasında 1 gün nezarette kalarak Emniyetten salıverilmiş; müvekkil Adnan Oktar ise tutuklanmıştır. Kendisi dışarıda, müvekkil cezaevinde olmasına rağmen bu aşamada da hiçbir şikayette bulunmamış, camiadan da ayrılmamıştır.
- 2018 yılındaki polis operasyonunda da gözaltındayken savcı ve hakim karşısına çıktığında veya cezaevindeyken yine şikayette bulunmamış, bilakis müvekkili ve camiadaki diğer kişileri överek savunmuştur.
- Eğer gerçekten iddia ettiği gibi yıllar boyunca cinsel saldırıya, tecavüze, şiddet ve dayağa maruz kalıyor olsa, daha operasyonun ilk dakikasında güya “kurtarılmış” olmanın sevinciyle hemen polislere sığınması, gözyaşları içinde yaşadıklarını anlatması beklenirken, en ufak bir şikayet dahi dile getirmemiştir.
- Tam tersine, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmadan önceki dönemde, mahkeme huzurunda da hakimlerin, savcının, jandarmanın önünde müvekkil ve arkadaşlarını hararetle savunan son derece candan, samimi ifadeler vermiştir.
- Arkadaş grubundayken yıllarca Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde çalışmasına ve elinin altında her türlü iletişim aracı olmasına rağmen, o dönemde de kimseden yardım istememiştir.
- Simultane tercüman olarak yıllarca çalışmıştır, çevirmenlik yapmıştır. Elinin altında her zaman bilgisayar ve internet bağlantısı olmuştur. Bu yollarla çok kolaylıkla ihbarda bulunabilme, ailesinden, polisten yardım isteyebilme imkanına sahip olmasına rağmen bunu yapmamıştır.
- Birlikte çalıştığı ve iş sonrasında da eczanesine giderek vakit geçirdiği arkadaşı Billur isimli kişi, bir gün aniden onunla ve camiayla görüşmeyi kesmiştir. 33 yıldır içinde bulunduğu camiada isteyen kişilerin istediği gibi ayrılıp gittiği yüzlerce örnek görmüştür. Dileyen her kişinin hiçbir müdahaleye maruz kalmadan camia ile ilişkisini kesebildiğini görmesine rağmen bunu yapma gereği duymamıştır. Çünkü hiçbir zaman müvekkil ve arkadaşlarından ayrılmayı düşünmemiştir.
2021 yılında etkin pişman olup birçok iftira ve karalamada bulunmasının sebebi ise cezaevine yeniden dönme ihtimalinden dehşete kapılmış olmasıdır.
5. MÜGE ÖĞÜTÇÜ’NÜN İFADESİNDE ONLARCA ÇELİŞKİ VARDIR, BU ÇELİŞKİLERİN AÇIĞA ÇIKMASINDAN PANİĞE KAPILMAKTADIR
Operasyonun ilk gününden itibaren ana dava dosyasında, tahliye edilmenin ve suçlamalardan kurtulmanın tek yolu “Adnan Oktar’a cinsel saldırı ve istismar iftirasında bulunmak” olmuştur. Müge Öğütçü onlarca örnekle bu sistemin “çalıştığını” görmüştür. Bu sebeple 15.04.2021 tarihli etkin pişman Emniyet ifadesinin temel kurgusunu, müvekkil Adnan Oktar’ın güya kendisine cinsel saldırıları ve sözde şiddet uyguladığı iftiraları oluşturmuştur.
Etkin pişman ifadesindeki yalanlara göre 30 yıl içinde güya 3 kere cinsel saldırıya maruz kalmıştır. Ancak bu cinsel saldırı hikayelerinin çirkin ve akılsızca kurgulanmış iftiralar olduğu İstanbul 30 ACM 2022/158 E sayılı dosyanın duruşması esnasında açığa çıkmıştır. Nitekim Mahkemeniz huzurunda vermiş olduğu tanıklık beyanı esnasında, müvekkil Adnan Oktar “çelişkileri açığa çıkarmak” amacıyla soru yöneltmeye başlar başlamaz Müge Öğütçü’nün kontrolsüz ve saldırgan bir üslup kullanmasının sebebi de yalanlarının açığa çıkacak olmasından duyduğu paniktir. Müge Öğütçü’nün gergin, saldırgan ve kontrolsüz üslubu, halkın dahi çok iyi bildiği, doğru beyan vermeyen insanların yalanlarını örtbas etmek için kullandıkları bir karşı atak taktiğidir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki müvekkil Adnan Oktar Müge Öğütçü’nün cinsel içerikli hiçbir söylemini kabul etmemektedir. Kendisi Allah’ın Kuran’da belirlediği sınırlara göre yaşayan, haram ve helal konusunda titiz olan bir insandır. Aşağıdaki maddelerdeki anlatımlar “asla doğru olmamakla birlikte, bir an için söylediği doğru kabul edilse” dahi yaklaşımıyla, ifadelerindeki mantıksızlığın ve çelişkilerin gösterilmesi için dile getirilmektedir.
Müge Öğütçü’nün tanık olarak beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığının en önemli hukuki sebebi, “beyanlarının çelişkili olması” ve kendisini kurtarmak için iftira atmak güdüsüyle hareket ediyor olması olduğundan, bu çelişki ve yalanlarına kısaca değinmek yerinde olacaktır. Zira içtihatlar ve kanunlara göre, tanığın kişiliğinin görülmesi beyanlarının değerlendirilmesi hususunda önemli bir ölçüdür.
5.1 Müge Öğütçü 30 yıl içinde 3 defa cinsel saldırıya maruz kaldığını öne sürmekte, bir yandan da ana dava iddianamesi yayınlanana kadar sözde cinsel sömürü düzeni olduğundan haberi olmadığını iddia etmektedir
Müge Öğütçü, Emniyetteki etkin pişmanlık ifadesinde 3 defa tecavüze uğradığını iddia etmiş, fakat aynı ifadede ve İstanbul 30 ACM 2022/158 E sayılı dosyanın duruşmasındaki beyanında iddia edilen sözde CİNSEL SÖMÜRÜ SİSTEMİNDEN HABERİNİN OLMADIĞINI söylemiştir.
İddiasına göre 2018’deki operasyonun ardından açıklanan iddianame ile sözde örgütte güya cinsel sömürü düzeni olduğunu “anlamış” ve 33 yıl sonra yaşadığı bu “aydınlanma” ile sözde örgütten uzak durması gerektiğine kanaat getirmiştir. Her nasılsa bu kanaati gözaltına alınınca değil, 17 ay tutuklu kaldığı sürede değil, 90 gün devam eden duruşmalar boyunca da değil, 10 bin yıllık kendisinin dehşete kapıldığı cezalar verildikten sonra oluşmuştur.
Güya 3 defa tecavüze uğrayan bir kadının bulunduğu ortamda sözde bir cinsel sömürü sistemi olduğunu anlayamaması için organik bir anlayış sorunu ve algı bozukluğuna sahip olması beklenir. Oysa Müge Öğütçü Boğaziçi Üniversitesini derece ile kazanmış son derece zeki bir kadındır. Müge Öğütçü kendi beyanlarına göre daha 19-20 yaşındayken Paris, Londra metrolarını ezbere bilen, pilot olan babası sayesinde tüm dünyayı görmüş, çok uluslu dev şirketlerde çalışmış bir insandır. Böyle bir insanın bir değil, iki değil, “üç defa” güya tecavüze uğraması ve sonrasında da güya kesintisiz cinsel tacizlere maruz kalması durumunda sözde bir sömürü sistemi içinde olduğunu anlayamaması mümkün değildir. Müge Öğütçü’nün 33 yıl sonra (10 bin yıllık cezalar alınınca) birdenbire “açılan şuuru”nun asıl sebebi yeniden cezaevine dönmek korkusudur. Bu dehşetten kendini kurtarabilmenin tek yolu iftira atmak olduğundan kendisi için belirlenmiş kurguyu dile getirmektedir.
Ayrıca Müge Öğütçü’nün beyanına göre sözde maruz kaldığı ilk tecavüz güya 1994 yılında yaşanmıştır. Sonrasında birkaç defa daha bu tekrarlanmıştır. Bu durumda şu soruların cevaplanması gerekir:
- 1994’ten sonra “aydınlanma” yaşadığı 2021 yılına kadar, yaklaşık 30 yıl boyunca, hangi kadın güya kendisine tecavüz eden insan ile her gün görüşmeye devam eder ve aynı hayatı paylaşır?
- Hangi kadın güya tam 30 yıl boyunca kendisine tecavüz eden insanla aynı davayı, aynı ideali paylaşır? Onunla birlikte ilmi bir mücadele verir, (kendi beyanına göre) onun yazdığı kitapları hiçbir ücret beklemeden tercüme eder?
- Hangi kadın güya kendisine tecavüz eden insana olan sevgisini sosyal medyada veya mahkeme huzurunda defalarca anlatır?
Müge Öğütçü, Emniyet ve mahkeme ifadelerine göre 33 YIL BOYUNCA,
- Her gününü müvekkil Adnan Oktar ile geçirmiştir
- Tüm vaktini müvekkil Adnan Oktar’ın eserlerini tercüme ederek değerlendirmiştir
- A9 TV yayınlarının simultane tercümelerini üstlenmiştir
- Var gücüyle müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi mücadelesine destek vermiş ve onunla aynı inancı paylaşmıştır.
Sırf bu durum bile cinsel saldırı, taciz, tecavüz, sömürü iddialarının doğru olmadığını göstermekte, Müge Öğütçü’nün hukuki yarar sağlayabilmek adına yalan beyanda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda huzurda vermiş olduğu tanık beyanına itibar edilmesi ve bu beyanın hükme esas olarak kullanılması mümkün değildir.
5.2 Müge Öğütçü müvekkilin 5-6 kadınla birlikte cinsel ilişkide olduğuna şahit olduğunu öne sürmekte, bir yandan da müvekkilin sağlığıyla ilgili yalanlar söylemektedir
Müge Öğütçü İstanbul 30 ACM’de vermiş olduğu ifadesinde hayret verici şekilde çirkin ve hakaretlerle dolu bir üslup kullanmıştır. Kötü söz her zaman sahibine aittir. Ancak bu durum husumetli müştekiler tarafından nasıl bir baskı altına alındığını ortaya koymaktadır. Kendisini güya kibar, nezih, naif bir insan olarak tanımlayan yaşı ilerlemiş bir kadının bu kadar rahat hakaret üslubu kullanması, kendi iffet ve namusunu kendi anlatımıyla lekelemesi etkin pişmanlık müessesinin ne kadar acımasızca kullanıldığını gösteren ibretlik bir örnek olmuştur. Müvekkil Adnan Oktar da bu sebeple kendisine acımakta ve şefkat duymaktadır.
2018’de ilk gözaltına alındığında Emniyet ve savcılık ifadelerinde, daha sonra çıkarıldığı Sulh Ceza Mahkemesinde, tutukluluk değerlendirme için katıldığı her duruşmada, İstanbul 30 ACM’de yapılan yargılamada ilk ifadesinde, savunmasında ve son sözünde tüm gücüyle müvekkil Adnan Oktar’a sevgisini anlatan Müge Öğütçü, 2021’de etkin pişman olmasının ardından basında karalama malzemesi yapılacak bir üslubu özellikle kullanmaya mecbur edilmiştir. Ancak her yalanda olduğu gibi bu yalan ve karalamada da birçok çelişki ortaya çıkmıştır.
Müvekkil cinsel ilişki iddialarının hiçbirini kabul etmemektedir. Ancak Müge Öğütçü’nün beyanlarıyla hedeflediği amacın samimiyetten son derece uzak olduğunun görülmesi açısından şu hususlara dikkat edilmesi önemlidir:
- Müge Öğütçü müvekkilin 6 kadınla aynı anda cinsel ilişkiye girecek beden gücüne sahip olduğuna şahit olduğunu söylemektedir.
- Bu kadınların herhangi bir zorlamaya maruz kaldığından hiç bahsetmemektedir. İfadelerinden anlaşılan bu kadınlar yaşadıklarından razı ve hoşnuttur.
- Müge Öğütçü’nün kendisi de bu ortama dahil olmaktan hiçbir rahatsızlık duymamıştır. Zira bu olayın ardından 30 yıl boyunca müvekkille dostluğunu ve yakınlığını devam ettirmiştir.
- Müvekkilin duruşmalar sırasındaki ısrarlı sorularına rağmen bu kadınların adını hiçbir zaman vermemiş olması da dikkat çekicidir.
Müge Öğütçü’nün bu beyanlarından -kendisi de dahil- zorla, baskıyla cinsel birlikteliğe mecbur bırakılan kadınların varlığından bahsetmek mümkün değildir. Tam tersine, Müge Öğütçü’nün ifadesinde anlatılan tablodan; isteyerek ve zevk alarak kendi rızalarıyla ilişkide bulunan kadınlardan ve tüm bu kadınları mutlu eden bir müvekkilden bahsedilmektedir. Müvekkil hiçbir şekilde bu anlatımları ve cinsel birlikteliği kabul etmemektedir, ancak bu anlatılan kurguda hukuken bir cinsel saldırıdan bahsetmek de mümkün değildir.
Müge Öğütçü hukuki menfaat sağlamak ve cezaevine geri dönmekten kurtulabilmek için, kendisine dayatılan kurguyu destekleyen gerçek dışı beyanlarda bulunmuş, ancak bu beyanları ifade ederken sayısız çelişki oluşmuş, içindeki duygularını saklayamamış, bu yüzden de doğru söylemediğini açık etmiştir. Bu derece aleni çelişkili beyanlarda bulunan birinin tanıklığına itibar edilemeyeceği de açıktır.
5.3 Müge Öğütçü güya müvekkilin kendisiyle zorla ilişkide bulunduğunu öne sürmekte, bir yandan da başkalarına bu sözde ilişkiden ne kadar zevk aldığını anlattığını söylemektedir
Müge Öğütçü güya müvekkilin kendisine cinsel saldırıda bulunduğu bir olayı anlatırken, sözde tecavüzden sonra diğer kadınlara ne kadar zevk aldığını anlattığını dile getirmiştir. Bu kurgu hikayeye göre, müvekkil Adnan Oktar ile güya zorla cinsel birliktelik yaşamış, sonrasında evde bulunan diğer kadınlara yine güya zorla yaşadığı zevkin büyüklüğünü anlatmıştır. Ancak anlatımında güya zorla ilişki yaşamaktan kaynaklanan bir acı, zorlama, rahatsızlık, ya da kayganlaştırıcı kullanmak gibi bir yönteme başvurulduğuna dair hiçbir detay yoktur. Çünkü hiçbir ilişki yaşanmamıştır, hiçbir zorlama, şiddet, baskı, saldırı yoktur.
- Dünyanın hiçbir yerinde gerçek bir tecavüz olayından sonra bir kadının başkalarına ne kadar zevk aldığını anlatabilmesi hiçbir koşul altında mümkün değildir. Bu kurgular, gerçek tecavüz mağdurlarına bir nevi hakaret niteliğindedir.
- Gerçekten tecavüze uğramış bir kadının maruz kaldığı saldırıdan sonra değil ne kadar zevk aldığını anlatabilmek, konuşmaya güç yetirebilmesi bile imkansızdır.
- Tecavüz çok ağır bir travmadır. Müge Öğütçü’nün gerçekten tecavüze uğramış olsa sinir ve ağlama krizleri geçirmesi beklenirken, ne kadar zevk aldığını anlatabilecek gücü bulması çok şaşırtıcıdır.
- Eğer gerçekten anlattığı gibi bir cinsel ilişki yaşadıysa ki müvekkil asla bunu kabul etmemektedir, anlattıklarından anlaşılan; bu zorla gerçekleşen bir eylem olmamış, tam tersine Müge Öğütçü’nün sonrasında konuşacak ve duygularını paylaşacak kadar mutlu olduğu bir durum olmuştur.
- Böyle sözde travmatik ve dehşet verici bir durumdan sonra dahi Müge Öğütçü hiçbir kişiye veya kuruma bir şikayette bulunmamış, şikayette bulunmak bir yana her gün müvekkille görüşmeye kendi isteğiyle devam etmiştir.
- Tek başına bu anlatım dahi ortada bir tecavüz, cinsel saldırı veya istismar olmadığının anlaşılması için yeterlidir.
5.4 Müge Öğütçü güya çok safiyane niyetle daha çok sevap kazanmak amacında olduğunu iddia etmekte bir yandan da porno yıldızlarına benzeyen fotoğraflar çektirdiğini anlatmaktadır
Müge Öğütçü’nün ifadelerindeki en temel çelişkilerinden biri de; bir yanda son derece naif, iyi niyetle hareket eden, safiyane bir tutumla sevap kazanmak için arkadaş grubuna katılmış bir Müge Öğütçü vardır. Bu Müge Öğütçü her şeyden habersiz, dünyadan kopuk, çevresinde ne olup bittiğini bilmeyen, ancak 2018 yılındaki operasyondan sonra aradan geçen 33 yılın ardından birdenbire “aydınlanan” ve güya “cinsel sömürü düzeni” içinde olduğunun farkına varan bir kadındır. Diğer Müge Öğütçü ise, daha 19-20 yaşındayken Paris ve Londra’da tek başına gezen, tüm dünyayı dolaşan, dünya çapında büyük şirketlerde çalışan, simultane tercümeler yapan, müvekkil Adnan Oktar’ın güya 5-6 kadınla birlikte cinsel ilişkiye girdiği ortamlara şahit olan, güya cinsel saldırıya uğradıktan sonra diğer kadınlara ne kadar zevk aldığını anlatan, dahası porno yıldızlarına benzemek için fotoğraflar çektiren bir Müge Öğütçü’dür.
Müge Öğütçü’nün ifadesinde geçen “porno yıldızına benzeme” çabasındaki fotoğrafları basına da bolca yansımıştır.
(https://haberiskelesi.com/2021/04/29/bogazicili-kedicik-itirafci-oldu-dayak-da-var-tecavuz-de) Basında yer alan bu fotoğraflardan bazıları şöyledir:
Elbette Müge Öğütçü’nün nasıl fotoğraf çektirmekten hoşlandığı ve nerelerde yayınlanmasını istediği kendi seçimidir. Ancak bu fotoğraflarda görülen yüz ifadesinin herhangi bir baskı, zor altında kalma ya da dayatma ürünü olmadığı sıradan bir vatandaş tarafından dahi bakar bakmaz anlaşılabilecek bir gerçektir.
5.5 Müvekkil Adnan Oktar’ın Sorduğu Sorular Müge Öğütçü’nün Yalan ve Çelişkili Beyan Verdiğini İspatlamak Amaçlıdır
27.05.2025 tarihli duruşmada Müge Öğütçü tanık beyanını verdikten sonra müvekkil Adnan Oktar tanığa soru sormak istemiştir. Çelişkiyi ortaya çıkarabilmek için de etkin pişmanlık ifadesine ve İstanbul 30 ACM 2022/158 E sayılı dosyanın duruşmasında verdiği beyana gönderme yaparak soru sormak istemiştir. Sayın heyetinizin de şahit olduğu üzere müvekkil daha sorusunu tamamlamadan Müge Öğütçü aşırı gergin ve saldırgan bir tepki göstermiştir. Müge Öğütçü’nün bu tepkisinin sebebi İstanbul 30 ACM’de müvekkilin kullandığı soru tekniğinin iftira attığını hemen ortaya çıkarmış olması, huzurda da doğruları söylemediğinin açığa çıkacağını anlamasıdır.
Müvekkil Adnan Oktar İstanbul 30 ACM’deki duruşmada Müge Öğütçü’nün çelişkilerini ortaya çıkaracak bir yöntem izleyerek kendisine art arda, seri sorular yöneltmiştir. Bunu yaparken de Müge Öğütçü’nün huzurdaki ifadesinde dile getirdiği iftiraları kendisine birer birer hatırlatmış, iddia ettiği sözde aşamaları peş peşe sorular şeklinde sorarak BEYANINDAKİ ÇELİŞKİLERİN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAMIŞTIR.
Müvekkilin sorduğu sorularla çelişkilerin açığa çıkması, Müge Öğütçü’nün etkin pişmanlık ifadesindeki yalanlarla kamuoyunda algı oluşturup yargıyı etkilemeyi amaçlayan kumpasçıların oyununu bozmuştur. Kamuoyunun yalanları görmesini engellemek için de hukuka aykırı bir şekilde müvekkilin duruşma esnasındaki görüntüsünden bir kesit alınıp yayınlanarak sanki müvekkil cinsel ilişkiyi kabul etmiş gibi, "ben yaptım" itirafı varmış gibi bir görünüm ortaya çıkması istenmiştir. Oysa, Müge Öğütçü’nün tamamı iftiradan ibaret olan iddialarını müvekkil Adnan Oktar HİÇBİR AŞAMADA ASLA KABUL ETMEMİŞTİR.
Müvekkilin gerek İstanbul 30 ACM gerekse huzurdaki soruları, her türlü cinsel saldırı, istismar ve ilişki iddiasının doğru olmadığını ETKİN PİŞMAN SANIĞA İTİRAF ETTİRMEK AMAÇLI sorulardır. Çünkü anlatılan hikayedeki ana unsurlardan biri yalansa, hikayenin bütünündeki her şey yalandır. Nitekim, etkin pişman sanık Müge Öğütçü bu itirafı yapmak zorunda kalmıştır.
Müvekkil Adnan Oktar’ın ısrarlı soruları karşısında cevaplarında çelişkilere düşen Müge Öğütçü, yukarıdaki soru üzerine BİR KEZ DAHA İFADE DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA KALMIŞTIR:
Müge Öğütçü, etkin pişman olabilmek için suç atmak mecburiyetinde olduğundan sürekli yalan söylemek zorunda kalmış, yalanları aşama aşama ortaya çıkmıştır. Yaptığı suçlamaları sürekli olarak değiştirmek zorunda kalmıştır. Örneğin müvekkilin 32 yıllık imam nikahlı eşi olduğu yalanını söylemiş, ardından 32 yıl boyunca imam nikahı ile evli olduğu bir kişi ile sadece üç kere birliktelik yaşadığını iddia etmiştir. Sonrasında da yukarıdaki ifadesinde görüldüğü gibi herhangi bir birliktelik yaşanmadığını, yani ortada cinsel birliktelik veya cinsel saldırı gibi bir şeyin olmadığını itiraf etmek zorunda kalmıştır.
Görüldüğü gibi Müge Öğütçü’nün anlatımlarının kurgu ve iftira hikayeler üzerine kurulu olduğu, seri şekilde soru sorulması durumunda açıkça ortaya çıktığından, müvekkil Adnan Oktar soru sormaya başlar başlamaz saldırgan ve panik bir üslup kullanmıştır. İstanbul 30 ACM’de olduğu gibi iftiralarının anlaşılmasından çekinmiştir. Ancak müvekkil duruşmaya SEGBİS’le katılmak zorunda kaldığından sorularını devam ettirememiş, heyetinize birkaç defa talepte bulunmasına rağmen, sorularını tamamlayamadan Müge Öğütçü apar topar huzurdan ayrılmıştır. Müvekkil somut gerçeğin ortaya çıkarılması için sorularını sorma hakkını kullanamamış olmuştur.
6. MÜGE ÖĞÜTÇÜ MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN SEVGİSİ İÇİN HER ŞEYİ GÖZE ALACAĞINI SÖYLEYEN BİR İNSANDIR
Özetle, Müge Öğütçü 53 yıllık hayatının en korkunç anlarını yaşadığını söylediği cezaevine geri gönderilmek korkusuyla kendisine dikte ettirilen iftiraların altına imza atmak zorunda kalmıştır. MÜGE ÖĞÜTÇÜ’NÜN İFTİRALARI, ASLINDA BİR ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ DEĞİL, İÇİNE SOKULDUĞU KORKU VE DEHŞETİN İFADESİDİR. HİÇBİR SUÇU OLMADIĞI HALDE HAKSIZ VE HUKUKSUZ BİR BİÇİMDE ÖLENE DEK CEZAEVİNE KAPATILMA DEHŞETİNİN SAVUNMASIZ VE MASUM BİR KADINI NE HALLERE DÜŞÜREBİLECEĞİNİN İBRET VESİKASIDIR. Açıkçası, zavallı bir kadına bu şekilde kendi kendine iftira atacak ve kendini aşağılamak zorunda bırakacak derecede dehşetli bir can ve gelecek korkusu yaşatılmış olması, içinde bulunduğumuz dönemin utançlarından biri olarak tarihe geçecektir.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/158 E. sayılı dosyasının 09.09.2022 tarihli celsesinde; MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN KENDİSİNİ SEVMESİ İÇİN HER ŞEYİ YAPABİLECEĞİNİ, ARKADAŞLARININ, HASTALIKLARINDA ONA BEBEK GİBİ BAKTIKLARINI ANLATMIŞTIR.
Örneğin aşağıdaki beyanı, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına iftira atmaya çalışırken gerçek duygularını gizleyemediği bir andır.
Müge Öğütçü ifadesi, 09.09.2022, 2022/158 E.
Dikkat edilirse Müge Öğütçü, “Beni hiçbir zaman sevmiyor… Eğer kendimi kanıtlarsam BELKİ SEVER” demektedir. Bu ifadesi, bazı diğer müşteki ve etkin pişman kadınlarda da görülen bir durumu gözler önüne sermiştir. Bu kişiler kimi zaman yaşları ilerlediği kimi zaman da fiziki noksanlıkları sebebiyle müvekkil Adnan Oktar’ın kendilerini sevmediği duygusuna kapılmışlardır. Oysa müvekkil Adnan Oktar samimi, iyi niyetli ve dürüst her insanı karşılıksız seven bir fıtrata sahiptir. Ancak beklentileri farklı olan kişiler bu sevgiyi anlamayabilir veya takdir edemeyebilir.
Çok sevdikleri biri tarafından sevilmedikleri duygusu sebebiyle yaşadıkları eziklik kompleksi ve kıskançlık duyguları kumpasçılar tarafından manipüle edilmiş ve müvekkil aleyhine yalan beyan vermek için kullanılmıştır. Her ne kadar Müge Öğütçü burada anlatması gereken kurgu gereği araya “sürekli işte şiddet uyguluyor” yalanını eklese de aslında asıl konunun müvekkil Adnan Oktar tarafından sevilmediği düşüncesi olduğu anlaşılmaktadır.
Müge Öğütçü hayatı boyunca müvekkil Adnan Oktar’dan her zaman iyilik, nezaket, sevgi ve dostluk gördüğü gibi müvekkilin arkadaşlarından da vefa, dostluk ve iyilik görmüştür. Bunu da müvekkil Adnan Oktar’ın sorduğu soruları cevaplarken dile getirmiştir:
Müge Öğütçü ifadesi, 09.09.2022, 2022/158 E.
Görüldüğü gibi Müge Öğütçü, 33 yıl boyunca müvekkil Adnan Oktar'a ve arkadaşlarına çok derin bir sevgi duymuştur. Bu sevgisini etkin pişman olmaya mecbur bırakılmadan önceki mahkeme ifadelerinde de dile getirmiştir.
7. MÜGE ÖĞÜTÇÜ’NÜN İSTANBUL 30 ACM 2019/313 E SAYILI DOSYADAKİ SAVUNMALARI MÜVEKKİL ADNAN OKTAR HAKKINDAKİ SAMİMİ DÜŞÜNCELERİDİR
Aşağıda, Müge Öğütçü’nün samimi ve gerçek beyanlarını içeren Mahkeme ifadelerinden bazı bölümleri yer almaktadır:
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Öncelikle sizi ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Şahsıma ve arkadaşlarıma yöneltilen hiçbir suçu kabul etmiyorum. İddianameyi okudum ve oldukça tanıdık iftiralarla karşılaştım şöyle ki Peygamber Efendi’mize de küçük bir kız çocuğu ile ilgili bir cinsel suç atılıyor. Hazreti Ayşe annemiz, Hazreti Meryem, Hazreti Yusuf, Bediüzzaman Hazretleri hepsine bazı cinsel iftiralarda bulunuyor. Bizim de bir suç örgütü olduğumuz yönündeki iddiaları ispatlama çabası neredeyse tamamen cinsel suç isnatları üzerine kurulmuş ve bazı benzer özellikler gösteriliyor. Şöyle ki Hazreti Yusuf’un kardeşleri babalarına Hazreti Yusuf’un bir kurt tarafından yendiğini ispatlamak için üzerine yalandan kan sürülmüş bir gömleğini getiriyorlar. Bizim de önümüze bir iddianame getirildi tamamen müştekilerin yalan ifadeleriyle hazırlanmış. Hazreti Yusuf’un kardeşleri Yusuf’u ittifakla kuyuya atmaya çalışıyorlar, bizi de müştekiler ittifakla karar verdikleri birtakım cinsel suç ve kadına şiddet ifadeleriyle birer kuyu hükmündeki cezaevlerine attılar ve yine Hazreti Yusuf’un kardeşleri babalarının Yusuf’a olan sevgisini kıskandılar. Bizleri de onun gibi Adnan Bey’e olan Allah için sevgimizi kıskandıkları için bizleri ayırmak istiyorlar. Ben bundan ibaret görüyorum olayı. İlerleyen süreçte bu kişiler suç işleyen kişilere evrilmişler diye bir ifade var iddianamede hiçbir şekilde bunu kabul etmiyorum ne kendim ne de arkadaşlarım adına.
MAHKEME BAŞKANI : Peki siz buraya sıklıkla gitme nedeniniz nedir?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Efendim ben arkadaşlarımı sevdiğim özlediğim için gidiyorum. 30 yıl önce de şöyleydi ben onları sevdiğim için ben Boğaziçi’nde okuyordum. Kara kış olurdu ayaz olurdu ben derslerden çıkınca Bebek Cami’nin önüne giderdim. Yani oradan giderdim aşağıya inerdim sırf onları görmeye. Yani normalde bir insanın yapabileceği yapabileceği bir şey değildir çünkü boğaz soğuğu ama onları görmek benim içimi ısıtırdı. 30 sene önce ben nasıl arkadaşlarımı sevgiyle göreme gidiyorsam Dragos’a da aynı nedenle. Tabi ki Dragos’un imkanları çok güzel boğaz manzaralı koru içinde imkanları var arkadaşlarım anlattılar. Ama benim onları görme nedenim sevgidir.
MAHKEME BAŞKANI : Peki sizin bu gruba katılmanızdan dolayı aileniz, anneniz, babanız size bu gruba katılma bu gruptan çık bu gruba katılmanı istemiyorum dedi mi hiç?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Hayır hiçbir zaman demedi hatta şöyle birşey var benim annem İzmir’lidir. İzmir Karşıyaka’lıdır. Bu sahil kesimi dediğimiz kesimin tipik bir temsilcisidir aslında. Ben Adnan Bey ile tanıştıktan sonra hayat tarzımın değiştiğini daha doğrusu namaz kılmaya, ahlakım çok farklı olumlu yöne gittiğimi gördüğünde o da çok hoşuna gitti o da namaz kılmaya başladı, o da Adnan Bey’in yayınlarını okumaya başladı. Ve o zamandan beri her zaman desteklemiştir.
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Bir insanın mesela benim gerçekten böyle bir şeyden canım yansa beni ilk çağırdıklarında emniyete gitmişim hemen bunları anlatırım. Ama o napıyor 6 ay düşünmüş taşınmış bir de böyle çok genel ifadelerle yazmış işte çok da ilginç üste yemek atılıyor, püskürtülüyor. Altında da listeler var virgül arasında birilerinin ismi geçiyor. Mesela burada aslında saç kesme, su dökme olayında benim ismim yok. İddianamede yanlışlıkla kes yapıştır yapılmış.
…
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : … Adnan Bey iman hakikati yönüyle insan fizyolojisi üzerine mucizeler kitapları yazmıştır. Bunlardan bir tanesi de Hormon Mucizesi’dir. O kitapda bu soruya çok kapsamlı cevap verir yani gidip de bir insana böyle bir soru sormaz hiçbir şekilde ona cevap vermez. Ayrıca, Adnan Bey 20 yaşında tanıdım kendisini. Bugün 50 yaşındayım. 30 yıldır bana dostluk arkadaşlık yapmış canım gibi sevdiğim kıymetli bir insandır benim için. Gerçekten kendisine çok şey çok inanılmayacak bir iftira atıyor. Genelde müştekilerin yaptığı bir şey bu. Adnan Bey son derece güzel sözlü halim huylu bir insandır. Ona hakaret etti deniliyor. Yumuşak huyludur. Emirler yağdıran işte talimat veren baskıcı otorite bir insan gibi gösteriliyor ve müştekilere verilen talimatlar üzerine yapılıyor. Yani birer ipli kuklaya dönmüş bu kişiler Bahar olsun Ece olsun. Çünkü Efendim bunları yapmak zorundalar. (Sonradan zor ve baskıyla etkin pişman yapılan) Bahar Bayraktar’ı söylemek istiyorum bu 6 ay içinde Temmuz ayı ile Ocak ayı arasında tek maaşı olan tek geçim kaynağı olan annesinden kalan parasına ulaşamıyor. Savcılık kanalı ile ilk defa çekebiliyor. İkinci kere de yine savcılık makamının izni gerekiyor. O kadar zor durumda kalmış ve bunları söylemek zorunda kalmış.
…
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Efendim arkadaşlarım burada çok fazla anlattılar. Kendisinin (husumetli müştekilerin zor ve baskılarıyla etkin pişman yapılan Ayça Pars’ın) çok önemli bir rahatsızlığı vardı. Alerjik bir şoktan dolayı onu da hücreye koydular. Dayanamayacağı bir ortama koyuldu. Kendisi etkin pişmanlıktan yararlanmak zorunda kaldı cezaevi şartları nedeniyle. Burada arkadaşlarım çok anlattılar onu. Kesinlikle söyledikleri doğru değildir. Bir kere benim şiddet görmem benim hayatımın olağan akışına olağanüstü ters bir durum. Şöyle anlatayım 99 yılına kadar bir şirkette çalışıyordum, üniversiteden mezun olduktan sonra hemen başladım. Uluslararası bir ilaç firmasıydı. Çalışma arkadaşlarım yabancıydı hem CEO ve doktordu Amerika’dan mezun olmuş. Sistematik olarak dayağa maruz kalan bir insanda mutlaka bunalım, stres, kendini işe verememe, konsantre kaybı, üzüntü, depresyon gibi bazı psikolojik belirtiler oluşur ki burada da önlemini almış diyor ki polise gitme ihtimaline karşı morartmadan döverdi diyor. Hadi diyelim fiziksel herhangi bir belirti de yok ama psikolojik bir şeyin olması da mümkün değil çünkü düşünün ben işe gidiyorum akşam dönüyorum. İşte buradan anlatılan hakaret azarlama öyle bir akşam geçiriyorum sabah tekrar işe geçiyorum yani böyle bir şey mümkün değil. Demir bile olsa böyle bir hayata dayanamaz. Tamamen gerçek dışı bir anlatım.
….
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Evet şimdi doğru bir şey söylemiş. Adnan Bey’in kitaplarını çeviriyordum 94 yılından itibaren kendi inisiyatifim ile çevirmeye başladım. Hatta beyaz seri denen Adnan Bey’in kitaplarının hepsini hemen hemen çevirdim. Bu da benim hayatıma huzur bereket getirmiştir. Benim imanımın derine işlemesine çok vesile olmuştur.
MAHKEME BAŞKANI : Peki dövdüğü kısmı?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Efendim böyle bir şey olması yine benim hayatımın olağan akışına olağanüstü terstir. O da yüzüne gözüne bulaştırmış. Benim belimde yine ameliyattan kalan bir araz, disklerim alındı. En küçük bir ani harekette kilitlenip kalıyorum. Yani orada bana öyle bir şiddet gösterilse oradan kurtarılacak eşya haline gelirim ben, öyle bir şey mümkün değil. Bir de Beril ile ortamlarımız aynı değil bana şahit olması da mümkün değil aynı ortam da kalmış insanlar değiliz, ben onu yayınlardan tanıyorum.
ADNAN OKTAR MÜDAFİİ AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU SÖZ ALDI : Müvekkil Adnan Oktar’ın yaşı küçük veya büyük birine karşı cinsel taciz teşkil edebilecek bir davranışa herhangi bir yerde şahitlik ettiniz mi?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Hayır hiçbir şekilde.
ADNAN OKTAR MÜDAFİİ AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU SÖZ ALDI : Şahsınıza böyle bir davranışı olmuş muydu?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Hayır olmamıştır. Adnan Bey tam tersine 30 yıldır sevgi, ihtimam ve ilgi göstermiştir sadece.
ADNAN OKTAR MÜDAFİİ AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU SÖZ ALDI : Müvekkil Adnan Oktar’ın eziyetine maruz kalmadığınızı söylemiştiniz. Başka birine karşı eziyet teşkil edebilecek kötü bir tavrına şahitlik ettiniz mi?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Hayır kesinlikle Adnan Bey çok halim bir insandır. Karınca görse kenara koyar ama böyle bir iddianamede iddia mevcut. Kesinlikle yapmaz böyle bir şey.
ADNAN OKTAR MÜDAFİİ AV. SİNEM MOLLAHASANOĞLU SÖZ ALDI : Müvekkil Adnan Oktar’ın veya yargılanan arkadaş grubunuzun bulunduğu yerlerde zorla tutulan birini gördünüz mü?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Hayır hiç görmedim.
MAHKEME BAŞKANI : Başka sorusu olan buyurun Avukat Bey.
BİR KISIM SANIKLAR MÜDAFİİ AV. BURAK TEMİZ SÖZ ALDI: Şunu soracaktım, cezaevinde birçok arkadaşınıza baskı yapılmış size bu kapsamda baskı yapıldı mı herhangi bir zorluk yaşadınız mı bu kapsamda?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Efendim baskı değil de şimdi iddianamede kadına şiddet konusunun muhatabıyım Ama savcılık bir kere olsun beni çağırıp hiçbir şey sormadı.
MAHKEME BAŞKANI : Soruya cevap verin.
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Cezaevinde çok fazla baskıya maruz kaldım şöyle. Ben bel hastasıyken roman koğuşlarına konuldum. Üzerimde sandalye kırılmak istendi. Kaynar su atıldı feci şekilde yandım. Üzerime 110 kilo ağırlığında bir kadın fiziksel saldırıda bulundu. bizim bir hayatta kalma mücadelemiz oldu. Cezaevinin bize yaptığı baskı bu şekildedir yoksa ben müdüre çıkmak istiyordum müdüre bile çıkamıyordum. 6 ayda ancak 4 kere koğuşumu değiştirebildiler bu zulümden kaçabilmek için. Benim için tek yaptıkları koğuş değiştirmekti. Hatta bu 3 olaydan sadece bir tanesi tutanağa geçti.
MAHKEME BAŞKANI : Tamam cevap alınmıştır.
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Bütün zulmü ben 50 yaşındayım, Tekirdağ Cezaevi’nde gördüm Efendim.
SANIKLAR MÜDAFİİ AV. BURAK TEMİZ SÖZ ALDI: Darp mı gördünüz tam onu anlayamadım ama Müge Hanım?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Evet darp gördüm. Bu da yani benim ısrarım sonucunda cezaevi tutanaklarına geçti. 110 kilo ağırlığında bir kadın üzerime saldırdı, yaralandım.
MÜGE ÖĞÜTCÜ VE BİR KISIM SANIKLAR MÜDAFİİ AV. RIDVAN ÇITAN SÖZ ALDI : 30 yıldır camiada bulunduğunuzu ifade ettiniz ne gibi çalışmalar yaptınız bu süre içerisinde ?
SANIK MÜGE ÖĞÜTCÜ SAVUNMASINDA : Efendim çok kısa söyleyim ben ruhuma kalbime güzellik buldum burada insan ya hayatını materyalist dünya görüş üzerine kurar ya da Allah için yaşar ben ikincisini seçtim başta Adnan Bey olmak üzere biz fedakarlık üzerine bir hayat yaşıyoruz.
SONUÇ OLARAK;
Müge Öğütçü, hayatının 33 yılını müvekkil Adnan Oktar ile birlikte geçirmiştir; çünkü müvekkil ve arkadaşlarının hiçbir suça karışmamış aynı ideal için bir arada olan insanlar olduğunu bilmektedir. Sürekli değer görmüştür, her bakımdan rahat etmiştir. Hastalıklarıyla ilgilenilmiştir, kendisine en iyi şartlarda bakılmıştır. Normal şartlarda ailesinin dahi hem fiziksel hem ekonomik anlamda gösteremeyeceği ihtimam kendisine arkadaş grubunda eksiksiz olarak gösterilmiştir. Yıllarca maddi ve manevi olarak rahat içinde yaşamıştır. Psikolojik rahatsızlıklardan uzak, rahat edeceği ferah ve tertemiz evlerde, huzurlu ortamlarda kalmıştır.
Müge Öğütçü'nün tekrar geri dönmekten korkup çekindiği cezaevi ortamında DEFALARCA TEHDİT ̇ EDİLDİĞİ, SONRASINDA DARP EDİLDİĞİ, AĞIR SAĞLIK SORUNLARINA RAĞMEN AYLARCA YERLERDE YATTIĞI, BİTLENME VE UYUZ SEBEBİYLE ̇ KOĞUŞ OLARAK KARANTİNADA TUTULDUĞU, HEMEN HER GÜN KAVGALARIN YAŞANDIĞI, VERTİGOSU SEBEBİYLE ETRAFINA TUTUNARAK YÜRÜMEK ZORUNDA KALDIĞI, SIK SIK BAYILMA NÖBETLERİ GEÇİRDİĞİ, KENDİSİ İÇİN CAN PAZARI ̇ KONUMUNDA OLAN CEZAEVİNE ̇ TEKRAR GİRMEMEK ̇ İÇİN gerçek dışı ifadelerin yer aldığı dilekçeye imza atmak zorunda kalmıştır.
Tüm bu bilgileri vekaleten bilgilerinize arz ederiz. 06.04.2026
0 Yorumlar