Sayın Pınar Işık Ardor TGRT ekranlarında yayınlanan Pınar Işık Ardor ile Bu Akşam programının 13.02.2026 tarihli yayınında müvekkil Adnan Oktar ile ilgili birtakım iddialara yer vermiştir.
Sayın Pınar Işık Ardor yayın sırasında gayri ahlaki paylaşımların yapıldığı Onlyfans sosyal medya platformu hakkında bir haberi sunarken konuyu bir anda müvekkil Adnan Oktar’a getirmiş ve müvekkilin modern görünümlü hanım arkadaşları ile Onlyfans arasında son derece alakasız bir bağ kurmaya çalışmıştır. Müvekkil Adnan Oktar’ın hanım arkadaşları iffetleriyle tanınan, girdikleri ortamlarda ciddiyetleri ve mesafeli tutumlarıyla bilinen son derece asil hanımlardır.
Şunu da ifade etmek gerekir ki, müvekkil Adnan Oktar, Pınar Işık Ardor hanımın modern görünümünü beğenmekte, saygın bir gazetecilik anlayışına sahip olduğuna inanmakta ve başarılı bulmaktadır. Pınar hanımın saç rengi, makyajı, modern kıyafet tarzı, dışa dönük ve neşeli üslubu zaten kendisinin de müvekkil Adnan Oktar’ın savunduğu aydın, nezih, modern İslam inancını sahip olduğunu göstermektedir. Ancak Sayın Ardor’un programında gerçek dışı bilgiler üzerinden yorumlarda bulunması kendisine yakışmamıştır. Pınar Hanım’ın canlı yayın esnasında yaptığı yorumlarından, müvekkilin yargılandığı dosya hakkında kendisinin araştırıp inceleyip okuyup bir bilgi edinmediği, sadece kulaktan dolma yanlış bilgileri aktardığı görülmektedir.
Pınar Hanım’ın gençlerin ahlaki ve manevi değerlerini dejenere eden Onlyfans gibi platformlar hakkında bilgilendirici yayın yapması ve bu yolla genç kızları korumaya, bilinçlendirilmeye çalışması değerli bir çabadır. Müvekkil, Pınar Işık Ardor Hanım’ın bu çabasını takdirle karşılamaktadır. Benzer bir çabayı, çalıştığı kanalın sahibi Mücahid Ören’in resmi belgelerde adının geçtiği Epstein Skandalı için de göstermesi yerinde olacaktır.
https://www.instagram.com/p/DUOEL1JDT5-/
Bilindiği üzere, ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein belgeleri veritabanında yer alan belgelere göre; Mücahit Ören’in Epstein’in 20 yıl hapis cezası alan hükümlü suç ortağı Ghislaine Maxwell ile yapmış olduğu bir yazışmada: “Çok teşekkür ederim. Ayrıca DAHA YARAMAZ (NAUGHTY) olmak için sizden daha çok şey öğrenmeliyim” dediği görülmektedir. Mücahid Ören’in mailinin sonunda kullandığı “NAUGHTY” kelimesinin, yetişkinler için kullanıldığında “CİNSEL İÇERİKLİ BİR YARAMAZLIK OLDUĞU” bilinmektedir.
Küçük çocukların ve genç kızların hayatını karartan bir şebeke olan Epstein davası hakkında halkı bilgilendirmesi, Mücahid Ören’in “Çok teşekkür ederim. Ayrıca DAHA YARAMAZ (NAUGHTY) olmak için sizden daha çok şey öğrenmeliyim” diyerek neyi amaçladığını sorgulaması ve bu gibi dehşet verici skandalların bir daha yaşanmaması için alınması gereken tedbirleri ele alması çok yerinde ve doğru bir gazetecilik olacaktır. Böylece müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının hayatında hiçbir zaman olmayan gayri ahlaki iftiralar, yargılandığı dosyada bile yer almayan şantaj kasetleri gibi içi boş hikayeler, baştan sona kurgu olan “acılı baba” senaryoları yerine gerçek bir skandalı aydınlatma ve halkı bilinçlendirme başarısı elde edecektir.
1. ADNAN OKTAR DAVASI HAKKINDA GERÇEKLER
Pınar Hanım Adnan Oktar Davası hakkında yorumda bulunmak istediğinde dava dosyasında da yer alan şu gerçekleri göz önünde bulundurmalıdır:
11 TEMMUZ 2018 TARİHİNDE GERÇEKLEŞEN POLİS OPERASYONUNDA; Tam 125 EVE BASKIN YAPILMIŞ ve TEK BİR KADIN VEYA TEK BİR ERKEK DAHİ UYGUNSUZ BİR DURUMDA YAKALANMAMIŞTIR.
Evlerde TUTSAK TUTULAN TEK BİR KADIN DAHİ BULUNMAMIŞTIR.
VİDEO İLE KENDİSİNE ŞANTAJ YAPILDIĞINI İDDİA EDEN BİR KİŞİ DAHİ BULUNMAMAKTADIR; HER TÜRLÜ İFTİRANIN BULUNDUĞU İDDİANAMEDE DAHİ BÖYLE BİR İDDİA KESİNLİKLE YER ALMAMIŞTIR.
Kanaatimizce Pınar Işık Ardor’un
• Dosyanın nasıl büyük yalanlar üzerine kurulu olduğunu,
• Bu yalanların yargılama boyunca tek tek çürütüldüğünü,
• Türkiye’nin en önde gelen hukukçularının, hakimleri ve savcıları yetiştiren ceza hukuku profesörlerinin bu dosyada kanunen bir suç olmadığını söylediklerini,
• Adnan Oktar Davasının baştan sona bir kumpas davası olduğunu bilmediği görülmektedir.
Anlaşılan o ki Pınar Hanım, Adnan Oktar davasında şikayetçi ve etkin pişman konumundaki kadınların tamamının, TEHDİT VE BASKI yoluyla şikayetçi olduklarından da habersizdir.
• Operasyonun hemen öncesinde bu kadınlardan bazılarının emniyete çağırılıp, bu dava ile görevlendirilmiş olan ve SAYISIZ ŞAİBELİ OLAYIN ALTINDA İMZASI BULUNAN 3 POLİS tarafından sorgulandığını ve bu sorguda söz konusu kadınlara "ismin dosyada şüpheli listesinde geçiyor, YA ŞÜPHELİ OLARAK KALIR VE OPERASYONDA TUTUKLANIRSIN YA DA ŞİKAYETÇİ OLUR KURTULURSUN" diye tehdit edildiklerini,• Tutuklanan bazı kadınlara özel görevli avukatlar gönderilip, "DEVLET SİZİN ÜZERİNİZİ ÇİZDİ, BİR DAHA GÜNEŞ YÜZÜ GÖREMEYECEKSİN. AMA BU ELİMDEKİ KAĞIDA İMZA ATARSAN ÖN KAPIDAN ÇIKARSIN" diye dayatmalarda bulunulduğunu,
Dolayısıyla, ORTADA TUZAĞA DÜŞÜRÜLMÜŞ, İRADESİ FESADA UĞRAMIŞ, TACİZ EDİLMİŞ HERHANGİ BİR KADIN YOKTUR. Bu kadınların büyük bölümünün sanıkların yakın arkadaşlarıdır, her zaman iyilik, dostluk ve güzellik gördükleri ortamlarda bulunmuşlardır. Bir kısmının şikayetçi olduktan sonra bile cezaevinde sanıkları ziyarete gitmesi herhangi bir taciz ya da istismara maruz kalmak bir yana sanıklara içten sevgi beslediklerini göstermektedir. Nitekim yargılama boyunca da bu genç kadınların baskıyla verdikleri ifadelerin yüzlerce çelişki içerdiği, yalan olduğu ortaya çıkmıştır.
2. “ACILI BİR BABA” DEĞİL MADDİ İHTİYAÇLARI DOSYANIN MÜŞTEKİLERİ TARAFINDAN KARŞILANAN BİRİ SÖZ KONUSUDUR
Pınar Hanım’ın programına konuk olarak katılan Mustafa Böğürcü isimli kişi ise sözde acılı bir babanın vesile olmasıyla güya müvekkilin arkadaş grubunun çökertildiğini iddia etmiştir. Ortada acılı bir baba olmadığı gibi çöken herhangi bir grup da bulunmamaktadır. Tam tersine, başta müvekkil Adnan Oktar olmak üzere her geçen gün dinçleşen, gençleşen, manen derinlik ve güzellik kazanan, sevgisi ve sevenlerin kat kat artmış bir arkadaş grubu vardır.
Mustafa Böğürcü’nün bahsettiği sözde acılı baba hikayesinin gerçeği ise şöyledir:
Bahsi geçen babanın adı Elvan Koçak’tır. Bu şahsın, kızları ve eski eşi ile arasındaki konuların müvekkil Adnan Oktar ile aslında hiçbir bağlantısı yoktur. ELVAN KOÇAK VE KIZLARI ARASINDAKİ KONU MAALESEF ÜLKEMİZDE VE TOPLUMUMUZDA SIKÇA RASTLANAN, BİR BABANIN KIZ ÇOCUKLARI VE EŞİNİ SIRF KADIN OLDUKLARI İÇİN BASKI ALTINA ALMA, DAYATMALARDA BULUNMA, ŞİDDET VE TEHDİDE BAŞVURMA VAKASIDIR. Olayın içine salt kara propaganda amacıyla müvekkil Adnan Oktar’ın ismi karıştırılmış olmasa, tüm basının söz konusu kızları bu babadan korumak için ortalığı ayağa kaldıracağı bir konuda, sırf müvekkile duyulan ön yargı ve bazı derin odakların yönlendirmesi sebebiyle bu kızların rahatlarını, huzurlarını, hatta canlarını hiç sayarak şiddete eğilimli ve sorunlu bir kişiliği olduğu mahkeme kararlarıyla da ortaya konulmuş bir babanın ellerine terk edilmek istenmektedir. Kuşkusuz bu vicdanları ağır yaralayan bir durumdur.
Söz konusu kız çocuklarının babaları Elvan Koçak ile görüşmek istememelerinin sebebi Adnan Oktar değil, bizzat Elvan Koçak’ın evlatlarına yıllar boyunca yaşattığı eziyet ve dehşettir.
Elvan Koçak’ın hem eski eşi Gülperi Hanım’a hem de küçük çocuklarına uyguladığı kötü muamele ve baskılardan dolayı eşi 2011 yılında kendisinden ayrılmıştır. Elvan Koçak’ın eşine karşı sadakatsizliği ve evli olduğu halde gayrı meşru ilişkilere girmiş olması bir yana, tutucu hayat görüşü sebebiyle çocuklarına da yıllar boyunca büyük baskılar uygulaması ve hayatlarını adeta zehir etmesi yüzünden aile bundan 13 yıl önce Elvan Koçak’tan kaçarak kurtulmuştur. Viyana Mahkemesi, Elvan Koçak’ın çocukları üzerinde kurduğu baskı, mermi fotoğrafları göndererek ölümle tehdit etmesi, baskıcı ve despot bir yapısı olması gibi somut gerekçelerle velayeti anneye vermiştir.
Elvan Koçak, eşini aldatması, gayri meşru ilişkiler yaşaması, kızlarının ve karısının üzerinde baskı kurması, şiddet uygulaması, boşandıktan sonra da karısını ve çocuklarını mermi fotoğrafları göndererek tehdit etmesi, karısının ve kızlarının canlarını koruyabilmek için Mahkeme’den uzaklaştırma kararı çıkarmak zorunda kalmaları gibi kendisinin sorunlu kişiliğini ortaya koyan somut olayları tamamen yok sayıp çocuklarıyla arasındaki tek konunun çocuklarının anneleriyle birlikte Adnan Oktar ile görüşmesiymiş gibi tablo çizmektedir.
Oysa, eşi ve çocukları Adnan Oktar ile tanışsa da tanışmasa da, Mahkeme kararlarıyla somut olarak ortaya konulduğu üzere Elvan Koçak eşine ve çocuklarına hayatı yaşanmaz hale getiren, kendi çocuklarının yaşadıkları dehşet yüzünden Mahkeme kararıyla babalarından korunmak istedikleri bir insandır. Nitekim müvekkil Adnan Oktar tutuklu olduğu, sözde örgütte güya çökertildiği halde, kızları hiçbir şekilde babaları ile görüşmek istememekte ve halen görüşmedikleri de basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.
Elvan Koçak katıldığı onlarca programda bu gerçeklerden asla bahsetmemekte, gazeteciler de, ’Adnan Oktar 8 yıldır tutuklu. Kızlarınız şimdi size göre özgür. Yine de neden sizinle görüşmek istemiyorlar’ diye, ilkokul çocuğunun bile aklına ilk gelecek soruları sormamaktadırlar.
Elvan Koçak basında güya zafer kazanmış acılı baba gibi yansıtılsa da aslında Adnan Oktar Davası dosyasında adını kullandırarak zafer değil para kazanmıştır. Zira, Elvan Koçak 02.07.2024 tarihli Kanal D’deki “Neler Oluyor Hayatta” programında, eşi kendisini boşadıktan sonra beş parasız kaldığını, sonrasında kızlarının Adnan Oktar ile görüştüğünü duyunca kendisine yeni bir gelir kapısının açıldığını, kanal kanal dolaşarak kendisinden istenen konuşmaları yapması karşılığında da ‘EKONOMİK DESTEK GÖRDÜĞÜNÜ’ yani bu işten para kazandığını şöyle anlatmıştır:
“Eşimden ayrılınca iş yerlerini de ayırdık. Yıkım oldu. Bu yıkımın üzerine çocuklar da gelince tabii ki çok zorlandık. Zorlanmaya da devam ediyoruz. TÜRKİYE'DEKİ BÜTÜN MASRAFLARIMIZI, AVUKAT MASRAFLARINI, DAVANIN MASRAFLARINI ÜSTLENEN BİRKAÇ KİŞİ VAR SAĞ OLSUNLAR. EKONOMİK OLARAK DA DESTEKLİYOR ÖZKAN AYRICA.” (Kanal D, 02.07.2024)
Dolayısıyla ortada acılı bir baba değil medyatik bir davada istenilen beyanları vermek karşılığında menfaat elde eden ve çocuklarına sayısız acılar yaşattığı için de kendisiyle görüşmek istemedikleri bir insan vardır.
Pınar Hanım’ın söylentilere, magazinsel sansasyonlara ve iftiralara göre değil, gerçeklere göre yayın yapması ve kamuoyuna doğruları anlatması kendisine yakışan tutum olacaktır.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 01.03.2026
0 Yorumlar