MÜVEKKİL ADNAN OKTAR ve ARKADAŞLARININ MARUZ KALDIKLARI HUKUKSUZLARIN TÜM TÜRKİYE’Yİ KUŞATTIĞINA SAYIN ÖZGÜR ÖZEL DE HER GÜN DAHA YAKINDAN ŞAHİT OLMAKTADIR
CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ve ardından başlayan yargılama süreçleri Sayın Özgür Özel’in birçok hukuksuzluğu gündeme taşımasına vesile olmaktadır. Sayın Özel’in adalet ve hukuk çağrılarında samimi olduğu görülmekte, vefalı ve özverili gayretleri halkımız nezdinde takdirle karşılanmaktadır. Müvekkil Adnan Oktar da Sayın Özel’in samimiyetine, iyi niyetine ve vicdanına güvenmektedir. Ancak bazı önemli hususların Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi tarafından göz ardı edilmemesi de önem taşımaktadır.
CHP belediyelerine yönelik operasyonlar başladığı günden bu yana kullanılan “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganıyla ifade edilen ideal değerli ve güzeldir. Ancak bu sloganın inandırıcı olabilmesi için, kendileriyle aynı görüşten, aynı inançtan, aynı ideolojiden olmayanları da kapsayan bir adalet, hukuk ve hak arayışı olduğunun görülmesi önemlidir. Eğer bu yapılmazsa, “ya hep beraber ya hiçbirimiz” değil, “sadece biz” diye slogan atılması gerekir. Masumiyet karinesinin ayaklar altına alınması, iftiralarla kumpas dosyalarının oluşturulması, insanların bir gecede “suç örgütü lideri ve üyesi” ilan edilmesi gibi şeyler sadece sol görüşten insanlara yapıldığında değil, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapıldığında da hukuksuzluktur.
Sayın Özgür Özel’in TCDD Genel Müdürlüğü’ne müvekkil Adnan Oktar’ın eski arkadaşlarından Murat Atik’in getirilmesi hakkında farklı tarihlerde yapmış olduğu açıklamalar internet haber sitelerine yansımıştır. Sayın Özgür Özel, Murat Atik’in TCDD Genel Müdürü olarak atanmasını eleştirirken müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının bir kumpas davası mağduru oldukları gerçeğini göz ardı ederek bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere müvekkil Adnan Oktar, Sayın Özel’in vicdanına, adalet duygusuna, dürüst ve vefalı ahlakına güvenmektedir. Özel'in, açıklamayı yaptığı tarihte ise Adnan Oktar Davası dosyası hakkında bilgi sahibi olmadığı anlaşılmaktadır.
Yaptığı açıklamada Murat Atik ve müvekkil Adnan Oktar'dan, sanki gerçekten kanunsuz işler yapan bir suç örgütünün mensuplarıymış gibi bahsetmiştir. Sayın Özgür Özel’in, özellikle İBB davasında şahit olduğu hukuksuzlukları, dava arkadaşlarının bizzat yaşadıkları mağduriyetleri gördükten sonra, “tutuklanmanın veya yargılanmanın suçlu olmayı gerektirmediğini” artık yakından bildiği kanaatindeyiz. Son dönemlerde şiddeti gittikçe artan hukuksuzlukların tamamı ve daha fazlasının ilk pilot uygulaması Adnan Oktar Davası'nda yaşanmıştır. O zaman bazı kesimler bu hukuksuzlukların farkına varamadıkları, bazı kesimler ise bilerek ve isteyerek hukuksuzlukları alkışlayıp destekledikleri için bugün tüm Türkiye’yi içine alan bir hukuksuzluk sarmalı meydana gelmiştir.
Ancak, Sayın Özgür Özel kendi arkadaşlarının sahte deliller ve yalan beyanlarla suç örgütü ilan edilmesine haklı olarak tepki gösterirken, Murat Atik hakkında açıklama yaparken müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının tek bir somut delil dahi olmadan iftiralarla sözde örgüt ilan edilmiş olmasını hiç araştırıp sorgulamadan önyargılı biçimde kabullenmiş imajı vermektedir. Bir insan delil olmadan, etkin pişman iftiralarıyla, sahte suçlar ve algı operasyonlarıyla suç örgütü ilan ediliyorsa Sayın Özgür Özel’in görüşü, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun bu insanın da hakkını ve hukukunu savunuyor olması gerekir. Her ne kadar samimiyeti ve iyi niyeti görülen bir insan olsa da, aksi açıklamaların insanların aklında şüphe ve kuşkular doğmasına sebep olacağı açıktır.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki Murat Atik, yıllarca müvekkilin arkadaş grubunda yer almıştır. Çok iyi yetişmiş, Kur’an’ı, Allah sevgisi ve korkusunu öğrenmiş, fedakarlıklarda bulunarak güzel kültürel çalışmalar yapmış, bu arkadaş grubundan ayrıldıktan sonra da eğitimi ve çalışkanlığı ile dikkat çekmiş başarılı bir iş insanıdır. Bu başarılı iş insanının TCDD Genel Müdürü olarak atanması hukuka aykırı bazı yorumlara sebep olmuş, müvekkil Adnan Oktar’ın ismi kullanılarak konu gündem yapılmıştır. OYSA;
- Ünlü iş insanı Acun Ilıcalı
- Acun Ilıcalı Acun Medya Genel Koordinatörü Esat Yontuç
- Acun Ilıcalı’nın Ağabeyi Doktor Ömer Cenker Ilıcalı
- Mustafa Sarıgül’ün Eski Eşi, Eğitimci ve Siyasetci Aylin Kotil
- Gazi Üniversitesi Rektörü ve Milli Pediatri Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Evner Hasanoğlu’nun oğlu, aynı zamanda Uluslararası Pediatri Kurumu IPA Direktörü Kerem Hasanoğlu
- Türkiye Genç İşadamları TÜGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tuba Dalkılıç
- AK Parti İstanbul 24. Dönem İstanbul Milletvekili adayı Esra Atik
- Yıldız Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Caner Taslaman
- TV Yapımcısı ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Teyfur Erdoğdu
- Duayen Gazeteci Rahmi Turan’ın Kızı ve Sözcü Gazetesi Yazarı Pınar Turan
- Namık Kemal Zeybek’in Kızı ve Aydın Doğan’ın Yeğeni Tuğba Zeybek (Doğan Holding Medya Grup Şirketlerinde Direktör)
- Swarovski Türkiye Genel Müdürü İş İnsanı Aslı Tezcan Karaçorlu
- Seba İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Doğrul Yol Partisi Kurucularından Orhan Keçeli’nin Oğlu İş İnsanı Nedim Keçeli
- Türkiye’nin Tekstil Kralı Olarak Tanınan Kula Mensucat’ın Sahibi Yılmaz Eyilik’in Kızı Eyilik Holdig Yön. Kurulu Üyesi Tuğçe Eyilik
- Doğuş Holding Sanat Danışmanı ve Müzeler Koordinatörü Çağla Saraç
- TV8 Televizyonu İnsan Kaynakları Direktörü Ayşe Altuniç Güven
- Türkiye Güzeli, Oyuncu ve Manken Pınar Tezcan ile eşi Sosyetenin Tanınmış Simalarından İş İnsanı Kerem Özçapkın
- Gem Palace Mücevher’in Türkiye Temsilcisi Arzu Atabarut
- Çarmıklı Holding’in Sahibi Ali Rıza Çarmıklı’nın Torunu ve Yönetim Kurulu Üyesi İş İnsanı Gülnaz Kançal
- Amerikan Morgan Stanley ile IMF Batı Yarım Küre Kıdemli Ekonomisti ve Bir Dönem Adı TC. Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı İçin Geçen Serhan Timuçin Çevik
- Türkiye’nin En Büyük Denizcilik Firmalarında Kalkavan Holding’in Sahibi Metin Kalkavan’ın Kızları ve İş İnsanları Pınar, Bahar ve Feryal Kalkavan Kardeşler
- Lacoste Markasıyla Tanınan Tekstil Devi Eren Holding’in Sahibi Kuzenler Emrullah Eren ve Nurullah Eren
- Ünlü Mimar Koray Yavuzer
- Atasay Kuyumculuğun Sahibi Atasay Kamer’in Kızı ve İş İnsanı Neşe Kamer Kolbaşı
- Turizmci İş İnsanı ve AK Parti Bodrum – Yalıkavak Belediyesi Meclis Üyesi Mine Tatari
- MicroPort MEA&CIS Bölgesi (Türkiye, Orta Doğu/Afrika, Doğu Avrupa, Rusya ve Bağımsız Devletler) Başkanı Dr. Altuğ Ergin
gibi müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşlarından olmuş ve bugün Türkiye’nin çok önemli konumlarında olan çok sayıda başarılı insan yer almaktadır.
SAYIN ÖZGÜR ÖZEL İBB DAVASI DOSYASINDA YAŞAYARAK GÖRDÜĞÜ HUKUKSUZLUKLARIN ADNAN OKTAR DAVASINDA PİLOT UYGULAMASININ YAPILDIĞINI GÖZ ARDI ETMEMELİDİR
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları 8 yıldır, Sayın İmamoğlu, diğer belediye başkanları, CHP’li siyasetçiler, bürokratlar ve belediye çalışanlarının ve bazı gazetecilerin yaşadıkları hukuksuzlukların, haksızlıkların ve eziyetlerin yüzlerce katını yaşamış ve halen yaşamaktadırlar.
Adnan Oktar Davası,
- Tıpkı İBB davasında olduğu gibi, zorla müşteki ve etkin pişman sanık yapılan kişilerin yalan beyanlarıyla kurgulanmış bir kumpas davasıdır.
- Aynı İBB dosyasında olduğu gibi insanlar gözaltına alınıp, tutuklanıp iftira atmak karşılığında tahliye edilmişlerdir. Yani Sayın Özel’in “iftira at kurtul düzeni kuruldu” dediği sistem bundan 8 yıl önce Adnan Oktar Davası'nda kurulmuştur.
- Aynı İBB dosyasında olduğu gibi etkin pişman sanıklar defalarca ifadeye çağrılmış her defasında dosyaya yeni yeni yalanlar eklenmiştir. Bu yalanlarla yeni suçlamalar isnat edilmiş, yeni operasyonlar düzenlenmiştir.
- Cezaevine atılmakla korkutulan genç kadınlar öyle bir dehşete kapılmışlardır ki kendi namuslarını karalamayı dahi kabullenecek şekilde iftiralar atmışlar, gencecik kızlar çirkin bir kumpasa malzeme edilmişlerdir.
Ancak tüm bu süreç boyunca bir kez bile müvekkil ve arkadaşlarının herhangi bir suç işlediklerini ya da gayri ahlaki bir yaşam sürdükleri iftiralarını destekleyen TEK BİR DELİL, TEK BİR SOMUT BULGU ORTAYA KONULAMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ YOKTUR. ADNAN OKTAR DAVASI'NDA SADECE YALANLAR VE İFTİRALAR VARDIR.
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları içi boş karalamalarla özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum edilmiş, tüm mal ve mülklerine el konulmuş, yaşadıkları yerden uzaklara sürülmüş, herkese tanınan anayasal haklar dahi ellerinden alınmıştır.
Son 1.5 yıldır birçok karalama, iftira ve yalan haberle mücadele etmek mecburiyetinde kalan Sayın Özgür Özel’in bu durumu birçok insandan daha iyi anlayacağı açıktır.
CHP UŞAK BELEDİYE BAŞKANI'NA YAPILAN OPERASYONDA KAMUOYUNA YANSIYAN BAZI GÖRÜNTÜLER SAYIN ÖZGÜR ÖZEL’İ DE RAHATSIZ ETMİŞTİR
CHP’ye yönelik davalarda kimi zaman Sayın Özgür Özel’i de mahcup eden, kamuoyundan özür dilemesini gerektiren vakalar da yaşanmaktadır. Örneğin geçtiğimiz günlerde Uşak Belediye Başkanı'na düzenlenen operasyon esnasında ve sonrasında kamuoyunu rahatsız eden görüntüler ve bilgiler de basına yansımıştır. Sayın Özgür Özel de bu gelişmelerin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada şöyle demiştir:
Özgür Özel: "Ben halkımdan özür diliyorum böyle görüntülere kapı açtığımız için. Ben utandım bu görüntülerin servis edilmesinde. Çok sıkıntı içindeyim. Ama CHP bu görüntülerle kaybetmez." (https://www.ensonhaber.com/gundem/ozgur-ozelden-usak-belediye-baskani-aciklamasi-chp-bu-goruntulerle-kaybetmez?utm_source=chatgpt.com)
Bahse konu olan olay Uşak Belediye Başkanı’nın bir hanımla birlikte olduğu esnada otelden göz altına alınmasıdır. Konu basına şöyle yansımıştır:
Sayın Özgür Özel duyarlı, dürüst ve vicdanlı bir insan olduğu için bu görüntülerden duyduğu rahatsızlığı halkla da paylaşmıştır. Milyonlarca mensubu olan bir partinin her mensubunun yaptıklarından, yaşadıklarından ya da hayatlarından sorumlu tutulması söz konusu olamaz. Ve elbette her insanın özel hayatı herhangi bir yasa dışı eylem işlemediği müddetçe kendisini ilgilendirir. İnsanların özel hayatı üzerinden kamuoyu algısı oluşturma çabası da doğru bir tutum değildir. Eğer suç veya suça dair bir eylem varsa bu yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Ancak Sayın Özgür Özel’in yanında müvekkil Adnan Oktar’ın arkadaşları gibi akıllı, dürüst, vicdanlı, samimi, ahlaklı, güvenilir insanlar olmuş olsaydı böyle bir olayın asla yaşanmayacağı da açıktır.
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına düzenlenen operasyonda -ne 1999’da ne de 2018’de- 125 EV VE İŞYERİNE, SABAH KARŞI, EŞ ZAMANLI OLARAK BİNLERCE POLİSLE BİRLİKTE YAPILAN OPERASYONDA TEK BİR EVDE DAHİ GAYRİ AHLAKİ BİR MANZARA İLE KARŞILAŞILMAMIŞ, UYGUNSUZ TEK BİR GÖRÜNTÜ GÖRÜLMEMİŞ, HİÇBİR SUÇ VEYA SUÇ UNSURUNA RASTLANMAMIŞTIR. Girilen her evde tertemiz, namuslu, efendi insanlar ve ahlaklı bir hayat ile karşılaşılmıştır:
- GÖZALTINA ALINAN 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU - YASAKLI MADDE ÇIKMAMIŞ,
- 168 KİŞİDEN TEK BİR KİŞİDE DAHİ ALKOL İZİNE RASTLANMAMIŞ,
- 168 KİŞİNİN TAMAMI İÇİN 18.07.2018 tarihli, 40968900-101.02-2018/66937 sayılı Adli Tıp Raporu neticesinde KANLARINDA ALKOL, UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE BULUNMADIĞI BELGELENMİŞ,
- Tam 125 EVE BASKIN YAPILMIŞ ve UYGUNSUZ BİR DURUMDA TEK BİR KADIN VEYA TEK BİR ERKEĞE DAHİ RASTLANMAMIŞ,
- Evlerden ALKOL ŞİŞELERİ, HATTA SİGARA PAKETLERİ DAHİ ÇIKMAMIŞ,
-Evlerde TUTSAK TUTULAN TEK BİR KADIN DAHİ BULUNMAMIŞ, HİÇBİR KADININ BASKI YA DA ŞİDDET GÖRDÜĞÜNE DAİR FİZİKSEL BİR İZE RASTLANMAMIŞTIR.
BU GERÇEKLERİ TÜM TÜRKİYE ÇOK İYİ BİLMEKTEDİR.
Sayın Özgür Özel ve arkadaşları bugün, yalanlarla, iftiralarla nasıl dev bir hukuksuzluk sistemi inşa edildiğini ve kamuoyunun da bu hukuksuzluğa razı olması için nasıl amansız algı operasyonları ve karalamalar yapıldığını kendi hayatlarında bizzat yaşayarak görmektedirler.
Sonuç olarak;
Müvekkil Adnan Oktar’la ilgili tüm dosyalar boştur, dosyalarda tek bir somut suç delili bulunmamaktadır. Dosyaların içeriği, cezaevine atılmakla tehdit edilen kadınların veya tutuklandıktan sonra bir daha gün ışığı görmemekle tehdit edilen sözde itirafçıların soyut yalan beyanlarından oluşmaktadır. Bu beyanları destekleyen tek bir maddi delil ise bulunmamaktadır.
Türkiye’nin önde gelen ceza hukukçuların, hatta Sayın Ekrem İmamoğlu ile ilgili konularda görüş bildirenler de dahil, müvekkil Adnan Oktar’ın yargılandığı dosyada suç olmadığını, ortada bir suç örgütü değil bir düşünce ve arkadaş grubu olduğunu, bu davanın ısmarlama bir dava olduğunu açıkladıkları hukuki mütalaalar dava dosyalarında bulunmaktadır.
Henüz CHP davalarında yaşanmamış ancak müvekkil ve arkadaşlarının maruz kaldıkları hukuksuzlukların da yakın zamanda bu davalarda yaşanacağı görülmektedir. Örneğin,
- Savunma sürelerinin sınırlanması,
- Sanıkların kendilerini anlatmalarına müsaade edilmemesi,
- Cezaevinde olan sanıkların savunma evraklarına el konulması,
- Sanıkların hiçbir suç unsuru içermeyen özel hayatlarının magazin konusu yapılarak kamuoyu algısı oluşturulması,
- Tanık dinletilmesine izin verilmemesi,
- Tevsii tahkikat taleplerinin reddedilmesi,
- Lehe delillerin tamamının göz ardı edilmesi,
- Bilirkişi mütalaalarının yok sayılması,
- Sanıklar ve müdafilerinin dosyanın tüm içeriğine ulaşmasına engel olunması,
- Esas hakkında mütalaanın iddianameden aynen kopyalanarak yazılması ve sanıkların yaptıkları savunmanın ortaya koydukları delillerin hiçbir değerinin olmaması,
- Yargılamanın olağanın üzerinde bir hızla tamamlanıp hukuka aykırı şekilde cezaya hükmedilmesi,
- TCK 220/5 maddesi uygulanarak yöneticilikle isnat edilen kişilerin dosyadaki diğer sanıkların işledikleri iddia edilen tüm suçlardan kanunen zemini olmasa dahi sorumlu tutularak binlerce yıla varan fahiş cezalar verilmesi,
- Gerekçeli kararın kişisel yorumlarla dolu olup hukuki bir delil ortaya koymaması,
- İstinaf ve Yargıtay aşamasında dosyanın kapağının dahi açılmadan onanması gibi ADNAN OKTAR DAVASI'NDA YAŞANMIŞ OLAN HUKUK FELAKETLERİNİN CHP DAVALARINDA DA YAŞANACAĞI ANLAŞILMAKTADIR.
Müvekkil Adnan Oktar birbirinden farklı düşünce gruplarına yönelik hukuksuz tutum ve uygulamaların birbirine bu kadar benzediği olaylarda, tek tarafın haklarını savunup diğer tarafın haklarını görmezden gelmenin doğru, vicdanlı ve mantıklı bir tavır olmadığını düşünmektedir. Hiç kimsenin hukuksuzluğu savunması için bir bahanesi yoktur.
Eğer CHP dindarlar, muhafazakarlar ve dindar camiaların da adaletini, hakkını, hukukunu koruyacağını, tutumuyla, söylemleriyle tam olarak vatandaşlara hissettirir ve bu konudaki samimiyetini ortaya koyarsa gerçek bir hukuk devletinin tesisi için atacağı her adım çok güçlü ve sağlam olacaktır. Toplumun geniş bir kesimine yerleşmiş olan “iktidara gelirlerse dindarları mağdur ederler” inancının ortadan kalkması CHP’nin bu konuda ısrarla ve samimiyetle güvence vermesini gerektirmektedir. Ancak CHP bu güvenceyi verirken bir yanda CHP’nin savunucusu gibi görünen bazı basın kuruluşlarının ve gazetecilerin dindar ve dindar camialara karşı öfkeli, alaycı, ezilmelerini isteyen ve eski Türkiye stilini anımsatan yayınlar yapmaları ciddi şüphelere sebep olmaktadır. Bir de bunun üzerine müvekkil ve arkadaşları başta olmak üzere dindar insanlara haksızlık, hukuksuzluk yapıldığında bundan sevinç duyan yayınlar yapılması, hukuksuzluğun alkışlanması, adeta “daha yok mu” denilmesi halkın CHP’ye duyduğu güveni sarsmaktadır. Bu da hukuksuzluğun çığ gibi katlanarak büyümesine ivme kazandırmaktadır.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine arz ederiz. 23.04.2026
0 Yorumlar