Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Adnan Oktar da “Askeri Siyasi Casusluk” İftirasıyla Suçlanmış, Yargılama Neticesinde Beraat Etmiştir

Adnan Oktar Davası ile İBB Davası arasında ONLARCA BENZERLİK bulunduğundan ve Adnan Oktar Davasında yaşanan hukuk ihlallerinin, Türkiye’de SİSTEMATİK HUKUKSUZLUĞUN KAPISINI AÇAN İLK OLAY olduğu tüm Türkiye tarafından bilinmektedir. Bugün yaşanan HUKUKSUZLUKLARIN İLK PROVASININ yapıldığı Adnan Oktar Davası ile CHP bağlantılı davalardaki hukuksuzlukların şaşırtıcı benzerlikleri bugünkü aşamaya nasıl gelindiğini göstermesi bakımından çarpıcıdır.

Son 8 yıldır müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının sistematik olarak yaşamakta oldukları hukuksuzluklar, bugün ne yazık ki CHP tarafından da tecrübe edilmektedir. ÖZEL GÖREVLENDİRİLMİŞ hakimlerden, ETKİN PİŞMAN DEVŞİRME stratejisine; SAHTE GİZLİ TANIKLARDAN, TEHDİT İLE ÜRETİLMİŞ müştekilere; sadece BEYAN ÜZERİNE YAPILAN DELİLSİZ-DAYANAKSIZ TUTUKLAMALARDAN, PARA KARŞILIĞI İFTİRA VE TAHLİYE BORSASINA kadar müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının maruz bırakıldıkları hemen her hukuksuzluk, hali hazırda CHP cihetinde de yaşanmaktadır.

Adnan Oktar Davasındaki iftira ve hukuksuzlukların, bugün İBB Davasında karşımıza çıkan bir benzeri de, MÜVEKKİL ve ARKADAŞLARININ BERAAT EDEREK AKLANDIKLARI “CASUSLUK” İDDİASIDIR.

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün “SİYASAL CASUSLUK” suçlamasıyla yargılandıkları, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada iddia makamı, dosyaya ilişkin mütalaasını sunmuştur. İddia makamının mütalaasında yer alan dikkat çekici MİT detayında:

“Dijital materyallerindeki verilerin devletin güvenliği veya siyasal yararları açısından ‘gizli kalması gereken bilgiler’ niteliğinde olup olmadığının, bu verilerin sızıntı sonucu mu elde edildiğinin ve sanıkların casusluk faaliyetine dair bir tespitin bulunup bulunmadığının Milli İstihbarat Teşkiları (MİT) Başkanlığı'ndan, araştırılması talep edilmiştir.denilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar’ın konuya ilişkin görüşleri şöyledir:

Elbette İBB Davası'ndaki casusluk iddialarına ilişkin ortada bir casusluk olup olmadığının kararını, dosyayı inceleyen ilgili mahkemeler verecektir. Ancak gerek CHP yetkilileri gerekse sol basının büyük bir kısmı: mahkemenin, “casusuluk iddiaları hakkında, MİT’ten görüş sorulmasıyönündeki kararını haklı olarak eleştirmektedirler.

Yapılan basın duyurularında, köşe yazılarında, haber ve tartışma programlarında mahkemenin ara kararına ilişkin yöneltilen eleştiri ve itirazlar genel olarak:

  • Casusluk suçlamasının zaten zayıf delillere dayandığı, şimdi ise MİT görüşüyle suçlamaya kurumsal ağırlık kazandırılmaya çalışıldığı,
  • Bu aşamaya kadar iddiaların doğruluğu hakkında araştırma yapılmadan iddianame hazırlanmış olmasının hukuken anormalliği,
  • Mahkemenin bağımsız bilirkişi ve somut deliller yerine istihbarat değerlendirmesine yaslanmasının hukuk devleti açısından sorunlu olduğu,

şeklindedir.

Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılandıkları davadaki "CASUSLUK İFTİRASI" ise Sayın İmamoğlu ve arkadaşlarının yaşadıklarından çok daha fazla hukuki anormalliklerle doludur. BENZER ŞEKİLDE MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARINA YÖNELİK ASKERİ ve SİYASİ CASUSLUK İSNADINDA DA MİT’İN ve DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ GÖRÜŞÜNE BAŞVURULMUŞTUR.

O tarihlerde, müvekkil ve arkadaşlarının -henüz yargılamaları dahi yapılmamış olmasına rağmen- bir kısım medyada sistematik olarak iftira dolu çok sayıda haber ve açıklamalar yapılmış, “siyasi ve askeri casusluk” yalanları üzerinden aleni karalama kampanyaları yürütülmüştür.

BASINDA PAYLAŞILAN GERÇEK DIŞI “SİYASİ VE ASKERİ CASUSLUK” HABERLERİNE İLİŞKİN BAZI ÖRNEKLER ŞÖYLEDİR:

Bu sayede, planlı ve disiplinli bir şekilde “medya aracılığıyla toplumsal algının biçimlendirilmesi” faaliyeti yürütülmüş; müvekkil Adnan Oktar ile arkadaşlarının yargılanmaları sırasında yapılacak tarihte görülmemiş hukuk ve insan hakları ihlallerinin kamuoyu nazarında normal karşılanmasına, tepki gösterilmemesine yönelik bir atmosfer oluşturulmuştur.

Bu planlı psikolojik savaş yöntemini uygulayan bir kısım medya, müvekkil Adnan Oktar bu hayali suçlamalardan BERAAT ETTİĞİNDE ve BU BERAAT KARARLARI KESİNLEŞTİĞİNDE konuya ilişkin TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ YAPMAMIŞ; TEK BİR SATIR DAHİ KALEME ALMAMIŞLARDIR.

Aynı durum, kara para aklama, mal varlığı değerlerini yurtdışına çıkarma, vergi kaçakçılığı, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgeyi yok etme gibi mesnetsiz suç isnatları için de aynı şekilde geçerlidir. Öncesinde aylarca gerçek dışı haberler yapılan ve dosyada dahi olmayan fantezi detaylarla süslenen iftiralar, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları bu suçlamalardan da beraat ettiklerinde ve beraat kararları üst mahkemelerce onanıp kesinleştiğinde, buna ilişkin basında hiçbir bilgi, haber ya da açıklamaya rastlamak mümkün olmamıştır.

ADNAN OKTAR DAVASINDAKİ “MİT RAPORU” DETAYI HUKUKSUZLUĞUN NASIL GÖZ GÖRE GÖRE YAPILDIĞININ DELİLİDİR

Soruşturma aşamasında Adnan Oktar’ın güya siyasi veya askeri casusluğa teşebbüs ettiği isnat edilmiş, bu konuda bir etkin pişman sanığın kendini hapisten kurtarmaya yönelik uydurma, yalan beyanları kullanılmıştır. İddia makamı, soruşturma gereği olarak bu beyanları hem Milli İstihbarat Teşkilatı’na hem de Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Dairesi’ne yazılı olarak ileterek rapor talep etmiştir.

HEM MİT’TEN HEM DE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN GELEN RESMİ CEVABİ YAZILAR ORTADA HİÇBİR CASUSLUK FAALİYETİ OLMADIĞINI AÇIK ŞEKİLDE ORTAYA KOYMUŞTUR.

MİT BAŞKANLIĞININ DAVA DOSYASINDA YER ALAN 08.05.2019 TARİHLİ RESMİ YAZISI: “… mesaj ile aktardığı bilgilerin, AÇIKLANMASI VE ÖĞRENİLMESİ HALİNDE DEVLETİN DIŞ İLİŞKİLERİNE, MİLLİ SAVUNMASINA VE MİLLİ GÜVENLİĞİNE ZARAR VEREBİLECEK, ANAYASAL DÜZENİ VE DIŞ İLİŞKİLERİNDE TEHLİKE YARATABİLECEK NİTELİKTE OLMADIĞI DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR.”

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ DAVA DOSYASINDA YER ALAN RESMİ 01.06.2019 TARİHLİ YAZISI: “… Kongre’de kabul edilen ve KAMUYA AÇIK BİR BELGE OLAN ‘Nihai Bildiri’de (yazışmalarda “ortak sonuç bildirgesi” olarak atıfta bulunulmaktadır) yer verilen unsurların özetlenerek aktarıldığı görülmekte, bu itibarla ANILAN YAZIŞMALARDA DEVLET SIRRI ÖZELLİĞİ TAŞIYAN BİLGİLERİN MEVCUT OLMADIĞI DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR.

Diğer yandan, söz konusu dijital verilerde adı geçen şahıs hakkında Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi bağlamında sarf ettiği sözlerin “sübjektif iddia” niteliğinde olduğu değerlendirilmekte olup, “DEVLET SIRRINI İFŞA” MAHİYETİNDE DEĞERLENDİRİLEBİLECEK BİR İFADEYE RASTLANILMAMIŞTIR.”

Buna rağmen iddia makamı, isnatları yalanlayan söz konusu raporlardan birisini iddianameye HİÇ ALMAMIŞ, ALENEN GİZLEMİŞ, diğer raporu da kullandığı kısımda inanılmaz bir hukuk dışı yorumla “evet böyle bir rapor var ama, bizce gene de burada casusluk suçu işlenmiş” diyerek Adnan Oktar’ın dayanaksız şekilde cezalandırılmasını talep etmiştir.

İddia makamının Adnan Oktar’ı ısrarla casuslukla itham etmesinin hiçbir somut ve hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Ancak bu sayede basında yıllarca büyük bir kara propaganda yürütülmüş ve ısrarın sebebi kovuşturma aşamasında netleşmiş, aynen Latin Amerika örneklerinde olduğu gibi, tarafsızlığı şüpheli mahkeme heyeti tarafından Adnan Oktar’a casusluk suçundan gerekçesiz şekilde hapis cezasına hükmedilmiştir.

Bu karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından ağır şekilde eleştirilerek BOZULMUŞ ve BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.

Nitekim, devam eden süreçte de (artık daha fazla ısrar etmenin derin oyunu açığa çıkaracağından da duyulan endişe ile olsa gerek) müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları haklarındaki bu mesnetsiz casusluk suçlamasından BERAAT EDEREK AKLANMIŞLARDIR.

Görüldüğü üzere, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları MİT ve Dışişleri Bakanlığı’nın “Devlet sırrını ifşa eden mahiyette, açıklanması ve öğrenilmesi halinde devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek, anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikte bir bilgi OLMADIĞI”nı rapor etmelerine rağmen yerel mahkeme cezaya hükmetmiştir. Bugün “MİT’e sorulmadan dava açılmış olmasına” şaşıran bazı gazeteciler ve siyasiler, Adnan Oktar Davası'nda “MİT’e sorulduğu” ve “askeri ve siyasi casusluk suçu işlenmediğine dair rapor verildiği” halde cezaya hükmedilmesine muhtemelen şaşırmamışlardır. O zaman böylesine aleni bir mantık ve hukuk dışılığa tepki gösterilmemiş olması, bugün hukuksuzlukların kapısını maalesef sonuna kadar açmıştır. Bundan sonrasında ise en acil ve hayati olarak yapılması gereken “herkes için adalet” talebinde samimi olmaktır.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 15.06.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar