Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Sayın Nevşin Mengü’ye Müvekkil Adnan Oktar’dan Açık Mektup

Sayın Mengü;

9 Aralık 2025 Salı tarihli programınızda, aylardır ülke gündeminde yer alan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalardan birinde gözlemlediğiniz bir hukuki sorunu gündeminize taşıdınız.

Sayın İmamoğlu’nun üniversite diploması ile alakalı yargılandığı davanın hakimi Kahramanmaraş’a gönderildiği için, canlı yayın programınızda şu değerlendirmeyi yaptınız:

“Şöyle garip bir şey oluyor aslında: Doğal hakim ilkesi diye bir şey vardır. Bu arada bu sadece İmamoğlu için de değil, yani bugün İmamoğlu’na yarın öbürüne, yargılanırken yarın sana yarın bana. Doğal hakim ilkesi şu demek, yani sen herhangi bir davadan yargılanacaksın, ne bileyim ben, komşunla ihtilafa düştün, hırsızlık yaptığın iddia ediliyor, neyse burada o sistemde herhangi bir hakimin önüne düşer dosya. Yani dosyanın hangi hakimin önüne düşeceği aslında önceden belirlenemez. Buna doğal hakim ilkesi denir. Bu, yargı bağımsızlığının ve hukukun tarafsızlığının en temel olgularından bir tanesidir, çünkü öbür türlü dosyaya göre hakim atanırsa ne olur? O zaman bir bağımsız tarafsız yargıdan söz edebilir miyiz? Edemeyiz! Buna doğal hakim ilkesi denir.”

Sayın Mengü,

Son derece iyi yetişmiş, kaliteli, modern bir hanım olarak adalet sistemimizdeki bir takım sorunların ve bu sorunların doğal neticesi olan hukuk ihlallerinin sizi çok rahatsız ettiği açık bir şekilde görülmektedir. Bu, sizin güzel vicdanınızın dışa vurumudur ve müvekkil Adnan Oktar tarafından da takdirle izlenmektedir. Zor koşullar altında büyük bir özveri ile hemen her gün aralıksız devam ettirdiğiniz haber programlarınızda, hukuk ihlallerine dikkat çekiyor ve bunların ortadan kaldırılması yönünde irade gösteriyorsunuz.

Ne var ki sizin de farkında olduğunuzu düşündüğümüz önemli bir husus bu hukuksuzlukların devam etmesine katkıda bulunmaktadır. Basın ve aydınların önemli bir çoğu zaman sadece aynı fikirde oldukları kişiler hukuk ihlali yaşadığında tepki göstermekte, “kendilerinden olmayana” yapılanı ise adeta gizli bir sevinçle izlemekte, hatta kimi zaman teşvik etmektedir. Bu da kuşkusuz hukuksuzluğu alışkanlık haline getirenlere alan açmakta ve onların işine yaramaktadır.

Örneğin, sırf yukarıda alıntıladığımız 09.12.2025 tarihli programınızda (sayın İmamoğlu’nun maruz kaldığını gözlemlediğinizden dolayı) uzun uzun dile getirdiğiniz hukuksuzluk, çok daha ağır koşullarda Adnan Oktar Davası’nda yaşanmıştır. Ancak medyanın büyük bir kısmında bir kez bile dile getirilmediği gibi teşvik dahi edilmiştir.

Bugün İmamoğlu dosyasında ilk defa karşılaşılmış gibi şaşkınlıkla dile getirilen bu hukuk ihlali, 2018’de müvekkil ve arkadaşlarına uygulandığında aydınlar sessiz kalmamış olsalardı, bugün muhtemelen bu konularda yayınlar yapılmasına büyük oranda gerek kalmayacaktı. Vicdanlı bir insan olarak sizin de bu gerçeğin farkında olduğunuz kanaatindeyiz.

Adnan Oktar Davasında doğal hakim ilkesinin nasıl ihlal edildiği konusunu kısaca özetlediğimizde, Türkiye’de hukuksuzluğun nasıl meşrulaştırılmaya çalışıldığı da daha iyi anlaşılacaktır:

Adnan Oktar Davası’nı görmekle vazifeli İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından 19.07.2020 tarihinde iddianame kabul edilmiş, aynı tarihte tensip zaptı düzenlenerek duruşma günü verilmiş ve yargılamaya başlanmıştır.

İddianame kabul kararını veren ve tensip zaptını düzenleyen hakimler 29.07.2019 tarihinde HSK tarafından görevden alınmıştır. Adnan Oktar Davası için özel olarak yeni bir mahkeme heyeti oluşturulmuştur. Yeni heyetin başkan ve üyeleri daha önce başka mahkemelerde görev yapmakta iken, HSK'nın aldığı kararlarla sırf Adnan Oktar Davası’na bakmak için görevlendirilmiştir.

Söz konusu heyet, Adnan Oktar Davası’nı hükme bağladıktan sonra henüz gerekçeli kararı bile yazmadan hemen dağıtılmış ve başka mahkemelere tayin edilmiştir.

Bu yapılanın tabii hakim ilkesine aykırı olduğu çok açıktır. Başta Sayın Prof. Dr. Adem Sözüer olmak üzere ülkemizin önde gelen onlarca hukuk insanı, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunda hemfikirdir.

Sayın İmamoğlu’na yönelik yapıldığında sizin de şiddetle eleştirdiğiniz ve “dosyanın hangi hakimin önüne düşeceği aslında önceden belirlenemez… öbür türlü dosyaya göre hakim atanırsa ne olur? O zaman bir bağımsız tarafsız yargıdan söz edebilir miyiz? Edemeyiz” sözleriyle ifade ettiğiniz durum Adnan Oktar Davası dosyasında aynı şekilde yaşanmıştır. Adnan Oktar dosyası yargılamasında yaşanan hukuk ihlalleri aslında çok daha fazladır ve muhtemelen benzerler İBB dosyası duruşmaları başladığında bir bir yine yaşanacaktır. SONRADAN, ÖZEL SEÇİLEREK ATANAN yeni heyet Adnan Oktar Dosyası’nda HİÇ BİR SANIĞIN VE HİÇ BİR SAVUNMA AVUKATININ DELİL ARAŞTIRILMASI TALEBİNİ KABUL ETMEMİŞ, HİÇ BİR SAVUNMA TANIĞINI ÇAĞIRTMAMIŞ, MAHKEME KAPISINA GETİRİLİP HAZIR EDİLEN TANIKLARI İÇERİ DAHİ SOKTURMAMIŞTIR. Sırf bu özel atanan heyetin yargılama boyunca sebebiyet verdiği hukuk ihlalleri başlı başına bir kitap boyutundadır.

Bugün toplumumuzun kutuplaşmış, taraflara bölünmüş görüntüsü içinde tarafsız, hakkaniyetli, salt vicdanının sesini dinleyerek hareket eden kişilerin sayısının artması ve seslerini duyurmaları büyük önem taşımaktadır. Her ne pahasına olursa olsun kendi yandaşlarını savunan, gördüğü hataları sümen altı eden zihniyet, bizzat bugünkü toplumsal ayrışmanın temelini oluşturmaktadır. Hukuk çiğnendiğinde duruma sessiz kalmak ise adaletin temeline dinamit koymakla eş anlamlıdır. Adaletin temel dayanaklarından biri toplumsal vicdanı ayakta tutmaktır. Masum insanların göz göre göre hakları çiğneniyorken, “aman ben karışmayayım”, “ne derler”, “beni de onlardan zannederler”, “üzerime gelirler” gibi endişelerle doğruyu söylemek ve doğruya çağırmaktan imtina etmek bir felaketin inşasına destek vermektir. Çünkü kötüler iyilerin cesaretsizliğinden güç bulurlar. Adaleti tahrip etmek isteyenler yaptıklarına ses çıkarılmadıkça güç kazanırlar. Birisi için adalet isterken diğeri için sessiz kalmak ise adaletsizliğin çıkış noktalarından biridir.

Milyonlar tarafından beğeniyle takip edilen bir gazeteci olmanız, bu konuda size tarihi bir sorumluluk da yüklemektedir. Sadece kendi fikrindekilere değil, her kim olusa olsun yaşatılan hukuksuzluklara hep birlikte el birliğiyle karşı durulduğunda, özlemle aradığımız demoktarik özgür toplum yapısına kavuşabilmeyi ümit edebiliriz.

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 14.12.2025

Yorum Gönder

0 Yorumlar