Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Adnan Oktar'ın Mücadelesi, Fikirlerledir; İnsanlarla Değil

Adnan Oktar’dan Duyurudur

Müvekkil Adnan Oktar, bilindiği gibi, neredeyse 50 senedir devam eden çalışmalarında, Allah inancına karşı bir mücadele şekli olarak geliştirilmiş olan Darwinist-materyalist zihniyete karşı ideolojik bir mücadele yürütmüş ve ateist felsefenin yanlışlığını ortaya koyan çalışmalar yapmıştır. Hayatı boyunca bu çabasından tek bir an dahi taviz vermemiş ve insanların bu ideolojilerin yanlışlığını görebilmeleri için dünyada görülmemiş bir çabaya ve başarıya imza atmıştır. Tüm hayatını Allah'ın varlığını insanlara göstermeye adamış ve bu uğurda sahte ideolojilerin ortadan kalkması için elinden geleni yapmıştır. Müvekkilin Darwinist-materyalist ideolojiye karşı kararlı duruşu ve bu yönde önünde hiçbir engel kabul etmemesi, artık tüm dünyanın şahit olduğu bir gerçektir ve tüm dünyada -Darwinistler dahil- herkes için, DARWİNİZMİN SONUNU GETİREN TEK İSİM, "ADNAN OKTAR" olarak anılmaktadır.

Müvekkil tüm bunları yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir; çünkü müvekkil, ALLAH'A KALPTEN BAĞLI olan ve ALLAH İNANCININ GÜZELLİĞİNİ İNSANLARA GÖSTERMEYİ BÜYÜK BİR İBADET OLARAK GÖREN bir DAVA İNSANIDIR. Bu nedenle her nerede Allah inancına karşı geliştirilmiş bir fikir olsa, buna karşı en keskin yöntemlerle cevap verecek ve bu fikri mücadelesini daima sürdürecektir.

Müvekkil İçin İdeolojik Karşıtlık, Kişilere Karşıtlık Anlamına Gelmez

Müvekkilin, söz konusu ideolojilere karşı kararlı, keskin, tavizsiz ve sarsılmaz duruşu, bu görüşlerin destekleyen kişileri tedirgin etmemelidir. Müvekkil, söz konusu ideolojilere yönelik güçlü, tavizsiz ve kararlı bir görünüm sergilediğinde, bu görüşlerin savunucusu olan bazı kişiler de bu yaklaşımı kendilerine yönelik olarak algılamakta ve bu nedenle müvekkilin kendilerine de karşıtlık içinde olduğunu düşünebilmektedirler. Oysa bu çok ciddi bir yanılgıdır.

MÜVEKKİL BİR FİKİR İNSANIDIR. MÜCADELESİ; İNSANLARLA DEĞİL, FİKİRLERLEDİR. Dünyanın doğru ve yaşanabilir bir yer olabilmesi, insanların tümünün Allah'ı tanıyıp O'nun yarattığı eşsiz dünyanın güzelliklerine varabilmeleri için müvekkil, sahte ideolojilerin tümünü ortadan kaldırma amacındadır. Bu amaç da temelinde, bu yanlışa düşmüş olan insanları da kazanabilmeyi içermektedir.

Dolayısıyla; solcular, ateistler, komünistler, Darwinistler ve buna benzer ideolojik düşüncelere sahip olanlar, MÜVEKKİLİN KENDİLERİNE KARŞI OLDUĞUNU, KENDİLERİNİ SEVİP SAYMADIĞINI DÜŞÜNMEMELİDİRLER. Müvekkilin karşıtlığı sadece fikirlere yönelik olduğundan ve müvekkil, BU KAİNATTAKİ TÜM VARLIKLARI ALLAH'IN TECELLİSİ OLARAK ÇOK SEVDİĞİNDEN, KİŞİLERE YÖNELİK ASLA BİR KARŞITLIK BESLEMEMEKTEDİR. Bu kişilerin tümüne her zaman SEVGİ, SAYGI, ŞEFKAT VE MERHAMET DUYMAKTADIR. Bu kişilerin aynı ideolojileri savunmaya devam edip etmemeleri de müvekkil bakımından hiçbir şey fark ettirmemektedir. Bu husus, asla müvekkili rahatsız edecek bir durum DEĞİLDİR; müvekkil, bu kişilere -FİKRİ KARŞITLIĞINA RAĞMEN- SEVGİ VE SAYGI DUYMAYA DEVAM ETMEKTEDİR.

Müvekkil bunu, 2018 yılı öncesi katıldığı canlı yayınlarda da defalarca göstermiştir. Hatırlanacağı gibi, A9 TV kanalında yer alan canlı yayınlara zaman zaman ateist gençler de konuk olmuşlardır. Müvekkil bu gençlerle yayın öncesinde de uzun konuşmalar yapmış, fikirlerini dinlemiş ve kendilerine oldukça şefkatli bir sevgi ve üstün bir saygı ile yaklaşmıştır. Söz konusu canlı yayınlara ateist, komünist, Darwinist her türlü fikirden gençlerin davetli olduğunu da sürekli olarak ifade etmiştir. Gençler, bu çağrılara icabet etmiş, yayınlara katılım göstermiş ve gördükleri yakın ilgi ve nezaketten son derece hoşnut kalmışlardır.

Kaynak: https://www.internethaber.com/adnan-oktar-ateist-gencler-terbiyeli-ve-efendi-video-galerisi-1564946.htm

Bir fikri savunuyor diye bir kimseye düşmanlık duymak, müvekkilin asla taraftar olacağı bir şey DEĞİLDİR. İnsanlar inanamayabilir, farklı ideolojileri benimseyebilir, aynı fikirden olmayabilirler. İnsanları tüm farklılıklarına rağmen sevmek, görüş ayrılıklarına rağmen onlara saygı duymak, farklı fikirden olmalarına rağmen onların da adaleti için çaba göstermek, müvekkile göre, KURAN'DA YER ALAN SEVGİNİN VE ADALETİN BİR GÖSTERGESİDİR. Zaten müvekkilin TÜM TÜRKİYE'YE, HATTA DÜNYAYA HAKİM ETMEK İSTEDİĞİ SEVGİ ANLAYIŞI budur. Nihayetinde her insan, ALLAH'TAN BİR RUH OLARAK YARATILMIŞTIR ve HER VARLIK, ALLAH'IN TECELLİSİDİR. Bir insana sırf fikrinden dolayı öfke duymak, Allah'ın tecellisi olan bir canı gereği gibi takdir edememek, Allah'ı anlayamamak demektir.

Müvekkilin uzun zamandır anlatmaya çalıştığı sevgi anlayışı, işte bu anlayıştır. İslam, kayıtsız şartsız sevgi üzerine kurulmuş bir kurtuluş rehberidir. Hurafelerden uzak duran, Kuran'a tam olarak uyan Müslüman, böyle bir sevgiyi yaşayabilen insandır. İslam'ın bu üstün ruhu yaşandığında, insanlar arasında mücadele, karşıtlık ve nefretin var olması İMKANSIZLAŞIR.

Bu hususun sol kesim ve ateist çevreler tarafından anlaşılması, müvekkil bakımından büyük önem taşımaktadır.

Müvekkilin konu hakkındaki görüşlerini sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.28.04.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar