Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Gerçek Sevgiden Hiçbir Zaman Bıkılmaz

KONU : Müvekkil Adnan Oktar'ın, Allah sevgisine dayanan gerçek sevgide asla bıkkınlık, usanma, sıkılma veya sevgiyi kaybetme gibi bir durumun oluşmayacağı; aksine sevginin zamanla daha da güçlenip derinleşeceği hususundaki düşünce ve değerlendirmelerinin Sayın Mahkemenize sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil Adnan Oktar'a dava dosyası kapsamında birçok gerçek dışı isnat yöneltilmiştir. Oysa müvekkilin hayatı boyunca benimsediği inanç anlayışı, düşünce sistemi, insanlara yaklaşı mı ve ahlaki değerleri incelendiğinde; her kesimden insana sevgi, saygı, şefkat ve hoşgörüyle yaklaşan bir karaktere sahip olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkil; dili, dini, milliyeti, sosyal konumu veya dünya görüşü ne olursa olsun tüm insanlara Allah'ın yarattığı değerli varlıklar olarak yaklaşılması gerektiğini savunan, hayatı boyunca her fırsatta bu anlayışı dile getiren bir kimsedir.

Bu dilekçenin amacı; müvekkilin kişiliğinin, hayata bakış açısının, inançlarının ve özellikle sevgi konusundaki düşüncelerinin ortaya konulması suretiyle, dosya kapsamında kendisine yöneltilen isnatların GERÇEĞİ YANSITMADIĞINI ve müvekkilin karakteri, ahlak anlayışı ve yaşam boyunca savunduğu değerlerle BAĞDAŞMASININ MÜMKÜN OLMADIĞINI bir kez daha Sayın Mahkemenizin dikkatine sunmaktır.

GERÇEK SEVGİDEN HİÇBİR ZAMAN BIKILMAZ

Allah Sevgisine Dayalı Sevgide Asla Vazgeçme Olmaz

Allah sevgisine dayanan gerçek sevgide hiçbir zaman BIKMA USANMA OLMAZ. Çünkü insan sevdiği kişiyi sadece dış görünüşüyle, kendisine sağladığı menfaatlerle, alışkanlıkla ya da geçici sebeplerle sevmez. Onu Allah'ın bir tecellisi, Allah'ın yarattığı ve güzel ahlak özellikleriyle donattığı değerli bir insan olarak görür. Bu nedenle sevginin temeli geçici sebeplere değil, kişinin ruhuna, karakterine, ahlakına ve taşıdığı manevi güzelliklere dayanır.

Allah sevgisine dayanan sevgide insan, sevdiği kişiye sıradan bir insan gibi bakmaz. Onun Allah'a olan sevgisini, içindeki güzellikleri, güzel ahlakını, samimiyetini, vicdanını, merhametini, şefkatini, fedakarlığını ve daha pek çok güzel özelliğini görür.

Sevginin temelini tüm bu manevi güzellikler oluşturduğu için, SEVGİ, DIŞ ŞARTLARA BAĞLI OLARAK DEĞİŞMEZ. Çünkü insanın asıl sevdiği GEÇİCİ GÖRÜNTÜLER DEĞİL, RUHUNDA TAŞIDIĞI DEĞERLERDİR.

Böyle bir sevgide sevilen kişinin sevgisi de farklı bir nitelik taşır. İnsan, sevdiği kişinin güzel ahlakını ve güzel karakterini yalnızca belirli zamanlarda değil, hayatın her alanında görür. Bu güzellikler şartlara, ruh haline veya çıkarlara göre DEĞİŞMEZ.

  • Bir gün sevgi gösterip başka bir gün ilgisiz davranmak,
  • bir gün değer verip başka bir gün unutmak

gibi tutarsızlıklar ORTAYA ÇIKMAZ.

ÇÜNKÜ SEVGİNİN KAYNAĞI GEÇİCİ DUYGULAR DEĞİL, ALLAH SEVGİSİDİR.

Allah'a duyulan sevgi ve bağlılık AZALAN DEĞİL, SÜREKLİ GÜÇLENEN VE DERİNLEŞEN bir özellik taşıdığı için, bu sevginin yansıması olarak sevilen insana duyulan muhabbet de aynı şekilde istikrarlı ve kalıcı olur.

İnsan ALLAH'I SEVMEKTEN ASLA VAZGEÇMEDİĞİ GİBİ, ALLAH SEVGISİYLE SEVDİĞİ İNSANA OLAN SEVGİSİNDEN DE VAZGEÇMEZ.

—Kovulmuş Şeytandan Rahman ve Rahim Olan Allah’a Sığınırız—

Nitekim Allah, “İman edenlerin Allah'a olan sevgileri çok daha güçlüdür.” (Bakara Suresi, 165) buyurmaktadır. ALLAH SEVGİSİ GÜÇLENDİKÇE, Allah için insana duyulan sevgi de AYNI ŞEKİLDE GÜÇLENİR VE DERİNLEŞİR.

İnsanın ALLAH'A OLAN SEVGİSİ nasıl asla günlük olaylardan, ruh halinden veya geçici şartlardan ETKİLENMİYORSA, Allah sevgisiyle yaşanan sevgi de aynı şekilde SARSILMAZ bir nitelik taşır. Bu nedenle sevdiği kişiye verdiği değer, gösterdiği ilgi, hissettirdiği sevgi ve yakınlık hiçbir koşulda DEĞİŞMEZ; her zaman AYNI SAMİMİYET VE KARARLILIKLA DEVAM EDER.

Böyle bir kişi, karşısındaki insanın mutluluğunu önemser, onu koruyup gözetir, onun iyiliğini ister. Sevgisini güzel sözlerle, ince düşüncelerle, vefasıyla, sadakatiyle ve samimi ilgisiyle gösterir.

Nitekim Kuran’da, “İman edip salih amellerde bulunanlar için

RAHMAN BİR SEVGİ YARATACAKTIR.” (Meryem Suresi, 96) buyrulmaktadır.

Dolayısıyla Allah'a inanan kimselerin yaşadığı bu sevgi, Allah'ın imanlarına karşılık olarak onlara verdiği bir nimet ve lütuftur. Kaynağını Allah'tan alan bir sevgi, geçici sebeplere dayanan duygular gibi kolayca zayıflayan, yön değiştiren veya ortadan kalkan bir sevgi değildir. Aksine iman güçlendikçe güçlenen, derinleştikçe derinleşen, şartlardan etkilenmeden varlığını sürdüren SAĞLAM VE KALICI BİR SEVGİDİR.

Bu nedenle Allah sevgisine dayanan sevgi, insanın bütün tavırlarına yansıyan bir güzellik meydana getirir. Böylece sevgi yalnızca hissedilen bir duygu olarak kalmaz; davranışlara, üsluba ve günlük hayatın her anına yayılan bir güzellik olarak ortaya çıkar.

İnsan da sevdiği kişide bu güzel ahlakı ve bu samimi sevgiyi gördükçe ondan DAHA FAZLA ETKİLENİR. Çünkü;

  • güzel ahlak sevgi doğurur,
  • samimiyet güven oluşturur,
  • şefkat, merhamet, vefa, sadakat kalpleri birbirine yakınlaştırır.
  • Sevilen kişinin her güzel davranışı, her ince düşüncesi ve her fedakarlığı sevgiyi biraz daha artırır.

İnsan sevdiği kişinin karakterindeki, ahlakındaki ve ruhundaki güzellikleri her geçen gün daha derin yönleriyle görür. Fark ettiği her yeni güzellik, hissettiği her yeni incelik ile birlikte hayranlığı, takdiri, sevgisi daha da artar.

Bu nedenle Allah sevgisine dayanan sevgide BIKMA VE USANMA OLUŞMAZ. Onun varlığından, karakterinden, ahlakından, konuşmasından, bakışından, kısacası her halinden samimi bir sevinç, heyecan ve mutluluk duyar. Bu yüzden zaman geçtikçe SEVGİ azalacağına DAHA DA GÜÇLENİR.

Sevgiden Bıkanlar” Aslında Gerçek Sevgiyi Yaşamayıp; Geçici Heyecanları ve Menfaat Beklentilerini Kaybedenlerdir

Bazı insanlar çoğu zaman gerçek sevgiyi, geçici heyecanlarla KARIŞTIRMAKTA; bu nedenle, ilk günlerde yaşanan heyecanın azalmasını sevginin azalması olarak değerlendirebilmektedir.

Oysa heyecanın azalması ile sevginin azalması AYNI ŞEY DEĞİLDİR.

Geçici heyecanlar çoğu zaman yeniliğe, meraka, beklentilere veya çeşitli menfaatlere dayanır. Bu sebepler ortadan kalktığında, onlara bağlı olarak oluşan zayıf ve geçici dünyevi duygular da ZAYIFLAYABİLMEKTEDİR. Bu durum bazı insanların sevginin de sona erdiğini düşünmelerine neden olmaktadır.

Oysa gerçekte ZAYIFLAYAN SEVGİ DEĞİL; SEVGİ ZANNEDİLEN GEÇİCİ HEYECANLAR VE BEKLENTİLERDİR.

Gerçek sevgi heyecandan çok daha derin bir duygudur. Gerçek sevgide insan sevdiği kişinin yanında huzur bulur. Nitekim Allah, “O'nun ayetlerinden biri de, kendileriyle HUZUR BULMANIZ İÇİN size kendi cinsinizden eşler yaratması ve ARANIZA SEVGİ ve merhamet KOYMASIDIR.” (Rum Suresi, 21) buyurmaktadır.

Ayette de bildirildiği gibi, Allah sevgiyi ve merhameti insanlar arasında HUZUR VESİLESİ OLARAK YARATMIŞTIR. Bu nedenle Allah sevgisine dayanan gerçek sevgi, insana yalnızca heyecan değil; derin bir güven, yakınlık, mutluluk ve huzur da verir. İnsan sevdiği kişinin sesini duymaktan, yüzünü görmekten, onunla aynı ortamda bulunmaktan mutlu olur. Aradan yıllar geçse de bu sevgi ve mutluluk YIPRANMAZ, AZALMAZ, KAYBOLMAZ. Tam tersine kişi sevdiği insanı daha yakından tanıdıkça ona olan sevgisi, hayranlığı, bağlılığı, yakınlığı SÜREKLİ OLARAK DAHA DA ARTAR.

Gerçek sevgide ZAMAN, sevgiyi azaltan bir unsur değil; ONU GÜÇLENDİREN VE DERİNLEŞTİREN BİR VESİLEDİR.

Birlikte Çok Vakit Geçirmekten Bıkılmaz, Sıkılınmaz, Sevgi Asla Azalmaz

Gerçekten Allah sevgisiyle seven bir insan için "çok fazla birlikte olmak" diye bir kavram yoktur. İnsan sevdiği biriyle saatlerce, günlerce, hatta sürekli birlikte olsa YİNE DE ONDAN SIKILMAZ. Çünkü sevilen kişi bir eşya ya da tüketilecek bir şey değildir. İnsan sevdiğinin yanında olmaktan sürekli çok fazla zevk alır.

Nasıl ki insan;

  • çok sevdiği bir manzaraya her baktığında YENİDEN HAYRAN KALABİLİYORSA,
  • çok sevdiği bir müziği tekrar tekrar dinlemekten rahatsız olmuyor, ÇOK FAZLA ZEVK ALABİLİYORSA,

sevdiği insanın yanında olmaktan da rahatsız olmaz, ÇOK DAHA MUTLU OLUR.

Çünkü SEVGİ, tekrar ettikçe değeri azalan değil, DEĞERİ DAHA DA İYİ ANLAŞILAN BİR NİMETTİR.

Üstelik sevgi, bir manzaradan veya bir müzikten çok daha büyük ve çok daha derin bir nimettir. Çünkü manzaranın da müziğin de RUHU YOKTUR. Onlar insana belli yönleriyle hitap eder, belli ölçüde etki bırakırlar. Oysa İNSANIN RUHU VARDIR. Allah’ın insana verdiği ruh ise derinliği, zenginliği ve sürekli yeni yönleri ortaya çıkan yapısıyla maddi varlıklardan tamamen farklıdır.

Bu nedenle Allah'ın tecellisi olarak sevilen bir insanın ruhundaki güzellikler, insanda her geçen gün daha derin bir heyecan, daha büyük bir hayranlık ve daha güçlü bir sevgi oluşturur. Bu yüzden böyle bir sevgide BIKKINLIK ve USANMA OLUŞMAZ.

İnsan Sevdiğiyle Sürekli Birlikte Olduğunda Bile Ona Olan Özlemi Hiç Bitmez

Allah sevgisine dayanan gerçek sevgide insan sevdiğinin varlığına hiçbir zaman DOYMAZ. Birlikte geçirilen ZAMAN ARTTIKÇA SEVGİ AZALMAZ, aksine DAHA DA GÜÇLENİR. Bu nedenle sevilen kişiyle ne kadar çok vakit geçirilirse geçirilsin, ONDAN UZAKLAŞMA İSTEĞİ OLUŞMAZ. Tam tersine insan sevdiğiyle daha fazla birlikte olmak, daha fazla konuşmak, daha fazla paylaşımda bulunmak ister.

Çünkü Allah’ın tecellisi olarak yaşanan sevgide sevilen kişinin varlığı insana huzur, mutluluk ve sevinç verir. İnsan sevdiği kişiden bıkmadığı gibi, ONUNLA GEÇİRDİĞİ ZAMANIN DA SONA ERMESİNİ İSTEMEZ. Birlikte geçirilen her an çok değerli görülür. Sevgi arttıkça beğeni artar, beğeni arttıkça yakınlık artar, yakınlık arttıkça da birlikte olma arzusu SÜREKLİ OLARAK DAHA DA ARTAR.

Bu nedenle gerçek sevgide insan sevdiği kişiyle sürekli birlikte olsa bile ona karşı DUYDUĞU ÖZLEM SONA ERMEZ. Aksine SEVGİ ARTTIKÇA ÖZLEM DE ARTAR. Çünkü insan sevdiği kişiye ne kadar değer veriyorsa, onunla birlikte olmaktan da o kadar mutluluk duyar.

İnsan sevdiği kişiyi GÖRDÜĞÜNDE MUTLU OLUR, GÖRMEDİĞİNDE İSE ONU ARAR. İnsan sevdiği kişiyle ne kadar çok birlikte olursa olsun, onu görmediği anda özlem duymaya başlar. Bir dakika önce yanında olsa bile, yanından ayrıldığı anda özler.

Gerçek sevgide ÖZLEM ayrılığın değil, SEVGİNİN BİR SONUCUDUR. İnsan sevdiği kişiden uzaklaşmak istemediği için özler; onunla daha fazla birlikte olmak istediği için özler.

Bu nedenle Allah sevgisine dayanan SEVGİ ARTTIKÇA;

  • özlem de artar,
  • yakınlık da artar,
  • birlikte olma arzusu da artar.

Kalpte oluşan duygu bıkkınlık değil, SEVDİĞİNE DAHA FAZLA YAKIN OLMA İSTEĞİDİR.

Gerçek Sevgide Ayrılık Düşüncesi Hiç Yoktur; Sevgi Sürekli Olarak Daha da Fazlasıyla Yaşanmak İstenir

Allah sevgisine dayalı bir sevgide ayrılık düşüncesi de ASLA OLAMAZ. İnsan sevdiği kişiden vazgeçmeyi, ondan uzaklaşmayı, onu hayatından çıkarmayı HİÇBİR ZAMAN DÜŞÜNMEZ. Güçlü ve samimi bir sevgide insanın kalbi kesintisiz şekilde sürekli sevdiğiyle birlikte olmayı ister. Onun Allah’a olan sevgisi, varlığı, sevgi derinliği, güzel ahlakı karşısındaki kişiye huzur ve mutluluk verdiği için ondan uzak kalmak değil, ONA DAHA DA YAKIN OLMA ARZUSU OLUŞUR. İnsan sevdiğiyle daha çok vakit geçirmek, daha çok paylaşmak, sürekli daha da samimi olmak ister.

Bu yüzden gerçek sevgide insanların ruhundaki en yoğun istek SEVGİYİ DAHA DA ARTIRMAK, DAHA DA DERİN YAŞAYABİLMEKTİR.

  • “Sevgimizi nasıl daha derin hale getirebiliriz?”,
  • “Nasıl daha da güçlendirebiliriz?”
  • “Birbirimize sevgimizi nasıl daha güzel gösterebiliriz?"

gibi düşünceler ön plana çıkar. Çünkü SEVGİ DURAĞAN DEĞİLDİR. Sürekli daha da ARTAR VE DERİNLEŞİR.

Sevgi Varsa Engeller Büyümez; Küçük Meseleler Sevginin Önüne Geçmez

Allah sevgisine dayalı bir sevgide karşılaşılan engeller de hiçbir zaman sorun olmaz. Çünkü seven insanlar için SEVGİ ÇOK KIYMETLİDİR. İnsan nasıl ki kıymetli bir eşyasına dahi çok değer verir, onu kaybetmemek için her türlü tedbiri alır, ona çok iyi bakarsa; Allah’ın tecellisi olarak sevilen bir insan, dünyadaki her türlü maddi değerden ve dünya metaından daha değerlidir. Bu nedenle sevgiye değer veren bir insan, herhangi bir sorun veya engel söz konusu olduğunda, engelin sevgisine zarar vermesine izin vermez; onun yerine çözümlere odaklanır. Sorunları sevgiyi bitirecek bir gerekçe haline değil, sevgiyi daha da güçlendirecek vesileler olarak görür.

Sevginin değerini bilen insanlar, geçici engellerin sonsuza kadar kalacak bir güzelliğin önüne geçmesine İZİN VERMEZLER. Bu nedenle küçük meselelerde takılıp kalmaz; gurur, inat, kapris veya gereksiz alınganlıklar, kırgınlıklar ve büyütülen problemlerin sevgiye engel olmaması için her türlü yapıcı tavrı gösterirler.

Gerçek Sevgide Bıkmak Değil; Dünyada da Ahirette de Sonsuza Kadar Birlikte Olma İsteği Vardır

Allah sevgisine dayanan sevgide insanın bu konudaki en büyük isteği sevdikleriyle hem dünyada hem ahirette SONSUZA KADAR BİRLİKTE OLABİLMEKTİR.

Çünkü sevilen kişinin varlığı insan için büyük bir nimettir. İnsan nasıl güzel bir nimetin HIÇ BİTMEMESİNİ İSTERSE, sevdiği insanla olan beraberliğin de HİÇ SON BULMAMASINI; SONSUZA KADAR DEVAM ETMESİNİ İSTER.

SONUÇ :

Sonuç olarak Allah sevgisine dayanan gerçek sevgi, insanın kendi kendine meydana getirdiği geçici bir duygu değildir. Kaynağı Allah sevgisi olan, Allah'ın bir nimet ve lütuf olarak kalplerde yarattığı ÖZEL BİR BAĞDIR. Bu nedenle böyle bir sevgide tükenmek, sıradanlaşmak, bıkkınlığa dönüşmek veya zamanla yok olmak değil; güçlenmek, derinleşmek ve kalıcı hale gelmek vardır. Sevginin kaynağı Allah olduğu için, SEVGİNİN YÖNÜ de DAİMA GÜZELLİĞE, YAKINLIĞA, BAĞLILIĞA VE SÜREKLİLİĞE DOĞRUDUR.

Bu sevgi anlayışı, müvekkilin yalnızca teorik olarak savunduğu bir düşünce değil; hayatı boyunca insanlara yaklaşımına, olayları değerlendiriş biçimine ve ortaya koyduğu yaşam anlayışına yön veren TEMEL BİR BAKIŞ AÇISIDIR. Bu nedenle müvekkilin sevgi, şefkat, merhamet, bağlılık, hoşgörü ve insanlara değer verme esasına dayanan inancı ve düşünce sistemi dikkate alındığında; dosya kapsamında kendisine yöneltilen isnatların müvekkilin karakteri, inançları ve hayat boyunca savunduğu değerlerle NE DERECE BAĞDAŞMAZ OLDUĞU da açıkça görülmektedir.

Yukarıda müvekkilin görüşlerinin anlatılmasının temel nedeni; müvekkilin düşüncelerinin ve yaşam biçiminin TCK kapsamında hiçbir surette suç teşkil etmediğini bir kez daha vurgulamaktır.

Müvekkil Adnan Oktar’ın konuya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini Mahkemenizin bilgilerine vekaleten sunarız. 26.06.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar