Adnan Oktar’dan Duyurudur
Fatih Çıtlak, bir süredir katıldığı yayınlarda, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarını gündem yapmaya çalışmakta ve bu şekilde ilgi çekeceğini ummaktadır. Ramazan programlarını da bu konuda fırsat bilmiş, insanları Allah sevgisine, imana, iyiliğe çağırması gereken bu programlarda, yine müvekkilin ve arkadaşlarının ismini geçirerek kendince sahur programlarını izlenir kılmak istemiştir.
Henüz ilk sahur gecesinde, 19 Şubat 2026 tarihli Sahur Vakti programında, bu konuda yorum yapmadan edememiştir.
Fatih Çıtlak, çeşitli vesilelerle gündeme gelmeyi önemli gören, bu uğurda kendince tarzlar oluşturan, "ilgi çeken bir hoca" olarak izlenirliğini artırmaya çalışan, yıllardır da bu uğurda çaba gösteren kişilerden biridir. Bu uğurda, müvekkilden gördüğü şekilde sakalına özenle şekiller veren, yine müvekkilden gördüğü tarz ile kravat takmayı tercih eden, açıkça görüldüğü kadarıyla KENDİSİNE MÜVEKKİLİ ÖRNEK ALAN bir kişiliktir. Dikkat çekmek adına müvekkili örnek alan böyle bir kişiliğin, yine dikkat çekmek adına, her zaman gündemde olan ve mutlaka ilgi çeken Adnan Oktar ismini kullanması da şaşırtmamıştır.
Oysa müvekkilin her zaman üzerinde durduğu gibi, önemli olan, bir hocanın, şekille, tarzla, insanlara laf atmakla değil, İMANA VESİLE OLMASIYLA gündemde olmasıdır.
ACABA FATİH ÇITLAK, ŞU ZAMANA KADAR KAÇ KİŞİNİN İMANINA VESİLE OLABİLMİŞTİR?
Bu sayı eminiz ki fazla değildir; çünkü kendisi hurafelere dayanan, samimiyetten uzak izahlar yaparken, insanların böyle bir kişinin samimiyetine güvenerek İslam'dan etkilenmesi, mümkün olamaz. Fatih Çıtlak'ı izleyenlerin büyük bölümü, camilerde görmeye alıştığımız, Ortodoks geleneksel din anlayışını kendine rehber edinmiş genellikle yaşlı insanlardır. Zaten Sn. Çıtlak, onların alıştığı tarzda konuşmakta, geleneksel izahların dışına çıkamamakta, Kuran'ı esas alarak bir anlatım yapmaMAkta, kendi konumunu riske atmadan "kendinden beklenen" izahları yapmaktadır.
Bunun neticesinde Fatih Çıtlak'ın hitap ettiği insanlar, cami cemaatinin ötesine geçememektedir. Cami cemaatleri de elbette kıymetli insanlardan oluşur; ancak İslam'ı tebliğ eden kişi için asıl olması gereken, İslam'ı tanımayanlara, İslam'dan uzak duranlara, geleneksel hurafe inançların olumsuz etkisiyle dinden uzaklaşmış kişilere, gençlere, ülkenin kıyı kesimlerini temsil eden kesime hitap edebilmektir. Zannediyoruz ki Fatih Çıtlak, bu üslup ve bu tarz ile, BUNU HAYATI BOYUNCA BAŞARAMAMIŞTIR.
Oysa müvekkil Adnan Oktar'ın en önemli özelliği, gençlerin ateizme ve deizme yöneldiği bir dönemde, Diyanet İşleri Başkanı'nın "gençlere ulaşamıyoruz" dediği bir dönemde, ÜLKEMİZDEKİ BÜTÜN GENÇLERE ULAŞABİLMESİ, ATEİST, DEİST, DEKOLTELİ, AÇIK, KAPALI HERKESE HİTAP ETMEYİ BAŞARMIŞ OLMASI, ülkenin ulaşılamayan KIYI KESİMLERİNE ULAŞARAK SAYISIZ GENCİN İMANINA VESİLE OLMASIDIR. Ateist gençler, bizzat kendisinin canlı yayınını izlemek üzere stüdyoya gelmiş, kendisine diledikleri soruyu yöneltmiş ve anlatılan KURAN MÜSLÜMANLIĞINDAN TAMAMEN TATMİN OLARAK, İMAN KAZANARAK EVLERİNE GERİ DÖNMÜŞLERDİR.
Müvekkil, başörtülü veya dekolte olsun, bütün kadınların istedikleri gibi Allah'a yönelebileceklerini, dinlerini istedikleri gibi yaşayabileceklerini anlatmıştır. Müvekkil, tüm gençlere ve tüm insanlara, ALLAH SEVGİSİNİ izah etmiştir. Allah korkusunun, Allah'ı razı edememekten korkmak anlamına geldiğini, asıl olanın ALLAH'A ÇOK SEVGİ DUYMAK olduğunu ve ALLAH'IN BU SEVGİYE MUTLAKA KARŞILIK VERECEĞİNİ Kuran ayetleriyle izah etmiştir.
Müvekkilin Kuran Müslümanlığını anlattığı bu dönemlerde, insanlar, İSLAM'IN AYDINLIK YÜZÜNÜ görmüş, tekrar ÜMİTVAR OLMUŞ, ALLAH'I SEVMENİN GÜZELLİĞİNİ YAŞAMIŞ ve hurafe dininin dışında GÜZELLER GÜZELİ BİR DİNİMİZ OLDUĞUNA KANAAT GETİRMİŞLERDİR.
Acaba Fatih Çıtlak, bunlardan hangisini başarmıştır?
Müvekkilin yayınlarının ve eserlerinin ulaşılabilir olduğu dönemde, Türkiye'de dindarların oranı %98'lere çıkmıştır. Ancak kendisinin cezaevinde bulunduğu son 8 yılda, bu oran oldukça düşmüş ve ateist ve deistlerin sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Eğer Fatih Çıtlak, insanların imanına vesile olma iddiasındaysa, bu son 8 yıl içinde neden dindarların oranında HİÇBİR ARTIŞ YAŞANMAMIŞ, tam tersine DÜŞÜŞ DEVAM ETMİŞTİR?
Görüldüğü kadarıyla Fatih Çıtlak'ın yaptığı, hurafe dininin temsilciliğini sürdürmek, hatta yaptığı izahlarla bir kısım insanları İslam'dan soğutmaktır. Fatih Çıtlak'ın anlattığı İslam anlayışını bu ülkede kabul edecek cami cemaati dışında bir kesim yoktur. Özellikle gençler, bu zihniyete tamamen karşıdırlar. Bu anlatımlar devam ettikçe, müvekkil tarafından İslam'a kazandırılan gençler, gitgide İslam'dan soğutulmaktadır.
Fatih Çıtlak ve İlginç Mesnevi Merakı
Fatih Çıtlak'ın temsil ettiği Sufi felsefesine dayanan inanç anlayışında da ciddi problemler vardır. Fatih Çıtlak, Mevlevi olduğunu sıklıkla belirtmekte, Mesnevi okumaları yapmakta, bu konuda çalışmalar yapıp kitaplar çıkarmakta ve Mesnevi'ye övgüler yağdırmaktadır.
Fatih Çıtlak'ın Mesnevi Şerhi isimli kitabı | Mevlana'nın Mesnevi isimli eseri |
Fatih Çıtlak'ın 13 videodan oluşan "Mesnevi Okumaları" başlıklı yayınları
Ancak sorun şu ki, Mesnevi'nin kendi zihniyeti problemlidir. Mesnevi'de anlatılanların büyük bir kısmı, HEM KURAN'A HEM DE GENEL AHLAK ANLAYIŞINA TAMAMEN ZIT ve OLAĞANÜSTÜ SAKINCALI anlatımlardır. Bunlardan bir kısmı aşağıda takdirinize sunulmaktadır:
Mesnevi'de geçen eşcinsellikle ve müstehcenlikle ilgili ifadeler:
Kaynak: Mesnevi, C.2, Beyitler 3155-3160
Mesnevi'de geçen kadınlarla ilgili ifadeler:
Mevlana'nın şarap içmeyi öven sözleri:
Şunu belirtmek gerekir ki, Mevlana ile ilgili yukarıda anlatılanlar, bizim şahsi yorumumuz değildir. Tüm bu ifadeler, MEVLANA'NIN ESERLERİNDEN ALINMIŞ BÖLÜMLERDİR VE KAYNAKLARI BELİRTİLMİŞTİR. Söz konusu kaynaklarda bunlar gibi çok fazla açıklama yer almaktadır. Burada sadece belli başlı birkaç örnek gündeme getirilmiştir.
Şayet bu eserlerin yazarı gerçekten Mevlana ise, Fatih Çıtlak, yakından takip ettiği Mevlana'nın kişiliğini de, eserlerinde sarf ettiği bu sözleri de eminiz gayet iyi biliyordur. Dolayısıyla, Mevlana'yı savunurken, aslında onun bu mantıklarını da savunmaktadır. Bu, çok sakıncalı bir düşünce şeklidir ve her şeyden önce Kuran'a tam anlamıyla muhaliftir. Dolayısıyla, Fatih Çıtlak, başkaları hakkında yorumlar yapacağına, önce kendi takip ettiği insanların fikir yapısını iyi analiz etmeli ve asıl kendisinin savunduğu zihniyete eleştirilerini yöneltmelidir. Çünkü şimdiye kadar, Fatih Çıtlak'ın Mesnevi'de geçen yukarıdaki izahlara karşı tek bir eleştirisi dahi olmamıştır.
Cübbeli Ahmet Hoca'nın Yaşam Tarzı ve Savunduğu İslam Modeli, Fatih Çıtlak Tarafından Destek Görüyor
Fatih Çıtlak'ın, sıklıkla Cübbeli Ahmet Hoca ile bir araya geldiği, aynı ortamlarda dini sohbetlere katıldıkları, birlikte objektiflere poz verdikleri bilinmektedir.
Fatih Çıtlak, Cübbeli Ahmet Hoca ile birlikte
Fatih Çıtlak, Cübbeli Ahmet Hoca ile birlikte
Fatih Çıtlak, Cübbeli Ahmet Hoca ile birlikte
Buradan hareketle Fatih Çıtlak'ın, Cübbeli Ahmet Hoca'nın kendisinin ve fikirlerinin taraftarı olduğu, kendisini her bakımdan desteklediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Şu durumda Fatih Çıtlak, anlaşıldığı kadarıyla, Cübbeli Ahmet Hoca'nın şimdiye kadar gündem olan ve tüm Türkiye tarafından tepki çeken hayat şeklini normal karşılamaktadır. Yine anlaşıldığı kadarıyla Fatih Çıtlak, Cübbeli'nin, oldukça geniş bir kesim tarafından eleştirilen aşağıdaki görüşlerini de paylaşmaktadır:
Cübbeli Ahmet Hoca'nın Peygamberimizi rüyaya getirdiğini ve daha pek çok fazileti olduğunu iddia ettiği TERLİK, kendi sitesinden internet satışına sunulmuştur. (Kaynak: https://www.facebook.com/watch/?v=10159678012025106)
Cübbeli Ahmet Hoca, YANMAZ KEFEN üretildiğini iddia etmiş ve bu kefeni alanların AHİRETE GİTTİKLERİNDE YANMAYACAKLARINI söyleyerek, bu kefeni de kendi internet sitesinden satışa sunmuştur. Daha sonra böyle bir istismarda bulunmadığını söyleyerek lanetleşse de, kısa süre içinde Cübbeli'nin yanmaz kefen sattığı video ortaya çıkmıştır. (Kaynak: https://habervitrini.com/cubbeli-ahmet-hocadan-yanmaz-kefen-aciklamasi/975790)
Cübbeli Ahmet Hoca, kadınların okumaması, eve kapanması gerektiğini canla başla savunmaktadır.
Cübbeli, 7 yaş altındaki kız çocuklarının dahi etkileyici olduğuna inanan bir zihniyet içindedir.
Kaynak: https://www.haberturk.com/polemik/haber/787110-7-yas-alti-da-olsa-kiz-cocuguna-el-opturmeyin-
Kaynak: https://www.dailymotion.com/video/x6hwni8
Kumar elbette haramdır. Ancak Cübbeli, son derece meşru bir spor olan satrancı, kumardan dahi daha beter olarak niteleyerek, Allah'ın hükmünün üzerine hüküm kurmaktadır.
Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca - https://www.dailymotion.com/video/x7ktakp
Cübbeli Ahmet Hoca ile sık sık bir araya gelen, birlikte vaazlar veren, cemaat toplantılarına katılan Fatih Çıtlak, anladığımız kadarıyla Cübbeli'nin yukarıda yer alan bu ve benzeri fikirlerini de desteklemektedir. Demek ki Sn. Çıtlak, kız çocuğunun OKUTULMAMASI gerektiğini, kadının EVE KAPATILMASI gerektiğini, satranç gibi aktivitelerin en büyük HARAM OLDUĞUNU, resim ve heykelin ASLA EVLERE SOKULMAMASI gerektiğini, KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARINDAN TAHRİK OLUNABİLECEĞİNİ ve bunun gibi gerçekte KURAN'DA OLMAYAN pek çok hurafeye inanmakta ve bu fikirleri desteklemektedir. Aynı zamanda görüldüğü kadarıyla Çıtlak, "yanmaz kefen", "peygamberimizi rüyada gördüren terlik" gibi yalanlarla Müslümanların inançlarının istismar edilmesini, haksız kazanç elde edilmesini de normal karşılamaktadır. Zannediyoruz Fatih Çıtlak'ın asıl savunduğu fikir sistemi bu şekildedir.
Oysa, müvekkilin yıllardır ısrarla belirttiği gibi, BUNLARIN HİÇBİRİ KURAN'DA YOKTUR. BUNLARIN TÜMÜ HURAFEDİR, UYDURULMUŞTUR. Cübbeli gibi kişilerin bu uydurmalarla insanları aldatması sonucunda, bir kısmı BAĞNAZ, bir kısmı da ATEİST olan bir toplum ortaya çıkmıştır. Toplum, işte bu tarz insanlar ve onların savundukları fikirler nedeniyle dinsizliğe daha fazla sürüklenmektedir.
Fatih Çıtlak, bu zihniyetin bir temsilcisi olarak, tebliğ ettiği dinin bu olmasından da kaynaklı olarak, insanları hidayete değil, dinsizliğe sürükleyen bir anlayışı temsil etmektedir. İslam toplumuna yarardan ziyade kapsamlı bir zarar getiren bu zihniyetin savunucusu olmanın sakıncalarını görmek yerine, tüm dünyada İslam'ın doğru şekilde tanınmasına, sevilmesine, tercih edilmesine vesile olan müvekkil Adnan Oktar'ı eleştirecek bir gücü kendisinde bulabilmektedir. Bu, gerçekten şaşırtıcıdır.
Allah, Alçakgönüllüleri Sever
Fatih Çıtlak'ın programlarında, halka yönelik oldukça üst perdeden bir üslup kullandığı dikkat çekmektedir. Bu durum, muhtemelen, bir kısım geleneksel hocalara olan hayranlığının sonucu olabilir.
Oysa halk, önce sevgi ve saygı görmek ister. "Buraya bak", "dikkatini ver" şeklinde kurs hocası üslubu, milyonlarca kişiye televizyonda hitap eden bir kişi için fazla ÜST PERDE bir üsluptur. Bir Müslümanın, önce karşısında hitap ettiği insanlara değer vermesi, onları üstün tutması, onlara saygı duyduğunu hissettirmesi gerekir. Bir kişi, eğer bir konuda bilgi aktarımı yapacaksa, bu konuda dikkatleri, karşı tarafa bağırır bir üslupla seslenerek değil, GERÇEKLERİ ANLATARAK çekebilir.
Zannediyoruz Sn. Çıtlak, anlatımları Kuran'a dayalı olmadığından, hurafeler de insanlara oldukça sıkıcı geldiğinden, klasik hoca yöntemleriyle dikkat çekmeye yönelmiştir. Ancak müvekkile göre bu üst perde üslup, çeşitli cemaatlerde alışıldık bir üslup olsa da, genel olarak Türk toplumunu bu kişiden ve bu anlatımdan uzaklaştırmaya iter. HER ŞEYDEN ÖNCE, KURAN'A AYKIRIDIR.
Kuran'da konuyla ilgili birkaç ayet şu şekildedir:
YERYÜZÜNDE BÖBÜRLENEREK YÜRÜME; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra Suresi, 37)
… ALLAH, KENDİNİ BEĞENEN VE ÇOKÇA ÖVÜNÜP DURAN KİMSELERİ KESİNLİKLE SEVMEZ. (Nisa Suresi, 36)
Sonuç
Yukarıda verdiğimiz deliller, Fatih Çıtlak isimli şahsın din anlayışını ortaya koyan detaylardır. Dikkat edilirse bu tarz kişilerin ortak özelliği, ittifakla müvekkile karşı olmak; ilgili ilgisiz her konuda, her fırsatta müvekkilin adını geçirerek gündeme gelebilmektir. Anlaşılabileceği kadarıyla müvekkile karşı olan ve din adına ortaya çıkan kişiler, genellikle hurafe zihniyetinin savunucuları olan, Kuran'daki gerçek dinin değil, geleneksel bağnaz anlayışın takipçisi olan, kadınları kapatmak, güzellikleri yasaklamak, din istismarı yapmak üzere yaşam süren kişilerdir.
MÜVEKKİLE VE MÜVEKKİLİN ANLATTIĞI GERÇEK DİNE KARŞI OLANLARIN ORTAK ÖZELLİĞİ BUDUR.
Bu kişiler, kendi garip ahlak anlayışları YAŞAM BULSUN, kendi aldatıcı yöntemleri AYAKTA KALSIN, insanlar daha fazla HURAFELERLE UYUTULABİLSİN diye, tüm güçleriyle müvekkile ve müvekkilin savunduğu Kuran'a dayalı İslam anlayışına savaş açarlar. Müvekkilin anlattığı gerçek dinin;
Tüm sahte düzenleri BOZACAĞINI,
Anlattıklarının büyük bölümünün YALAN olduğunu ORTAYA ÇIKARACAĞINI,
Gerçekleştirdikleri İSTİSMARI ORTADAN KALDIRACAĞINI,
ŞUURLU BİR İSLAM ÜMMETİ oluşturacağını çok iyi bilmektedirler.
O yüzden MÜVEKKİLİ ASLA DİLLERİNDEN DÜŞÜREMEMEKTEDİRLER.
Oysa müvekkilin gerçekleştirdiği başarıların ZERRESİNİ DAHİ BAŞARABİLMİŞ DEĞİLLERDİR. Ne ülkemizdeki gençlere ulaşabilmekte ne ateizmin gelişimini engelleyebilmekte ne de camiye daha fazla insan getirebilmektedirler.
İslam dünyası yanıp tutuşurken, felaketlerin içine sürüklenirken, bu şahıslar, insanların iman kazanabilmesini ve dosdoğru Kuran'ı anlayabilmelerini sağlamak, İslam'ın aydınlık yüzünü dünyaya tanıtabilmek için NEREDEYSE HİÇBİR ŞEY YAPMAMAKTADIRLAR.
Küçücük cemaatlerine vaaz vererek, kendilerini tatmin etmektedirler. Dünyada İslam'ın ve Müslümanların güçlenmelerine vesile olan ve 2018 yılına kadar bu konuda OLAĞANÜSTÜ BAŞARILARA İMZA ATMIŞ BULUNAN MÜVEKKİL ADNAN OKTAR'IN ZAFERİNE hiçbir şekilde YETİŞEMEMEKTEDİRLER.
Dahası, müvekkil, İslam'ı tebliğ uğruna yaptığı çalışmalardan ŞİMDİYE KADAR TEK BİR KURUŞ DAHİ ALMAMIŞKEN, bu kişiler yaptıkları her programdan, yazdıkları her kitaptan ÜCRET ALAN kişilerdir. Müvekkilin sürekli hatırlattığı ve harfiyen uyguladığı, "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir." (Yasin Suresi, 21) ayeti, bu kişiler tarafından açıkça görmezden gelinmektedir.
Toplumumuz, ne acıdır ki, Müslümanlara hurafelerle hitap eden, Müslümanlara yanmaz kefen satmaya çalışan, eşcinsel hayatını eserlerinde açıkça ilan etmiş olan Mevlana'yı göklere çıkaran kişilerin eline kalmış durumdadır. ŞU ANDA TOPLUMUMUZUN, HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA KURAN EĞİTİMİNE İHTİYACI VARDIR.
Müvekkil, bu konuda, BULUNDUĞU CEZAEVİNDEN YOL GÖSTERİCİ BİR DANIŞMAN olarak elinden gelen hizmeti yapmaya hazırdır. Aksi takdirde, toplumumuz, bu zihniyetle, bağnazların ve dinsizlerin çoğaldığı, gerçek dinin tümüyle unutulduğu ve tüm değerlerin kaybedildiği bir topluma dönüşecektir.
Kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.03.03.2026
0 Yorumlar