Adnan Oktar'dan Duyurudur
16 Mayıs 2026 tarihinde, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Kocaeli Turka Stadyumunda AK Parti Gençlik Şöleni gerçekleştirildi. Gençlere yönelik çeşitli etkinlikler, interaktif alanlar, sürpriz içerikler ve sosyal buluşma noktaları içerikleri ile hazırlanan etkinlikte, sanatçılar Sefo, Merve Özbey, Uğur Işılak, DJ Burak Yeter ve müzik grubu Ay Yola sahne aldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Erdoğan'ın konuşmasıyla başlayan bu etkinlik, gün boyu gençlerin eğlendiği ve sosyal aktivitelere katıldığı bir faaliyet alanı oldu.
Etkinliğe katılan ve özellikle konserler sırasında eğlenen gençlerin fotoğrafları ise, ana akım medyada oldukça geniş bir yer buldu.
16 Mayıs 2026 Tarihinde Kocaeli Turko Stadyumunda Gerçekleştirilen
AK Parti Gençlik Şöleninden Görüntüler
16 Mayıs 2026 tarihinde Kocaeli'nde gerçekleşen AK Parti gençlik şöleninden görüntüler. Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/akp-genclik-soleni-dans-tepki-cikardi-p320418
Yukarıdaki görüntüler, iktidara yakın bazı isimler tarafından sosyal medya platformlarında eleştirilere maruz kalmış ve bu görüntülerin "dindar nesil" yetiştirme stratejisiyle ters düştüğü iddiaları gündeme gelmiştir.
Oysa müvekkile göre, DURUM TAM TERSİDİR. Bu görüntüler, müvekkilin uzun zamandır anlattığı KURAN MÜSLÜMANLIĞININ GENÇLERİMİZ TARAFINDAN UYGULAMAYA GEÇİRİLMİŞ şeklidir. Müvekkilin ortaya koymuş olduğu ve Kuran'dan delillerle tanıttığı modern İslam modeli, belli ki hem iktidar partisi hem de gençlerimiz tarafından esas alınmaktadır. Bu etkinlik göstermektedir ki, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR HAPİSTEDİR; FAKAT FİKİRLERİ İKTİDARDADIR.
Müvekkilin Kararlılıkla Savunduğu Kuran'daki İslam Modeli, Müslümanların da Sağ Partilerin de Elini Güçlendirmiştir
Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada kaliteli, modern, elit, mutlu, bakımlı, özgür Müslüman modelini ortaya koyan yegane kişi müvekkil Adnan Oktar'dır. Türkiye'de özellikle sağ kesimin adeta ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü, kendilerine söz hakkı verilmediği, en temel haklarından engellendiği dönemde, müvekkil Adnan Oktar'ın temsil ettiği ve TEK DOĞRU olan KURAN'DAKİ İSLAM MODELİ gündeme gelmiş ve Türkiye'nin, başta siyasi iklimi olmak üzere pek çok ortamı, Müslümanlar lehine dönüşüme uğramıştı. Öyle ki, dindar kesimin, kendilerinin dahi ikinci planda görülmeyi kabullenmiş olduğu bir dönemde, müvekkil, Kuran ayetleri yoluyla GERÇEK İSLAM'IN GÜCÜNÜ ANLATMIŞ ve Müslümanların değerini ve üstünlüğünü tüm Türkiye'ye göstermişti. İnsanlar, ilk defa olarak, MÜVEKKİLİN GÖSTERDİĞİ VE BİZZAT UYGULADIĞI İSLAM MODELİ İLE, MÜSLÜMANLARIN KALİTELİ VE NEZİH OLABİLECEĞİNİ, ELİT VE ÜSTÜN OLABİLECEĞİNİ, TÜM NİMETLERE SAHİP OLABİLECEKLERİNİ, HAYATIN TÜM AŞAMALARINDA BULUNABİLECEKLERİNİ ANLAMIŞLARDIR.
Geçmişte ezilmeyi ve sürekli yenilen tarafta olmayı kabullenmiş olan bir kısım Müslümanların, bugün güçlü bir özgüven ve cesaret içinde bulunmalarının yegane sebebi, müvekkil Adnan Oktar'ın güçlü bir kararlılık ile ortaya koyduğu modern İslam modelidir.
Bu Süreç, 1993 Yılında,
Refah Partisi Döneminde Başlamıştı
Müvekkil Adnan Oktar, fikirleriyle daima siyaset ortamına yön vermiş, fikri yönlendirmeleriyle siyasi arenada ciddi farklar yaratmış olan bir kişidir. Zira kendisinin şu an İngiliz derin devletinin kumpasıyla cezaevinde bulunmasının sebeplerinden biri, bu etki gücüdür. İngiliz derin devleti, müvekkilin Darwinist-materyalist ideolojiye, bağnazlığa karşı etkilerinin önüne geçebilmek, siyasi arenada tesirini giderebilmek amacıyla bu komployu kurmuştur.
Geçmişte, dindar sağ siyasete, yaşam tarzlarının baskı altına alınacağı endişesiyle mesafeli duran kesimin, bu endişelerinin yersiz olduğunu görmelerini, müvekkil Adnan Oktar’ın girişimleri sağlamıştır. Böylece adım adım BUGÜNKÜ AK PARTİ HÜKÜMETİNİN İDEOLOJİK ZEMİNİ ve ARKASINDAKİ GENİŞ HALK DESTEĞİ oluşmuştur.
1993 yılında müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılmasıyla birlikte bazı kesimlerde hakim olan "dindarlar modern olamaz" algısı yıkılmıştır. Bu hamle ile, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey komutanları tarafından da ifade edildiği üzere, Refah Partisi’nin "vitrininin değişmesiyle", Sayın Erdoğan’ı önce Belediye Başkanlığına oradan da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına taşıyan süreç başlamıştır. Müvekkilin arkadaşlarının katıldığı Refah Partisi Kongresinden birkaç ay sonra yapılan yerel seçimler, Refah Partisi'nin ve Sayın Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanmıştır.
12.12.1993 tarihli Milliyet gazetesinde, "Erbakan Hoca Gülay’ı Tanıttı" başlıklı haberde “Törene, arkadaşları Altuğ Berker ve Bahadır Güven ile katılan Gülay Pınarbaşı, ERBAKAN ve PARTİLİLER ile MİLLİ GÖRÜŞ YEMİNİ ETTİKTEN SONRA PARTİ ROZETİNİ ALDI” denilmektedir.
Müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı, 1993 yılı Refah Partisi Kongresinde konuşmasını yaparken, hemen yanında Sayın Recep Tayyip Erdoğan yer almıştır.
O gecenin ardından, müvekkilin arkadaşları arasında yer alan, tanınmış manken ve fotomodeller ile sosyetenin ünlü simaları da Refah Partisi’ne destek olmak amacıyla partiye üye olmaya başlamışlar; katıldıkları toplantı ve programlarda, “RP’nin modern ve yenilikçi anlayışına inandıklarını, Sayın Erbakan ile Sayın Erdoğan'a büyük bir sempati ve muhabbet duyduklarını, bu sebeple seçimlerde RP’ni destekleyeceklerini” dile getirmişlerdir.
31.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin "Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu" başlıklı aşağıdaki haberinde; "ADNAN HOCA ve MANKENLERİNDEN OLUŞAN ORDUSU 27 MART SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE REFAH PARTİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR" ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca “RP’ne katılan, ardından da örtünen Gülay Pınarbaşı’ndan sonra İslami yaşam tarzını benimseyen pek çok ünlü erkek manken, 'OYLAR REFAH'A derken aralarında Şebnem Dinçgör, Melis Murathanoğlu, Cansel Özzengin ve Allegra’nın da bulunduğu sempatizanların sayısı giderek artıyor” bilgilerine yer verilmiştir.
27.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “SEDEF BOZOK DA ‘REFAH’ÇI OLUYOR” başlıklı haberinde ise; “MANKEN GÜLAY PINARBAŞI’NDAN SONRA SOSYETE DÜNYASININ ÜNLÜ İSMİ SEDEF BOZOK DA ADNAN HOCA’NIN MÜRİTLERİ ARASINA KATILDI” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca "Adnan Hoca’nın sağ kolu Altuğ Berker sosyete dünyasının ünlü ismi Sedef Bozok’u da saflarına katmayı başardı.", "Manken Gülay Pınarbaşı’nı örnek gösteren bazı çevreler, Bozok’un da yakında kapanıp RP’ne gireceğini iddia ederken, Sedef Bozok’un yakınlarına ‘Ben de iyi bir Müslüman olmak istiyorum. Hayatımdan çok memnunum’ dediği öğrenildi" denilmektedir.
25.06.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan “Adil düzen düğünü” başlıklı haberde ise; RP Genel Başkanı merhum Sayın Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan’ın, Ankara Sheraton Oteli Balo Salonunda gerçekleştirilen düğününe, "ADNAN HOCACILAR" alt başlığıyla yer verilmiştir. Haber içeriğindeyse müvekkilin arkadaşlarından, “Mankenliği bıraktıktan sonra kapanan Didem Ürer’le Gülay Pınarbaşı, nikaha Gökalp Barlan ve Bahadır Güven’le geldi” ifadeleriyle bahsedilmiştir.
Görülebildiği gibi, müvekkil Adnan Oktar'ın çalışmaları neticesinde;
Refah Partisi'ne, Sayın Erbakan'a ve Sayın Erdoğan’a yönelik kamuoyundaki önyargılar tamamen yıkılmıştır.
Partiye, müvekkilin önerdiği "hurafelerden arınmış Kuran’a dayalı modern İslam anlayışı"nı benimseyen, sergilediği vitrin vesilesiyle başı örtülü ya da açık "toplumun her kesimini kucaklayacağını ilan eden" görünüm hakim olmuştur.
Bunun sonucunda Refah Partisi’ne, kendilerinin dahi beklemediği derecede büyük bir teveccüh oluşmuştur.
Refah Patisi, 1994 Belediye Seçimlerinde başta Ankara ile İstanbul olmak üzere 28 şehirde seçimleri kazanarak EN ÇOK İLDE SEÇİM KAZANAN PARTİ olurken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, Sayın Melih Gökçek ise Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilmişlerdir.
24 Aralık 1995’te gerçekleştirilen Türkiye Genel Seçimlerinde ise, Merhum Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak SEÇİMDEN BİRİNCİ PARTİ OLARAK çıkmıştır.
Normal şartlarda Türk halkı da, devletin kendisi de, geleneksel muhafazakar bir çizgide bulunan Refah Partisi'ni, ardından aynı çizgide devam eden AK Parti'yi o dönemde KABULLENMEZ VE ASLA İKTİDAR YAPMAZDI. Söz konusu partilerin hem devlet hem de halk tarafından benimsenmesinin ve tercih edilmesinin en büyük sebebi, MÜVEKKİLİN BU KONUDA DEVREYE GİRMESİ, ARKADAŞLARINI PARTİYE DESTEK AMAÇLI GÖNDERMESİ, Refah partisinin, MODERNLEŞME GÖRÜNÜMÜNÜ bu vesile ile sağlamasıdır. Müvekkilin vesilesiyle, GENÇ, GÜZEL, MODERN KADINLARIN VE YAKIŞIKLI VE KARİZMATİK ERKEKLERİN REFAH PARTİLİ OLDUKLARINI AÇIKÇA GÖSTERMELERİ ile bir anda Refah Partisi'ne ve partiyi temsil eden kişilere (özellikle de o dönemlerde oldukça öne çıkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a) teveccüh ciddi şekilde artmıştır. Aynı dönemde Refah Partisinin iktidar olması, ardından Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanı seçilmesi ve sonrasında AK Parti iktidarı, TAM OLARAK BU SÜRECİN BİR SONUCUDUR.
Türk siyasi tarihindeki bu büyük ve son 25 yıla damgasını vuran dönüşümün, müvekkil Adnan Oktar vesilesiyle olduğu günümüzde dahi birçok gazeteci tarafından ifade edilmektedir.
Vatan Partisi’nin Genel Başkanı, Aydınlık Gazetesi yazarı ve Maocu komünist ideolojinin ülkemizdeki önde gelen savunucusu DOĞU PERİNÇEK’in bir konuşmasında dile getirdiği: “Adnan Hoca’nın talebeleri bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler, Darwinizm’in ve materyalizmin aleyhinde çalışmalar yaptılar ve AK Parti iktidar oldu. AK Parti’nin felsefi zeminini Adnan Oktar sağladı” ifadesi, bu gerçeğin ikrarlarından biridir.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek
PKK Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan da, 2001 yılında yazdığı "Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği" isimli kitabında, müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmalarının etkisini itiraf etmiştir: “Tepede de MİT’in Türk oligarşik yapısının emrindeki din adamları vardır. Hem de filozofça din adamlarıdır bunlar. Osmanlı sultanlarında da tarih boyunca yol gösterenler din adamları değil miydi? Şimdi de rejimin saldırılarına yol gösterecek din adamları vardır. MESELA O ADNAN HOCALAR NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?”
Türkiye'de iktidar olan liderlerin bu süreçte elde ettikleri başarı, müvekkilin fikirlerinin etkileri sayesinde sağlanmıştır. Müvekkilin temsil ettiği Kuran'ı esas alan modern İslam anlayışı, önemli bir VİTRİN DEĞİŞİMİ olarak, siyasetin gidişatını da değiştirmiştir.
Müvekkilin Görüşlerinin Sağladığı Vitrin Değişimi
ve Sonrası
Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Necmettin Erbakan'a ve Refah Partisi’ne kazandırmış olduğu modern vizyon ve modern görünümün hem Sayın Necmettin Erbakan'ı hem daha sonra Sayın Erdoğan'ı başarıya götürdüğünü şu şekilde açıklamıştır:
"Erbakan Hocam öyleydi. Cemaatlerle iç içe olurdu, hiç çekinmezdi. Hatta başbakanlıkta tarikatları topladı, yemek yedirmişti. Partinin kapatılmasına gerekçe gösterildi ama hiç umurunda değildi onun. Açık açık savunurdu. Mesela Atatürk’ü kendi partisinin içerisinde birçok kişi belki sevmez, karşıdır. Ama o gürül gürül bir kongrenin tamamını Atatürk’e ayırmıştı.
Bizim çok etkimizde kalmıştı o zaman Erbakan Hoca. Kılık kıyafetten tut, zihniyetten çık. Sonra AKP içerisinde bu bizim gösterdiğimiz modern İslami anlayış zihniyeti geniş bir zemin buldu.
Partiden ayrıldılar AK Parti’yi kurdular. Yani buna vesile olan, zemin hazırlayan biziz.
Daha önce Saadet Partisi gelenekçi, ortodoks klasik bir tavır içerisindeydi. O modern bakış açısıyla iktidar olacaklarını anlayınca partide esaslı bir zihniyet değişikliği oldu.
Tayyip Hoca’nın öncülüğünde partiden ayrıldılar. Bizim gösterdiğimiz çizgide bir ruhla ve felsefeyle hareket ettiler. Ve başarılı oldular. Olayın doğrusu bu.
Saadet Partisi’nin iktidar olacağı kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Tayyip Hocam'ın da, belediye başkanı olacağı.
Bak bizim çocuklar yanına gitmişlerdi. Yardımcı olmuşlardı.
O modern vizyon, o modern görünüm kamuoyunda çok olumlu etki yaptı. Ve Tayyip Hocam rahatça o zaman belediye başkanı olmuştu.
Saadet partisinin iktidar olmasında Gülay Pınarbaşı ve diğer kardeşlerimiz çok etkin olmuşlardı. Partiye modern bir vizyon, modern bir bakış açısı vererek. Orduda da ve diğer kesimlerde de sempati meydana getirmişti.
Ama sonra 28 Şubatçılar dedi ki; 'Saadet Partisi' yani Milli Selamet Partisi, artık çeşitli isimler almıştı. 'GÖSTERDİĞİ VİTRİNE UYMADI' dediler. ÇÜNKÜ GÖSTERDİĞİMİZ ÇİZGİDEN SONRA VAZGEÇTİLER. Gelenekçi ortodoks çizgiye kaydılar. Ondan sonra da hükümeti yıktı ordu. Yıkılmasına vesile oldu. Hatta Genelkurmay Başkanı o zaman açıkladı. 'O GÖSTERDİKLERİ MODERN ÇİZGİYE, MODERN VİTRİNE UYMADILAR' dedi. Yani 'aldatıcı bir görünüm oldu' dediler. Yahut yani 'Bir illüzyon gibi oldu' dediler. 'O yüzden biz de hükümetin devamını riskli gördük. Zararlı gördük vatan, millet için' gibi bir üslupları vardı. O devirdeki konuşmaları getirebilirim" (Adnan Oktar, 24 Aralık 2014, A9 TV)
"Vitrine uymamak", yani modern dindar görünümde kararlı olmamak, o dönemi maalesef post-modern bir darbe ile sonlandırmıştı. Demokrasiye yönelik tüm kalkışmaları esefle kınadığımız gibi, bu darbe hareketini de şiddetle kınıyoruz.
Kuşkusuz ki buradaki uygulama demokrasiye karşı bir kalkışmadır; ancak burada verilen mesaj ile, muhafazakar Ortodoks Müslümanlık anlayışının ülkemizde ne devlet ne de halk tarafından kabul bulmadığı da görülebilmektedir. Zaten müvekkile göre bu, istenmemelidir de. Çünkü hurafelere dayanan İslam anlayışının ülkemizde yaygınlaşması, hem Kuran'a aykırılık teşkil edecek hem de ülkemizi, tıpkı Afganistan veya İran'da olduğu gibi, hurafeci bağnaz bir kördüğüme sokacaktır.
Tam olarak bu sebepledir ki, müvekkile göre, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da bu konuda özenli bir çaba içindedir.
Cumhurbaşkanımız, hitap ettiği kitlenin içinde geleneksel muhafazakar anlayışta olan, muhafazakar bakış açısında katı olan, bunun dışında çıkamayan bir kesimin var olduğunu bilmektedir. Aynı zamanda Cumhurbaşkanımız, Kuran'a uygun bir bakış açısı içinde olup, modern İslam'ı gönülden desteklemektedir. Cumhurbaşkanımızın, sıklıkla "BİZİM SÜNNİLİK DİYE BİR DİNİMİZ YOKTUR. BİZİM ŞİA DİYE BİR DİNİMİZ YOKTUR. BİZİM DİNİMİZ İSLAM’DIR… MEZHEPÇİLİK İSLAM DÜNYASINI PARAMPARÇA EDİYOR"1 açıklamaları yapması, Kuran'a dayalı İslam'ı benimsemekte olduğunun açık göstergesidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın müziğe, sanata yönelik ilgisi de onun modern İslam anlayışından yana olduğunu gösteren özelliklerindendir. Zira, geleneksel muhafazakar İslam anlayışının müzik, resim, sanat gibi konulara bakış açısı bilindiği gibi son derece katıdır. Oysa Cumhurbaşkanımız, şarkı söylemekten çok zevk aldığını hiçbir zaman gizlememiştir ve bu son derece güzel bir yaklaşımdır.
Kaynak: https://www.bursa5n1k.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-ibrahim-tatlises-ile-sarki-soyledi-341977
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B8IRxBWh3uE
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=hJXmmk_oDDk
Bu şartlar altında müvekkile göre Cumhurbaşkanımız, her iki kesimi de dengede tutacak bir politika yürütmek zorunda kalmaktadır. Modern, Kuran'a dayalı din anlayışını ayakta tutmak istemekte ama bir yandan da geleneksel muhafazakar kesimin kalbini kırmamaya çalışmaktadır. Kuşkusuz ki bu, oldukça hassas bir strateji gerektiren bir durumdur.
Modern Genç Kızların Şarkı Söyleyip Dans Ettiği Gençlik Şölenleri,
AK Parti İçin Olumlu Bir İmajdır
16 Mayıs 2026 tarihinde Kocaeli'nde gerçekleştirilen gençlik şöleni ve bu şölen içinde genç kızların mutlu, neşeli bir şekilde müzik dinleyip dans etmeleri, müvekkile göre, hem AK Parti'nin modern İslam anlayışını savunan, her kesime hitap eden bir parti olarak ortaya çıkması bakımından hem de Cumhurbaşkanımızın iki farklı kesim arasında kurduğu hassas dengeye bir destek olması bakımından SON DERECE GÜZEL BİR AÇILIM olmuştur. Buradaki gençlerimiz, modern dindar bir gençliğin temsiliyeti adına önemli bir adım atmışlardır. Müvekkile göre, yetişmesi gereken dindar nesil, zaten KURAN'I ESAS ALAN BU ZEMİN ÜZERİNE YETİŞTİRİLMELİDİR. Söz konusu gençler, Kuran'ın çağdaş, özgürlükçü, modern, canlı, neşeli, yetenekli, dışadönük Müslüman tarifini, yerine getirmektedirler.
Müvekkile göre AK Parti, herkesi rahatlatacak bir VİTRİN DEĞİŞİKLİĞİ YAPARAK ve BU DEĞİŞİMDE KALICI BİR TUTUM SERGİLEYEREK, hem Kuran Müslümanlığını yani hak olanı gereği gibi yaşar; hem de geniş bir halk kitlesinin gönlüne yerleşebilir. Devletin geçmişten beri üzerinde kalmış olan tedirginlikler son bulur. Böyle bir tarz değişikliği, birilerini memnun etmek için değil, gerçekten doğru olan olduğu için yaşanmalıdır. Bu, herkesi kucaklayacak bir sevgi anlayışını da beraberinde getirirken, aynı zamanda bereket de getirecektir.
Müvekkilin yukarıdaki görüşlerini takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.08.06.2026
- https://haber.sol.org.tr/turkiye/erdogan-kutlu-dogum-programinda-konustu-sunnilik-diye-sia-diye-bir-dinimiz-yoktur-113235 ↩
0 Yorumlar