
CEZA HUKUKU PROFESÖRLERİ, SOL GÖRÜŞLÜ GAZETECİLER İÇİN “SUÇ YOK” DEDİKLERİNDE MUTEBER,
AYNI HOCALAR ADNAN OKTAR İÇİN “SUÇ YOK” DEDİKLERİNDE NEDEN MUTEBER DEĞİL?
Cezaevinde tutuklu bulunan sol görüşlü bir gazetecinin avukatı, 4 Aralık 2025 tarihinde katıldığı bir programda müvekkilinin savunması ve dosyadaki isnatlar hakkında kamuoyunu bilgilendirmiştir.
Bu değerli hukukçu, aynı zamanda Adnan Oktar davasında da müşteki avukatı olarak bulunmuştur.
Bahse konu avukat, şöyle bir açıklamada bulunmuştur:
“Meslektaşlarım dosyayı çok iyi hazırlamışlardı. Gerçekten çok iyi bir dosyamız vardı.
Dosyamızda, benim hocalarım olan Prof. Dr. Köksal Bayraktar ve Prof. Dr. Kayhan İçel’in mütalaaları vardı. Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Adem Sözüer… Bunlar Ceza Kanunu’nun değişikliğini hazırlayan isimler. Onların mütalaaları vardı. Prof. Dr. Sibel İncioğlu, Prof. Dr. Tolga Şirin’in makaleleri vardı.
Ve bütün bu kişiler, bu meslektaşlarım, bu profesörler; ortada bir suç olmadığını, …. suçunun olmadığına ilişkin hem çok güzel yazılar sundular hem de gerçekten hukuki değeri yüksek mütalaalar verdiler.”
Ve şöyle devam etmiştir:
“Gerçekten bu konu, Türk hukuk tarihinde sanıyorum ileride okullarda okutulacak bir konu olacak. Bu kadar profesörün, böyle bir eylemin, böyle bir söylemin suç olmadığını söylemesi çok önemli bir şey.”
Sayın avukatın bu tespiti son derece doğrudur; bu kadar değerli hocanın suç olmadığını söylemesi son derece önemlidir.
Ancak, AYNI KIYMETLİ HOCALAR, YANİ PROF. DR. İZZET ÖZGENÇ, PROF. DR. ADEM SÖZÜER, PROF. DR. KAYHAN İÇEL, PROF. DR. KÖKSAL BAYRAKTAR, PROF. DR. TOLGA ŞİRİN, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları lehine, “dosyada suç olmadığını”, “bir suç örgütü olmadıklarını”, “düşünce ve inanç birliği içindeki bir arkadaş grubu olduklarını” “adil yargılanmadıklarını” belirten mütalaalar verdiklerinde, neden o mütalaaların muteber görülmediğini anlamak mümkün değildir.
Aşağıda, adı geçen ülkemizin çok değerli, saygıdeğer hocalarının müvekkil Adnan Oktar’ın yargılandığı dosyaya verdikleri bilimsel görüşlerden bazı alıntılara yer verilmektedir:
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN GÖRÜŞLERİ:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi olan Sayın Prof. Dr. Adem SÖZÜER ile İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Mahmut KOCA tarafından birlikte hazırlanan 23.10.2022 tarihli 118 sayfalık bilimsel mütalaa, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaş gurubunun birlikteliğinin TCK'DA BELİRLENMİŞ SUÇ ÖRGÜTÜ TANIM ve KRİTERLERİNE UYMADIĞINI ORTAYA KOYMAKTA ve neticesinde İstanbul 30. ACM tarafından verilen mahkumiyet kararının YASAYA UYGUN OLMADIĞINI ortaya koymaktadır.
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
SUÇ ÖRGÜTÜNÜN AMACI "kanunun suç saydığı fiilleri işlemek olmalıdır. Bir başka ifadeyle ÖRGÜTÜN DİNİ VEYA AHLAKİ AÇIDAN TOPLUMDAKİ GENEL KABULE AYKIRILIK TEŞKİL EDEN AMAÇLA KURULMUŞ OLMASI, BU ÖRGÜTÜ "SUÇ ÖRGÜTÜ" HALİNE GETİRMEZ.”
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
“İnsanların neye inanıp neye inanmayacakları kendi sorumluluk alanlarında kalan bir husustur. Bu bağlamda, insanların "Mehdi" olduğuna, onun tüm insanlığı kurtaracak bir kişi olduğuna inanarak bir kişi etrafında toplanmalarını inanç ve örgütlenme özgürlüğü bağlamında değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla "şeyh", "evliya" veya "mehdi" olduğuna inanılan kişi ve bu kişiye inanan cemaatinin, toplumun diğer fertlerini kendi inançları etrafında toplamaya yönelik faaliyetleri de hukuk kurallarının dışına çıkılmadığı sürece demokratik toplumlarda düşünce özgürlüğü kapsamında müsamaha görmektedir.”
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
“...”Adnan Hocacılar" grubunun toplumun barış ve güvenliğini tehdit eden bir yapı olduğunu söyleyebilmek için, grup mensuplarının AMAÇLARINA ULAŞMAYI MÜMKÜN KILACAK HANGI SOMUT SUÇLARI İŞLEMEK AMACIYLA BİR ARAYA GELDİKLERİNİN TESPİT EDİLMESİ GEREKİR. On yıllardır Türk toplumunda varlığı bilinen ve aşağıda açıklanacağı üzere bugüne kadar çok sayıda haklarında soruşturma ve kovuşturmalar yapılan bu grubun medyaya yansıyan fikir ve yaşantıları dini ve ahlaki bakımdan eleştirilmekle birlikte, söz konusu inanç ve hayat tarzlarını ve bu çerçevede işledikleri fiillerin HUKUKİ BAKIMDAN TOPLUMUN BARIŞ ve GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDER NİTELİKTE OLDUĞUNU TESPİT EDEN KESİNLEŞMİŞ BİR MAHKEME KARARININ BULUNMADIĞI”
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
"Kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş örgütlere suç örgütü denmektedir. Bu tanımdan hareketle, adı ve yapılanma şekli ne olursa olsun, bir örgütsel yapının suç örgütü olarak nitelendirilebilmesi için faaliyet alanı olarak SUÇ İŞLEMEYİ AMAÇLAMASI ve bu faaliyeti çerçevesinde SOMUT SUÇLARIN İŞLENMESİ gerekir."
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
Doktrinde de isabetle belirtildiği üzere, işlenmiş olan suçlardan SOYUT OLARAK BİR SUÇ ÖRGÜTÜNÜN VARLIĞINDAN SÖZ EDİLEMEZ. Bir örgütsel yapının suç örgütüne dönüşmesi için bu örgütsel yapı içerisinde çok sayıda SUÇUN İŞLENMESİNİN AMAÇ EDİNİLDİĞİNİN SOMUT VAKIALARA İSTİNADEN ORTAYA KONULMASI GEREKMEKTEDİR."
"Bir örgütsel yapının suç örgütüne dönüşmesi için bu örgütsel yapı içerisinde ÇOK SAYIDA SUÇUN İŞLENMESİNEN AMAÇ EDİNİLDİĞİNİN SOMUT VAKIALARA İSTİNADEN ORTAYA KONULMASI GEREKMEKTEDİR. Bir suç örgütünün varlığı, işlenmiş olan somut suçlardan hareketle tespit edilebilir ve kişilerin kurucu, yönetici veya üye olarak sorumlulukları yoluna gidilebilir. Aksi takdirde, ÖRGÜTTEN HAREKETLE SOMUT SUÇLARIN İŞLENDİĞİ SONUCUNA VARILMASI HALİNDE, HER TÜRLÜ OLUŞUMUN SUÇ SAYILDIĞI ve İNSANLARIN YASAL ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜN YOK EDİLDİĞİ bir düzen ortaya çıkmış olur. O halde ancak somut suçlardan hareketle ve bu suçlanın işlenmesi bağlamında bir suç örgütünün varlığı sonucuna ulaşmak gerekir."
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
"İddianameye ve bu iddianamenin gerekçeye aynen geçirildiği ilk derece mahkemesinin kararına bakıldığında, önce "Adnan Oktar Suç Örgütü"nün varlığı SOYUT OLARAK KABUL EDİLMİŞ ve bu kabulden hareketle somut suçların işlendiği sonucuna varılmıştır. Zira İddianame "Adnan Oktar Suç Örgütünün Kuruluşu ve Tarihsel Gelişimi" başlığı ile başlamakta ve örgüt lideri olduğu belirtilen Adnan Oktar'ın doğumundan iddianamenin hazırlanmasına kadarki yaşamı belli evreleri itibariyle ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır. Dolayısıyla iddianamede ve mahkemenin gerekçeli kararında, bir örgütsel yapılanma arzeden grubun suç örgütüne evrildiğini gösteren somut suçların neler olduğu açıklanıp, bu suçların hiyerarşik bir ilişki içerisinde işlendiğinin ve böylece örgütün faaliyeti alanı olarak suç işlemeyi amaçlandığı somut delillerle tespit edilmeden, EN BAŞTA "Adnan Oktar Suç Örgütünün" VARLIĞI SOYUT OLARAK KABUL EDİLMİŞ ve bilahare işlendiği belirtilenen suçların da örgütün faaliyeti kapsamında kaldığı sonucuna YİNE SOYUT OLARAK VARILMIŞTIR."
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN
"Kararda, .... "Mehdilik" inancı doğrultusunda "tevil ettikleri" dini esaslara dayalı bir oluşum, dini motifli bir örgüt olduğu kabul edilmiş, ancak bu yapılanmanın "KANUNDA SUÇ SAYILAN FİİLLERİ İŞLEMEK AMACIYLA" HAREKET EDEN ve SUÇ ÖRGÜTÜNE DÖNÜŞEN BİR ÖRGÜT OLDUĞUNA YÖNELİK GEREKÇELER YETERİNCE ORTAYA KONULAMAMIŞTIR."
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
"Mahkemenin kararında bu grubun hangi suçları işlemek amacı etrafında bir araya geldikleri somut olarak belirlenememiş, "suçun her türlüsünün mübah sayıldığı örgüt şeklinde, TCK m. 220, f. 1'de belirtilen kriterlere uygun olmayan bir değerlendirmede bulunulmuştur. Bu değerlendirme örgütün bünyesinde yer alan kişilerin kanunun suç saydığı hangi fiil veya fiilleri işlemek amacıyla bir araya geldiklerini SOMUT OLARAK ORTAYA KOYAMAMAKTADIR. Bu belirlemeden hareketle örgütün yapısının amaç suçları işlemeye elverişli olup olmadığını tespite de imkan bulunmamaktadır."
PROF. DR. ADEM SÖZÜER’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
"Aynı hukuki problemler iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında yer verdiği görüşler bakımından da geçerlidir. Savcılığın mütalaasında Adnan Oktar Grubu'nun "TCK m.220 'de yer alan tipe uygun suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu", "hiçbir suç örgütünün asıl amacının bizatihi suç işlemek olmadığı" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. HALBUKİ SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA SUÇUNUN OLUŞABİLMESİ, varlığı tespit edilen yapının "KANUNDA SUÇ OLARAK TANIMLANAN FİİLLERİ İŞLEMEK AMACI" ETRAFINDA TOPLANDIKLARININ SOMUT OLARAK İŞLENEN SUCLARDAN HAREKETLE TESPİTİNİ GEREKTİRİR. MAHKEME KARARINDA BU TESPİTİN YAPILDIĞINI SÖYLEMEK GÜÇTÜR."
PROF. DR. İZZET ÖZGENÇ’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN GÖRÜŞLERİ:

Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Adem Sözüer ile birlikte 2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Hukuku Reformu'nun baş mimarlarındandır. Özgenç aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hukuk danışmanlığını yapmıştır. Hukuk bilgisine güvenilerek devletin en üst makamına danışman yapılmıştır.
Prof. Dr. İzzet Özgenç, müvekkil Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu 215 sanığın yargılandığı dava dosyasını ve mahkeme eski heyeti tarafından verilen ceza kararlarını detaylıca incelemiş ve 14.09.2022 tarihinde 81 sayfalık bilimsel mütalaasını sunmuştur. Sayın Özgenç, müvekkil ve arkadaşlarına yönelik suç örgütü suçlaması ile ilgili olarak TCK m.220’de tanımlanan suç örgütü bağlamında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
PROF. DR. İZZET ÖZGENÇ’İN ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN VERDİĞİ MÜTALAASINDAN:
“Bir örgütsel yapının suç örgütü vasfını taşıyıp taşımadığını, faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan hareketle belirlemek gerekir. Bu itibarla, bu bağlamda izlenmesi gereken yöntem, TÜMEVARIM yöntemidir. Oysa hukuk uygulamamızda, tümdengelim yöntemi izlenmektedir. Bu yanlış yöntemin izlenmesiyle, aslında bir örgütsel yapının faaliyeti çerçevesinde HERHANGİ SOMUT BİR SUÇ İŞLENMEDİĞİ HALDE veya işlenen somut birtakım suçların bir örgütsel yapının faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği somut delillere dayalı olarak, somut dayanakları gösterilerek ORTAYA KONMADAN, bu örgütsel yapıya suç veya terör örgütü vasfı izafe edilebilmektedir.”
“İncelememize tevdi edilen dava dosyasında, ilk derece mahkemesince kurulan hüküm bunun bir örneğini oluşturmaktadır.”
“İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, malum “Ergenekon davası”nın gerekçeli kararında olduğu gibi, kes yapıştır yöntemiyle oluşturulmuştur. Bu suretle olağan olmayan bir şekilde, MEDENİ DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN 11.400 SAHİFELİK BİR “GEREKÇELİ KARAR” METNİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR.”
“İncelememe tevdi edilen dosyanın ilişkin olduğu davanın görüldüğü ilk derece mahkemesindeki duruşmada, BİR SUÇ OLGUSUNA İLİŞKİN MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI AMACINDAN ZİYADE, TECESSÜS DUYGULARINI TATMİNE MATUF OLARAK, söz konusu topluluk mensubu olan ve "müşteki" sıfatıyla ifadesi alınan kişilerin cinsel yaşantılarına, topluluk mensuplarıyla aralarındaki cinsel davranışlara ilişkin uzun uzun anlatımlarda bulunmaları sağlanmıştır. Bu anlatımlar, herhangi bir ayıklamaya tabi tutulmadan, kes yapıştır yöntemiyle aynen gerekçeli karara aktarılmıştır.”
“Hatta, Mahkeme başkanının, tanık sıfatıyla ifadesi alınan bir kişiye kendisiyle hiçbir akrabalık ilişkisi bulunmayan ve suçun konusuyla herhangi bir bağlantısı bulunmayan bir çocuğun nesebini sorgulama yönünde soru sorması, dikkat çekicidir.”
PROF. DR. KAYIHAN İÇEL’İN 1999 YILINDAKİ ADNAN OKTAR KUMPAS DAVASI İÇİN GÖRÜŞLERİ:
Prof. Dr. Kayıhan İçel, bilindiği üzere İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Rektör Vekilliği ve Kamu Hukuku Bölüm Başkanlığı dâhil pek çok görevlerde bulunmuş, İstanbul Ticaret Üniversitesinde Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmüş, özellikle “Ceza Hukuku” alanında birçok kitap kaleme almış ülkemizin önde gelen saygın hukuk insanlarından birisidir.
Sayın İçel de diğer saygın hukuk insanlarımız gibi müvekkil ve arkadaşlarının yargılandığı örgüt davasının dosyasını incelemiş ve tam 15 sayfalık görüşlerini bildiren uzman mütalaasını dava dosyasına sunmuştur. Sayın İçel bu mütalaasında örgüt suçunun hukuki unsurların oluşmadığını ve bu nedenle MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ BİRLİKTELİĞİNİN BİR SUÇ ÖRGÜTÜ OLARAK TANIMLANAMAYACAĞINI nedenleri ve delilleri ile detaylı bir şekilde izah etmiştir. Sayın İçel’in tespitleri son derece kıymetli olup mutlak suretle dikkate alınması gereklidir. Çünkü aşağıda izah edileceği üzere Sayın İçel’in yıllar evvel incelediği dava dosyası ve neticesinde yaptığı tespitler bugünkü dava ile bire bir aynı mahiyetten ibarettir. Aralarında hiçbir fark yoktur. Örnek vermek gerekirse:
PROF. DR. SAYIN KAYIHAN İÇEL, ÖRGÜT SUÇUNUN ANA UNSURLARINDAN OLAN “AMAÇ SUÇ” UN OLMADIĞINI BELİRTMİŞTİR.
PROF. DR. SAYIN İÇEL MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARI ARASINDA HİYERARŞİK BİR YAPILANMA OLMADIĞINI BELİRTMİŞTİR.


PROF. DR. SAYIN İÇEL, MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ YAPTIKLARI FAYDALI ÇALIŞMALARIN OLUMLU ETKİLERİNE DİKKAT ÇEKMİŞTİR:

PROF. DR. SAYIN KAYIHAN İÇEL, “KARA PARA AKLAMA” İDDİALARININ HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ OLMADIĞINI MÜTALAA ETMİŞTİR

Bazı sol görüşlü hukukçu ve gazetecilerimizin, ideolojik körlükten kurtularak, hakkı, hukuku ve adaleti HERKES için istemeleri gerekmektedir.
Bir hukukçunun, kendi düşüncesinden, inancından olmayan, sempati duymadığı kişiler için dahi adaleti ayakta tutması, hukuktan ayrılmaması, hakkaniyetli ve vicdanlı davranması gerekmektedir. Sevdikleri için hukuktan yana, sevmedikleri için hukuksuzluktan yana bir tavır, samimi ve dürüst bir yaklaşım değildir.
Bugün adaletin ayaklar altında olmasının, toplumun önemli bir kesiminin hak ve hukuk arayışı içinde olmasının en önemli nedeni, daha önceki adaletsizliklere ses çıkartılmamış, hatta alkış tutulmuş olmasıdır.
Prof. İzzet Özgenç, Prof. Adem Sözüer, Prof. Dr. Kayıhan İçel gibi Türkiye’nin çok kıymetli hocalarının sözlerine sol görüşlü bir gazeteci söz konusu olunca itibar eden, ancak müvekkil Adnan Oktar söz konusu olduğunda itibar etmeyenlerin unutmaması gerekir ki; HERKES için hak, hukuk, adalet istenmediği sürece, herkes bir gün adaletsizlik ve haksızlıklarla karşılaşacaktır.
Allah Kur’an’da, kin duyduklarınıza dahi adil olunmasını emretmektedir.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız:
Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)
Kamuoyunun bilgilerine saygılarımla sunarım. 25.12.2025
0 Yorumlar