
İmamoğlu Davası yargılananlarının her duruşma sonrası basına yansıyan açıklamaları, Adnan Oktar Davasında 8 yıldır devam eden haksız ve hukuksuz uygulamaların tıpatıp benzerlerinin, İBB Davasında da günbegün yaşandığını gösteriyor. Bir kısım sol basın konuya tarafgir ve ideolojik yaklaştığı için, tüm bu hukuksuzlukların sadece İmamoğlu Davasında yaşandığını öne sürse de, aslında bugün yaşananların tamamı, hatta çok daha büyükleri 8 YILDIR ADNAN OKTAR DAVASINDA YAŞANMAKTADIR.
8 yıldır söz konusu müvekkil Adnan Oktar olduğunda hukuksuzlukları adeta alkışlayanlar, örneğin etkin pişman sanıkların söylemek zorunda kaldıkları yalanları sevinçle “görün bakın neler oluyormuş” diye manşetlerine taşıyanlar bugün etkin pişmanlık müessesinin nasıl bir zulüm mekanizması olduğu gerçeğiyle yüzleşmektedir.
İBB Davasında tutuklu yargılanan eski İBB Sözcüsü ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un mahkeme ifadesi etkin pişmanlığın hukuksuzluğun temel ayağı haline geldiğini tüm Türkiye’ye yeniden göstermiştir.
Murat Ongun ifadesinde, “Tarihin en modern işkenceleri üzerimizde denendi”, “CEZAEVLERİNİ LABORATUVAR OLARAK KULLANDILAR” diyerek insanların önce tutuklanıp sonra da tahliye olabilmek için yalan beyan vermeye ve iftira atmaya zorlandıklarını dile getirmiştir.
İBB Davasının etkin pişmanları arasındayken 39. gününde 'etkin pişmanlık' ifadesini geri çeken iş insanı sanık Murat Kapki ise “Verdiğim ifadeler özgür iradeyle verilmiş ifadeler değildi. BANA ‘SEN Mİ VURDUN’ DESELER ‘EVET BEN VURDUM’ DERDİM, ‘ROMA’YI SEN Mİ YAKTIN DESELER ‘EVET BEN YAKTIM DERİM” sözleriyle etkin pişmanlık müessesinin nasıl dehşet verici bir mekanizmayla çalıştığını gözler önüne sermiştir.
Yukarıdaki haberlerin detaylarına aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz.
- https://www.elipshaber.com/cezaevindeki-murat-ongundan-mesaj-tarihin-en-modern-iskenceleri-uzerimizde-denendi
- https://www.karar.com/guncel-haberler/murat-ongundan-cezaevi-mesaji-tarihin-en-modern-iskenceleri-uzerimizde-2048832
- https://gazeteoksijen.com/turkiye/ibb-davasinda-konusan-murat-kapki-ifademi-ozgur-iradeyle-vermedim-romayi-mi-yaktin-deseler-evet-derdim-275899
- https://www.sondakika.com/guncel/haber-ibb-davasi-nda-39-gun-is-insani-murat-kapki-bundan-19857654/
Ancak daha önce de birçok kez belirttiğimiz gibi, ASIL LABORATUVAR ADNAN OKTAR DAVASINDA YAŞANAN HUKUKSUZLUKLAR OLMUŞTUR. Bugün İBB Davası dahil pek çok davada yaşanan HUKUK İHLALLERİNİN İLK PROVALARI BUNDAN 8 YIL ÖNCE ADNAN OKTAR DAVASINDA YAPILMIŞTIR.
ESKİDEN FİZİKİ İŞKENCEYLE ŞÜPHELİLERİN İSTENİLEN BEYANI VERMELERİ SAĞLANARAK SUÇ İSNAT EDİLİRKEN, ADNAN OKTAR DAVASIYLA BİRLİKTE ‘ETKİN PİŞMAN DEVŞİRME’ METODLARI devreye sokulmuştur. Hayatlarında karakol yüzü görmemiş genç kızların bazıları Mali Suçlarla Mücadele Şubesinde “ya müşteki olursun ya sanık” dayatmasıyla zorla müşteki yapılmıştır. Bazıları da müvekkil Adnan Oktar aleyhine ifade vermeyince, tutuklanıp İstanbul dışındaki cezaevlerine gönderilmiş, kalabalık koğuşlara veya en zor şartlardaki hücrelere atılmış ve bir süre sonra etkin pişman olup yalanlarla iftira atmaya mecbur kalmışlardır.
MURAT KAPKİ GİBİ YAŞINI ALMIŞ İŞ İNSANLARININ DAHİ “O KOŞULLARDA ROMA’YI SEN YAKTIN DESELER BEN YAKTIM DERDİM” DEDİĞİ KOŞULLARDA, HİÇBİR HUKUK TECRÜBESİ OLMAYAN GENÇ KIZLARIN ÖNLERİNE KONULAN HER YALANI TEKRARLAMAYA BOYUN EĞMELERİ ŞAŞIRILACAK BİR ŞEY DEĞİLDİR. Ne var ki bazı sol basın ve kimi siyasetçiler, “müşteki ol”, “etkin pişman ol”, “iftira at kurtul” mengenesine alınan genç kızları kendi iffetlerini dahi ayaklar altına alan yalanlar söylemeye mecbur bırakan hukuksuz sistemi eleştirmek yerine, bu yalanları gündem yapmayı, bu yalanlara itibar ederek hukuksuzlukları göz ardı etmeyi tercih etmişlerdir.
ETKİN PİŞMANLIK MÜESSESİ NASIL ZULÜM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?
90’lı yıllarda suçlanmak istenen insanlara emniyette bazı memurlar tarafından zorla ve işkence altında uydurma ifadeler imzalatıldığı kamuoyunun malumudur. Zaman içerisinde geçmişte yapılan fiziki işkencenin yerini ADNAN OKTAR DAVASIYLA BİRLİKTE 2018’DEN BU YANA, insanları önce hukuka aykırı olarak gözaltına alıp hatta tutuklayıp sonra da “ETKİN PİŞMAN OL, YALANLARLA BAŞKALARINI SUÇLA, YOKSA ASLA BURADAN ÇIKAMAZSIN” diye korkutularak sahte suçların oluşturulması metodu almıştır.
Adnan Oktar Davasında,
- Genç kızların bir kısmına ilk aşamada yasaya aykırı bir şekilde yurt dışı çıkış yasağı uygulanmış, Mali Şube’ye alındıklarında “hakkınızda iddialar var, yurtdışı yasağı da kondu. Şüpheli konumuna geçip yargılanabilirsiniz. ANCAK ŞİKAYETÇİ OLURSANIZ BAŞINIZA BİR ŞEY GELMEYECEK” denilmiştir. Nitekim tıpkı İmamoğlu dosyasında etkin pişmanlığı kabul edenlerin tahliye edilmeleri gibi, kendilerinin de sözde suçlar işlemiş olduklarını beyan eden kişilerin tamamı ya müşteki ya da tanık statüsünde kabul edilerek yargılanmaktan muaf tutulmuş, tutuklananlar ise tahliye edilmiştir.
- MALİ ŞUBEDEKİ TEHDİTLERLE ŞİKAYETÇİ YAPILAMAYANLAR İSE tutuklanarak evlerinden, ailelerinden, avukatlarından yüzlerce kilometre uzakta, bambaşka şehirlerdeki cezaevlerine sürgün edilmişler; EN AĞIR CEZAEVİ KOŞULLARINA ve EZİYETLERE maruz bırakılmışlar.
Örneğin:
- Tutuklanan yaklaşık 170 kişi, Türkiye’nin dört bir yanındaki cezaevlerine dağıtılmış, ayrı ayrı koğuşlara konmaları için cezaevlerine talimatlar yağdırılmış, yaşlı ve şok içindeki aileler günlerce, hatta haftalarca çocuklarının hangi cezaevinde olduğunu dahi öğrenememiş, ancak haftalar sonra evlatlarıyla görüşebilmişlerdir.
- Aralarında kanser, kalp, akciğer, beyin, böbrek ve MS gibi ölüm riski taşıyan ağır hastalığı olanların bile düzenli kullanmak zorunda oldukları ilaçlarına erişimleri engellenmiş, doktor kontrol ve muayeneleri geciktirilmiş ya da yaptırılmamıştır.
- Müvekkilin arkadaşlarından bir kısmı en saldırgan, akli dengesi yerinde olmayan, infaz memurlarını dahi darp eden mahkumların yanına yerleştirilmişlerdir. Bir kısmı ise, penceresi tepede neredeyse hiç ışık girmeyen, avlusu olmayan, mutfağı bulunmayan, gerçek anlamda 5 adıma 3 adım hücrelere kapatılarak tecrit edilmişlerdir.
- Müvekkilin bazı arkadaşları akıl hastalarıyla, cinayet gibi suçlardan hüküm giymiş ağır kriminal mahkumlarla aynı koğuşlara kapatılmış; koğuşlarda çıkan kavga ve tartışmalarda darp edilmiş ve eziyete uğratılmışlardır.
- Ceplerindeki 5 TL’ye kadar el konan müvekkil ve arkadaşları, cezaevinde aileleri kendilerini bulup para yatırana kadar hiçbir ihtiyaçlarını karşılayamamışlardır.
- Ailesi yaşlı veya hasta olduğu için cezaevindeki evlatlarına harçlık göndermekte zorluk yaşayan bir kısım tutuklulara, dışarıdaki yakınları tarafından gönderilen 300-400 TL tutarındaki paralara dahi -güya örgüte yardım gerekçesiyle- el konulduğundan, müvekkilin arkadaşları aylarca en temel kantin ihtiyaçlarını bile karşılayamamışlardır.
- Henüz daha yargılama bile başlamadan evlerine, arabalarına, banka hesaplarına hatta emekli maaşlarına dahi EL KONULMUŞ ve ŞİRKETLERİNE KAYYUM ATANMIŞTIR. Kayyumlar tarafından şirketlerin içi boşaltılmış; şirket üzerine kayıtlı mal, mülk, araç, eşya vs ne varsa tamamı piyasa değerlerinin çok çok altında satılarak kayyumlara maaş ödemesi adı altında çıkartılıp şirketlerin içi boşaltılmıştır.
- Suçsuz yere cezaevine girmiş masum evlatlarının yaşadıkları sıkıntılar ve maruz bırakıldıkları hukuksuzluklara daha fazla dayanamayan, 61 ANNE-BABA BU SÜREÇTE EVLATLARININ IZDIRABIYLA VEFAT ETMİŞ; CEZAEVİNDEKİ ÇOCUKLARININ AİLELERİNİN CENAZELERİNE GİTMELERİNE DAHİ İZİN VERİLMEMİŞTİR.
- Müvekkilin cezaevindeki arkadaşları ve aileleri, dosyanın husumetli müştekilerinin, iş birliği yaptıkları odakların ve bazı avukatların yoğun baskı ve tehditlerine maruz kalmışlardır. Bu yolla sözde etkin pişman ve sahte itirafçı devşirilmeye çalışılmış; etkin pişmanlıktan faydalanıp sahte itiraflarda bulunmaları halinde cezaevinden çıkacakları, AKSİ HALDE ÖMÜR BOYU GÜNEŞ YÜZÜ GÖRMEYECEKLERİ SÖYLENEREK TEHDİT EDİLMİŞLERDİR.
Nitekim planlı ve sistematik şekilde yürütülen bu hukuksuzluklar neticesinde, hayatlarında karakolun önünden bile geçmemiş, sabıkasız, tertemiz, genç kızları TIPKI İBB DAVASINDAKİ MURAT KAPKİ’NİN DE SÖYLEDİĞİ GİBİ ‘ROMA’YI DA BEN YAKTIM’ DİYECEK HALE GETİRİLMİŞLER; İŞLEMEDİKLERİ SUÇLARI ÜSTLENEREK YA ETKİN PİŞMAN YA DA MÜŞTEKİ OLMAK ZORUNDA BIRAKILMIŞLARDIR.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN HANIM ARKADAŞLARININ ‘ETKİN PİŞMAN’ OLMALARI İÇİN NASIL TEHDİT ve TACİZ EDİLDİKLERİNİ GÖSTEREN ÖNEMLİ BİR ÖRNEK
Bu konudaki en dikkat çekici örneklerden birisi, BAZI POLİS MEMURLARININ BASKI, TEHDİT ve TACİZİNE MARUZ KALDIĞI İÇİN ZORLA ETKİN PİŞMAN OLMAK MECBURİYETİNDE BIRAKILAN dosyanın etkin pişman sanıklarından olan Merve Bozyiğit’in yaşadıklarıdır.
22.10.2018 tarihinde evine yapılan bir baskınla gözaltına alınan Merve Bozyiğit isimli genç kadın, o dönemde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bazı polis memurlarının kendisine yönelik tehdit, taciz ve baskılarına dayanamayarak EMNİYETTE KENDİSİNE SÖYLETİLEN PEK ÇOK İFTİRAYI GÜYA GERÇEKMİŞ GİBİ TEKRAR ETMEK ve ZORLA ETKİN PİŞMAN OLMAK mecburiyetinde kalmıştır. BUNUN KAŞILIĞINDA İSE TUTUKLANMAKTAN KURTULMUŞ ve SALIVERİLMİŞTİR.
Ancak masum insanlara iftira atmanın verdiği vicdan azabına daha fazla dayanamadığını belirten Merve Bozyiğit, müvekkil ve arkadaşlarının ilk derece yargılamasının yapıldığı İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda verdiği hür ifadesinde -mahkemenin adaletine, devleti ve milleti temsil ediyor oluşuna da güvenerek- emniyette tutulduğu esnada Mali Şubede görevli bazı polis memurlarından ŞİDDETLİ BİR BASKI GÖRDÜĞÜNÜ, etkin pişman olması için TEHDİTLER VE TACİZLERLE KARŞILAŞTIĞINI, HAKARETE UĞRADIĞINI ve saatler süren, müthiş yıkıcı bir ifade süreci geçirdiğini detaylarıyla anlatmıştır. Ayrıca emniyette kabul etmek zorunda kaldığı suçlamaların ve söylemek zorunda kaldığı yalanların “KENDİSİNE ZORLA SÖYLETİLDİĞİNİ” dürüstçe anlatma cesareti de göstermiştir.
BURADA ESAS ŞAŞIRTICI OLAN İSE;
Merve Bozyiğit’in mahkemedeki hür ifade beyanında “emniyetteki baskı ve zorlama sebebiyle mecbur bırakılmış olduğu ETKİN PİŞMANLIKTAN VAZGEÇTİĞİNİ” beyan etmesinin ardından, ilk derece mahkemesinin göstermiş olduğu inanılmaz tutumdur.
İlk derece mahkemesi, Merve Bozyiğit’in ifadesinde dile getirdiği iddiaları araştırmak ve emniyette tutulduğu süre içerisinde kim ya da kimler tarafından tehdit ve tacize edildiğini tespit etmek yerine, ETKİN PİŞMANLIKTAN VAZGEÇTİĞİ İÇİN MERVE BOZYİĞİT HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI VERMİŞTİR.
Üstelik Merve Bozyiğit’in emniyette sorgulanmasına ilişkin anormallikler bununla da sınırlı değildir.
- Her ne hikmetse emniyette olduğu esnada Merve Bozyiğit’e gönderilen CMK AVUKATI, kendisine bu SORGUYU ve TACİZİ YAPAN POLİSLERDEN BİRİNİN EŞİDİR. Hayatın olağan akışına aykırı ve teknik olarak gerçekleşmesi ihtimaller ötesi olan böyle bir durumun, böyle bir vakada gerçekleşmesi KUŞKUSUZ Kİ SON DERECE DİKKAT ÇEKİCİDİR.
- Ayrıca Merve Bozyiğit’in mali şubede 14 saat süren sorgusunun KAMERA KAYDININ OLMAMASI ile KAYIT ALINMADIĞININ TUTANAKLARDA YER ALMASI DA BİR BAŞKA ŞAİBEDİR.
- Buradaki en fazla dikkat çeken şaibelerden bir tanesi ise, sorguyu yapan kişinin, dosya adı sıklıkla geçen ve çok sayıda kişiyi “şüpheli” sıfatıyla karşısına çağırıp, zoraki etkin pişmanlar ve müştekiler üreten polis memuru AYHAN BEDİR oluşudur.
SONUÇ OLARAK;
Bugün Sayın Özgür Özel başta olmak üzere siyasetçiler ve bazı basın tarafından “İFTİRA AT KURTUL DÜZENİ” olarak tanımlanan hukuksuzluk düzeni 2018’DE ADNAN OKTAR DAVASINDA KURULMUŞTUR.
Ne var ki geniş bir kesim bu hukuksuzluğu anlamazdan gelmiş, bir kesim de kurulan kumpasa bile bile destek olarak bu hukuksuzluğu desteklemiştir. Bugün İBB Davası dosyasıyla tüm Türkiye’nin “demek böyle şeyler oluyormuş” diye hayretle izlediği hukuk ihlallerinin tamamı ve daha fazlası önce Adnan Oktar Davasında prova edilmiştir.
O zaman bu olayın vahametini anlamayan ya da anlamak istemeyen, sırf müvekkil Adnan Oktar’a olan ideolojik karşıtlıkları nedeniyle ses çıkarmayan ve hatta destek olanlar, bugün nasıl bir felaketin yolunu açtıklarını ve kısa bir zaman önce destekledikleri bu felaketin bugün nasıl sevdikleri, değer verdikleri insanları kuşattığını daha yakından görmektedirler.
Şu an Türkiye’yi kuşatmış olan hukuksuzluk felaketinin ortadan kaldırılması ise ancak “herkes”in hukukunu samimiyetle savunmakla mümkündür.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarım. 14.06.2026
0 Yorumlar