Adnan Oktar’dan Duyurudur
Müvekkil Adnan Oktar'ın fikri mücadele içinde olduğu Ortodoks geleneksel İslam anlayışı, İslam toplumlarını bağnazlaştırmak ve Müslümanları kendi dinlerinden uzaklaştırmak gibi etkilerinin yanında, başka sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Bunun en önemlilerinden bir tanesi, dinsiz toplumlar oluşması ve ateist inanca sahip kişiler tarafından dinden uzak durmanın bahanesi olarak görülmesidir.
Bunun anlamı şudur: Ateistler, kendi iddialarını gerekçelendirmek için genellikle din adına ortaya atılmış argümanları kullanırlar. Ortodoks geleneksel İslam anlayışının sayısız mantıksız iddiasını gündeme getirir ve bu iddia ve izahlardan hareketle, ne kadar haklı olduklarına dair bir çıkarımda bulunurlar. Bu yolla, kendilerince, topluma karşı da kendilerini haklı gösterebilir, taraftar toplayabilir veya en azından destekçi bulabilirler.
Öncelikle belirtelim; müvekkil Adnan Oktar, her zaman tüm inançlara ve fikirlere saygılı olmuş ve ateist inancın temsilcilerine hep sevgi ve saygı ile yaklaşmıştır. Bunun en önemli kanıtı, 2018 operasyonundan önce gerçekleşen canlı yayınlara, oldukça fazla ateist konuğun katılmış olması ve yayın sırasında müvekkilin bu kişilere son derece sevecen, saygı dolu ve demokrat yaklaşımıdır. Müvekkil, söz konusu ateist arkadaşların argümanlarını da sormuş ve onlara Kuran kaynaklı çeşitli izahlarda bulunmuştur. Böylelikle bu kişilerin, "İslam" denince akıllarına yatmayan bazı hususlara, Kuran üzerinden açıklama yapabilme imkanı doğmuştur. Bunun neticesinde, müvekkilin canlı yayınlara katıldığı dönemlerde, oldukça fazla sayıda ateist genç, Kuran dindarlığına yönelmiştir.
Dolayısıyla, burada eleştirilen husus, şahıslar değil, ateist fikre zemin açan ve hatta sebep olan bağnaz zihniyettir.
Kuran'ın Dışında Bir Din,
Nasıl İslam Olarak Kabul Ettirildi?
Kuran'ın dışında bir din, insanların Kuran'dan uzaklaştırılmasıyla İslam görünümünde kabul ettirildi. Bunun yöntemleri ise şunlardı:
1. Kuran'ı Dokunulmaz Kılmak
"Kuran'a abdestsiz dokunulmaz" hurafesini yaygınlaştırıp, Kuran'ı insanların hayatlarından çıkaran, Kuran'a dokunulmasını dahi günah sayan ve bu nedenle de insanların büyük bir bölümünü yıllar boyunca Kuran'dan uzaklaştıran zihniyet, bağnaz, hurafeci zihniyetin ta kendisidir. Koskoca bir İslam ümmeti, kendi Kutsal Kitaplarını değil okumak, ONA DOKUNAMADAN, İÇİNDE YAZILANLARI VE ALLAH'IN KENDİLERİNE İLETTİĞİ MESAJI HİÇ BİLMEDEN, hayatlarını geçirmektedirler.
Oysa KURAN'DA, KURAN'A ABDESTSİZ DOKUNULMAYACAĞINA DAİR HİÇBİR YASAK YOKTUR. KURAN, müvekkilin her zaman belirttiği gibi, baş tacıdır, insanın her an yanında, yakınında, elinde bulunması gereken, insanın elinden ruhundan ayrılmaması gereken bir yol göstericidir.
2. Kuran'ı Duvara Astırıp Unutturmak
Kuran'a dokundurmamaya ek olarak, Kuran'dan uzaklaştırmanın bir başka yöntemi, KURAN'I YÜKSEKTE TUTMA hurafesidir. Kuran'ın yüksekte tutulması hurafesi yaygınlaştırılmış ve buna göre Kuran, DUVARA, YÜKSEK BİR YERLERE ASTIRILMIŞ, insandan iyice UZAKLAŞTIRILMIŞ, ULAŞILAMAZ ERİŞİLEMEZ hale getirilmiştir. Ulaşılamayan ve ulaşılsa da kimsenin dokunamadığı tek yol göstericimiz Kuran, İNSANLARIN HAYATLARINDAN TAMAMEN ÇIKARILMIŞTIR. Müvekkilin belirttiği gibi, Kuran'da Peygamberimizin, kendi ümmetinin Kuran'ı terk ettiklerine dair şikayeti, tam olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemizde, pek çok evde Kuran-ı Kerim'in, aşağıdaki şekilde duvarın üst kısımlarına asıldığı ve NEREDEYSE HİÇ DOKUNULMADIĞI, SADECE ARADA BİR TOZUNUN ALINDIĞI bilinmektedir. Genellikle duvara asılan bu Kuran da, Arapça bir Kuran'dır. Yani ulaşılsa da Türk insanı tarafından anlaşılamayacak durumdadır.
3. Kuran'ın Türkçesinin okunmasını engellemek
Müvekkile göre, Kuran'ı Arapça okuma şartı, akıl almaz bir bidat olarak insanlar arasında yaygınlaştırılmış ve insanların Kuran'a asla ulaşamamaları, okuyup anlamamaları bu yolla sağlanmıştır. DİLİ ARAPÇA OLAN BİR PEYGAMBERE İNDİRİLMESİ NEDENİYLE ARAPÇA DİLİNDE GELMİŞ OLAN KURAN'IN, farklı diller konuşan farklı Müslüman toplumlarında NEDEN ARAPÇA OKUNMASI GEREKTİĞİ, yıllar boyunca gereği gibi sorgulanmamıştır.
Kuran, ARAP TOPLUMUNDAN BİR PEYGAMBERE vahiy edildiğinden, Arapçadır. Dini tebliğ görevi, kendisine kitap vahiy edilen Peygambere aittir. Dolayısıyla bu vahiy, ELBETTE ONUN DİLİNDE OLMALIDIR. Aksi takdirde peygamberin anlamadığı bir kitabı, başkasına tebliğ etmesi mümkün olmazdı. Allah, ayetinde bunu açıklamıştır:
“BİZ HER PEYGAMBERİ, KENDİ MİLLETİNİN LİSANI İLE GÖNDERDİK, TA Kİ ONLARA HAKİKATLERİ İYİCE AÇIKLASIN.” (İbrahim Suresi, 14/4)
Eğer biz onu yabancı dilden bir Kuran yapsaydık onlar mutlaka: "BU KİTABIN AYETLERİ GENİŞÇE AÇIKLANMALI DEĞİL MİYDİ? ARAP BİR PEYGAMBERE YABANCI DİL, ÖYLE Mİ?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kuran onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar). (Fussilet Suresi, 44)
Kuran, Arap toplumunun anlayabilmesi için Arapça olarak gönderilmiştir. Demek ki burada asıl olan, O TOPLUMUN KURAN'I ANLAYABİLMESİDİR. Türk toplumunun Kuran'ı anlayabilmesi için de, onun Türkçe tercümesine başvurulması gerekir. Çünkü müvekkilin belirttiği gibi KURAN, MÜSLÜMANLAR İÇİN YOL GÖSTERİCİ BİR REHBERDİR. ANLAŞILMASI VE UYGULANMASI GEREKİR.
4. Kuran'ı "Sen anlamazsın" demek,
Bu hurafeci zihniyete, “Tam İlmihal Saadeti Ebediye” kitabından örnek vermek yerinde olacaktır. Kitabın yazarı Hüseyin Hilmi Işık, Kuran’ı anlamaya çalışanlara şu uyarıları yapar:
“Seyyid Abdülhakim Efendi, kuddise siruh buyurdular ki: İbadet, emirleri yapmak demektir. Kuran-ı Kerim’i, hutbeyi okumak ibadettir. BUNLARIN MANASINI ANLAMAK EMİR OLUNMADI. BUNLARI ANLAMAK İBADET DEĞİLDİR. Kuran-ı Kerim’i anlamak için YETMİŞ İKİ YARDIMCI İLMİ VE SEKİZ TEMEL İLMİ ÖĞRENMEK LAZIMDIR. Ancak bundan sonra Kuran-ı Kerim’i anlamaya istidad hasıl olup, Cenab-ı Hak nasip ederse anlayabilir. HERKES ANLAMALIDIR DEMEK, DİNE MÜDAHALE ETMEK DEMEK OLUR. Kuran-ı Kerim’i anlamak için istidadı çok olan on sene, orta olan elli sene çalışmak lazımdır. Bizim gibi az olanlar ise yüz sene de çalışsak anlayamayız. Şeriatte ilim diye faideli bilgilere denir. Faideli ilim Saadeti Ebediyye’yi elde etmeye yani Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan ilimdir ki bunlara İslam bilgileri denir.”(1)
Yukarıdaki izahlar, tam olarak insanları Kuran'dan uzaklaştırmak için oluşturulmuş hurafeci izahlardır. Dini hiç bilmeyen, Allah'a yakınlaşmaya hevesli olan bir kişi, bu izahlarla karşılaştığında, zaten eline dahi alamadığı Kuran'ı asla anlayamayacağını düşünerek, kendisine hurafe kitaplarından anlatılanlarla yetinecektir. Bu hurafe izahlar da, kendisini ya bağnaz hale getirecek ya da tamamen dinsizliğe sürükleyecektir.
Öncelikle ALLAH, BİR REHBER OLARAK GÖNDERDİĞİ KENDİ KİTABINI, ELBETTE ANLAŞILIR KILMIŞTIR. Kuran'da, okuyan herkes için açık olan izahlar ve kolay uygulanabilir bir din vardır.
…Biz KİTAB'I SANA, HER ŞEYİN AÇIKLAYICISI, MÜSLÜMANLARA BİR HİDAYET, BİR RAHMET VE BİR MÜJDE olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)
ONLARA APAÇIK AYETLERİMİZ OKUNDUĞUNDA, o inkar edenler, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?" (Meryem Suresi, 73)
İŞTE BİZ ONU (KUR'AN'I) APAÇIK AYETLER OLARAK İNDİRDİK; şüphesiz Allah, dilediğini hidayete yöneltir. (Hac Suresi, 16)
Müvekkile göre, ayetlerde de açıkça görüldüğü gibi, Kuran, tüm insanlık için apaçıktır. Kuran'ı anlama ayrıcalığı, imana yönelmek isteyenlerden değil, ancak ONA KARŞI BÜYÜKLENEN, HURAFE ZİHNİYETİNİ CANLI TUTMAK İSTEYEN kişilerden engellenmiştir. Ayetlerde şu şekilde belirtilir:
…De ki: "O (Kuran), iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise KULAKLARINDA BİR AĞIRLIK vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir KÖRLÜKTÜR. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir." (Fussilet Suresi, 44)
Kur'an okuduğun zaman SENİNLE AHİRETE İNANMAYANLAR ARASINDA GÖRÜNMEZ BİR PERDE kıldık.
Ve onların kalpleri üzerine, ONU KAVRAYIP ANLAMALARINI ENGELLEYEN KABUKLAR, KULAKLARINA DA BİR AĞIRLIK koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler. (İsra Suresi, 45-46)
5. Peygamberimize İftirada Bulunarak Hadisler Uydurmak
Kuran dokunulmaz hale getirildiğinde, insanlardan uzaklaştırıldığında, "artık dinin tek kaynağı hadislerdir" denildiğinde, insanları aldatabilmek çok kolaylaşır. Sahte hadisler, işte bu yollarla ortaya çıkmış, insanların Kuran'ı terk etmeleri üzerine, İslam dini içinde birbirinden FARKLI DİNLER TÜREMİŞ ve insanlar, KİTABI DEĞİŞMEDEN KALMIŞ BİR DİNİN 4 MEZHEBE AYRILMIŞ OLMASINI NORMAL KARŞILAR HALE GELMİŞLERDİR.
Oysa hadislerin sahih olup olmadıklarını anlamak çok kolaydır. Şayet bir hadis, Kuran ile mutabık ise veya gelecekte bir olayı anlatıyorsa ve bu tahakkuk etmişse, o zaman hadisin geçerli olduğu söylenebilir. ANCAK BUNUN İÇİN DE KURAN'A İHTİYAÇ VARDIR.
Kuran'ı ortadan kaldıran zihniyet, Peygamberimiz adına sahte hadisler üreterek, Peygamberimize doğrudan iftirada bulunarak, yeni bir din üretmiştir. Hurafe dini, işte bu dinin adıdır.
İslam Adına Uygulanan Bidat Dini
Koskoca bir İslam toplumunu yıllar boyunca kandırarak geliştirilmiş olan bağnazlık dini, müvekkilin her zaman önemle ve ısrarla belirttiği gibi, KURAN'IN DIŞINDA, BİR BİDAT DİNİDİR.
İslam ülkelerinin topraklarında, kaynaklarında, coğrafyasında, yollarında gözleri olan bir kısım derin devletler, tarih boyunca İslam toplumlarını, KENDİ DİNLERİYLE ALDATARAK yenilgiye uğratmışlardır. İslam gibi güçlü bir dini temsil eden bir toplumu kendi dinlerinden uzaklaştırmak, o toplumu güçsüzlüğe sürükleyecek en önemli unsurdur. Bundan sonra zaten iş, bu kişiler için daha da kolaylaşmaktadır.
Bu strateji sonucunda bir kısım toplumlar sadece dinlerini değil, bununla birlikte gelen sevgi, barış, sadakat, ittifak, fedakarlık, vefa, azim ve güven hislerini de yitirmişlerdir. Daha da vahimi, birbirlerine düşman hale gelmişlerdir. Din adına nefret tellallığı yapılmış, kardeş kardeşe düşman hale getirilmiştir. Böyle bir toplum zaten, yıkılmaya da, sömürülmeye de, teslim olmaya da hazır bir toplumdur.
Bugün Ortadoğu'nun içler acısı halinin tek sebebi, derin devletlerin bağnazlık konusunda başarıya ulaşmış olmalarıdır.
Bu yolla geliştirilen sahte din, bu sahte din adına ortaya çıkanları, sevgisiz nefret insanları haline getirirken, dindar olabilecek bir kesimi de dinsiz hale getirmiştir.
Müvekkile göre, bunun tek sebebi, İSLAM TOPLUMLARININ ELİNDEN, DİNLERİNİN YEGANE KAYNAĞI OLAN KURAN'IN ALINMIŞ OLMASIDIR. Peygamberimizin bu konuda şikayeti şöyledir:
Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, BU KUR'AN'I TERK EDİLMİŞ (BİR KİTAP) OLARAK BIRAKTILAR." (Furkan Suresi, 30)
Kuran terk edilince, bidatlar din gibi yaygınlaşınca, bir kısım hocalar sadece bu bidatları anlatır hale gelince, öfke, nefret, sevgisizlik, sanat-estetik-bilim düşmanlığı dinin şartı olarak gösterilince, kadın toplumda lanet edilen bir varlık haline getirilince, bağnazlık reddedilemez bir sahte din olarak İslam dünyasını ele geçirmiştir.
Gençleri Ateizme Sürükleyen Bağnaz İzahlar
Bir kısım ateistler, bu sahte dinin uydurulmuş ve dolayısıyla da mantıksız izahlarını kendi inançsızlıklarına gerekçe haline getirmişlerdir. Bir bakıma ateistlerin sayıca artışı, bu sahte dinin kaçınılmaz bir sonucu olmuştur.
Bu noktada müvekkilin önemli gördüğü şu hususu hatırlatalım. Bazı insanların din adına mantıksız veya öfke dolu konuşmalar yapması, hiçbir zaman bir kişinin Allah'tan uzaklaşması için bir sebep OLMAMALIDIR. Allah, insanlara "şahdamarlarından daha yakındır" (Kaf Suresi, 16), Allah, "kişi ile kalbi arasına girer" (Enfal Suresi, 24). Allah, insana EN YAKIN olandır. Dolayısıyla bir kişi, gerçekten Allah'ı tanımak, sevmek ve O'na yakınlaşmak istiyorsa, başkalarının yanlışından dolayı Allah'tan uzaklaşmak yerine, Allah'ın kendisine en yakın olduğunu bilmeli ve Allah'ın kendisini her an duyduğunu gördüğünü bilerek, O'na seslenerek, Allah'tan yol göstericilik beklemelidir. Bu olduğunda, Allah mutlaka ona dosdoğru yolu gösterecek, sahte insanları etrafından uzaklaştıracaktır.
Aşağıda, gerçekte KURAN'DA ASLA OLMAYAN, hurafe dininin ürettiği ve gençleri dinlerinden soğutup ateizme yönelten bir kısım izahlar yer almaktadır:
Kaynak: https://www.haberturk.com/polemik/haber/787110-7-yas-alti-da-olsa-kiz-cocuguna-el-opturmeyin-
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=_kXliOP-JCU
Kaynak: https://www.dailymotion.com/video/x6hwni8
Kaynak: Hüseyin Çevik - https://www.instagram.com/reels/DFCwbqxqJb1/
Kaynak: Hüseyin Çevik - https://onedio.com/haber/huseyin-cevik-ten-gundem-olan-sozler-40-tane-kadin-1-erkekten-himaye-isteyecek-1186230
Kaynak: Hüseyin Çevik - https://onedio.com/haber/huseyin-cevik-hoca-dan-kibleye-donuk-tuvalet-tavsiyesi-tuvalette-sola-donersen-butun-gunahlar-dokulur-1229283
Kaynak: Nurettin Yıldız - https://www.facebook.com/watch/?v=10160300802360106
Yusuf Kavaklı
Kadınsa benim çamaşırımı yıkayacak, bir, yemeğimi yapacak, iki, evladıma bakacak, üç, evladımı temizleyecek, dört, evimi temizleyecek, beş, yatağımı serecek, altı… ALLAH EMRETMİŞ BUNLARI BE, NE KONUŞUYORSUN SEN?
Kaynak: Yusuf Kavaklı - https://www.facebook.com/watch/?v=153557244182717
Kaynak: Ömer Döngeloğlu - https://www.facebook.com/watch/?v=3759922490948103
Ömer Döngeloğlu
“Bey” diyor “sen dolapta var ısıtır yersin” diyor. “Sen yemeği ısıt ye” diyor. E ne olacak? “Biz yasin okuyacağız”. Çarpar o yasin seni. Evlilik bu hemi. Kadın erkeğe erkek kadına, sen bana ben sana dum duma kim kime. Yok öyle bir şey. Çek tesbihi dur. Lailahe illallah, lailahe illallah. Suratına şamar gibi vurur. Senin kocan orada zinaya yönelecek, senin adam yemeği buzdolabından soğuk soğuk yiyecek sen tesbih çekerek evliya olacaksın öyle mi? Memleketin bütün evliyaları peşine düşse seni bir derece yukarı çıkaramazlar.
Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca - https://www.dailymotion.com/video/x7ktakp
MEMRİ TV – Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü TV kanalı
Yukarıda sadece birkaç örneğini verdiğimiz bu izahlar, ne yazık ki, İslam camiasına sistematik olarak hakim edilmiş durumdadır. Oysa BU İZAHLARIN HİÇBİRİ KURAN'DA YOKTUR. Kuran'da bulunmayan veya Kuran ile mutabık olmayan bir izahın, dine ait olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
BÖYLE SAHTE BİR DİNİN AYAKTA KALMASI DA MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Müvekkil, "Karanlık Tehlike: Bağnazlık" kitabında, bağnazların nefrete dayalı inançlarının, kadın nefretinin, ürettikleri yasakların ve insanları tüm güzelliklerden, resimden, müzikten, sanattan, estetikten, bilimden uzaklaştırma arzusunun, Kuran ile tam anlamıyla zıt bir anlayış olduğunu kapsamlı olarak ve Kuran'dan delillerle açıklamıştır.
Adnan Oktar'ın "Karanlık Tehlike Bağnazlık" kitabının kapağı
Müvekkil, özellikle kadının Kuran'daki yerini anlatmanın çok üzerinde durmuş ve bağnazların kadını ikinci sınıf gören mantığını ortadan kaldırmıştır. KADININ DÖVÜLMESİ DİYE BİR HÜKMÜN KURAN'DA OLMADIĞINI ayet açıklamalarıyla göstermiştir. Allah'ın Kuran'da kadına verdiği değeri ayetlerle anlatmıştır. KURAN'DA KADININ ÇİÇEĞE BENZETİLDİĞİNİ, DEĞERLİ KILINDIĞINI, ÖZGÜR VE ÇOK KIYMETLİ olduğunu ayetlerle izah etmiştir. Kadını taşlayarak öldürme, evin penceresinden dışarı dahi baktırmama, söylediğinin tersini yapma, eve kapatma, dövme, aşağılama, kapatma, yasaklama gibi bağnazlara ait zihniyetlerin tamamının MEVZU HADİSLERE DAYANAN YALANLAR olduğunu ispat etmiştir.
Bu ve bunun gibi bağnaz inançlar, müvekkilin açıklamalarıyla yerle bir edilmiştir.
Müvekkil, Tüm Bunlara Çözüm Getirmiştir, Şu Anda da Getirebilir
Müvekkil, insanların ALLAH'I SEVEBİLECEKLERİNİ, KAİNATIN SEVGİ İÇİN YARATILDIĞINI, KURAN'DA SEVGİNİN TARİFİNİN YAPILDIĞINI VE ALLAH'IN SEVGİ İSTEDİĞİNİ, tüm insanların Allah'a dayanarak ve birbirlerini severek yaşayabileceklerini, hiçbir inancın veya şahsın düşman olamayacağını Kuran'dan delillerle göstermiştir.
İnsanlar, İslam dininin GÜZELLİK VE FERAHLIK sunan, BARIŞ İSTEYEN, SEVGİYİ ÇOK ÖNEMLİ GÖREN, DEMOKRAT, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE AYDIN, DİPDİRİ VE CAPCANLI, KALPLERİ MUTMAİN EDEN bir din olduğunu anlamışlardır. Böyle bir dinin hakim olduğu bir toplumun barışçıl ve sevgi üzerine kurulu olabileceğini ve her şeyden önce bunun mümkün olabileceğini kavramışlardır.
İşte bu nedenledir ki, müvekkilin, bağnazlığın karanlık yüzünü ortaya çıkarması, İslam dininin gerçeğini insanlara tüm açıklığıyla sunması, toplumun BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMİŞ, topluma bir UMUT IŞIĞI EKMİŞ ve insanların BİRBİRLERİNİ VE ÖZELLİKLE KADINLARI DEĞERLİ GÖRMESİNİ sağlamıştır.
Dikkat edilirse kadın cinayetlerinin, toplumsal cinayetlerin, intiharların artış göstermeye başladığı tarih, tüm kurumlar tarafından 2018 YILI OLARAK GÖSTERİLMEKTE, son 8 yılda artış olduğuna dikkat çekilmektedir. MÜVEKKİLİN YOKLUĞUNDA bu sayıların artış göstermesini önemli görmek gerekmektedir. Aynı şekilde, ateizme yönelenlerin sayısında artış olması da, aynı zihniyetin bir sonucudur. Bağnaz izahlar, insanları dinsizliğe sürüklemiştir.
İşte tüm bu nedenlerle kimse, müvekkil ve arkadaşlarının cezaevinde bulunmalarını, faaliyetlerinin durdurulmuş olmasını marifet olarak görmemelidir. Bunun bedeli büyük olmuştur.
Sonuç: Müvekkilin Çağrısı
Müvekkil, bu duruma çözüm üretmek istemekte ve cezaevinden çıkma gibi bir amacının olmadığını ama cezaevi şartlarında dahi olsa, kendisine;
İNSANLARA ULAŞABİLECEĞİ BİR İMKANIN SAĞLANMASINI,
YÖNLENDİRİCİ FİKİRLERİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİNİ,
GEREKİRSE BU KONUDA DANIŞMANLIK GÖREVİNİ ÜSTLENMEYİ
ÖZELLİKLE KİTAP VE BELGESELLERİNİN SERBEST BIRAKILMASINI
talep etmektedir.
Toplumu, şu anki halinden yani nefret toplumundan sevgi toplumuna çevirebilmek, müvekkile göre, yine KURAN AYETLERİ ışığında mümkündür. Müvekkil bunu, kitaplarının dağıtıldığı ve yayınlarının gerçekleştiği dönemde BAŞARMIŞ, pek çok ATEİST, DEİST, ÜMİTSİZ, SEVGİSİZ GENCE YOL GÖSTERMİŞ, onlar için ÜMİT IŞIĞI OLMUŞTUR. Müvekkilin yayınlarını gerçekleştirdiği dönemde DİNDARLIK ORANINDAKİ ÇOK CİDDİ ARTIŞ bunun en net delilidir.
Şayet müvekkil ADNAN OKTAR OLMASAYDI, DİNİN ÖZÜNÜN KURTULUŞU MÜMKÜN OLMAYACAKTI. Bağnazlık, İslam adıyla sahte bir inanç olarak toplumlarda yerini alacaktı. GERÇEK İSLAM DİNİ TÜMÜYLE YOK OLACAKTI. Karl Marks'ın, "DİNİN KENDİLİĞİNDEN, DOĞAL OLARAK ORTADAN KALKACAĞINA" dair beklentisi, bu yolla gerçekleşecekti. Bilindiği gibi Marks, "özel mülkiyetin ortadan kalması, yani komünizmin hakimiyeti ile, alt yapıya bağlı olan bir üst yapı kurumu olan DİNİN KENDİLİĞİNDEN ORTADAN KALKACAĞINA" inanmıştır.(2) İŞTE BU BEKLENTİ, MÜVEKKİL TARAFINDAN ENGELLENMİŞTİR.
MÜVEKKİL, İSLAM'IN AYAKTA KALMASINI SAĞLAMIŞTIR. Gerçek İslam'ı şu anda toplum tarafından bilinir kılan, onun çalışmalarıdır. Marks'ın ve onu izleyen komünistlerin beklentisi gerçekleşememiştir. Dinin doğal olarak ortadan kalkması mümkün olmamış, müvekkil tarafından, bu sinsi planı engelleyen müthiş etkili çalışmalar gerçekleşmiş, izahlar yapılmıştır.
MÜVEKKİLİN İZAHLARI HALEN ZİHİNLERDEDİR VE HALA ETKİLİDİR. Ancak bu etkinin artması, yukarıda örneklerini verdiğimiz bağnaz izahların çürütülmesi, insanları dinsizliğe sürükleyen sahte dünyanın deşifre edilip susturulması ve toplumumuza ve insanlığa aydınlık bir dünya getirecek İslam dininin güzelliğinin anlaşılması için bu anlatımlara devam etmek gerekmektedir.
İşte bu nedenle, MÜVEKKİLE, TALEP ETTİĞİ ŞEKİLDE İMKANLAR SUNULMALI VE GERÇEK İSLAM'I TÜM GÜZELLİKLERİYLE ANLATMAYA DEVAM ETMESİ İÇİN TALEBİ ACİLEN HAYATA GEÇİRİLMELİDİR.
Müvekkilin bu mühim hususta yapmış olduğu bu önemli çağrıyı takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.04.03.2026
Dipnotlar
(1) Kuran Araştırmaları Grubu, Uydurulan Din ve Kuran’daki Din, s. 376
(2) Cevat Özyurt, Marx’ta Yanılsama ve İdeoloji Olarak Din, s. 235
0 Yorumlar