Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Özlem Gürses Hanım’ın “Daha Önce Hiç Yaşanmadı” Dediği Şeyler Fazlasıyla Adnan Oktar Davasında Yaşandı

Kamuoyunda İBB Dosyası olarak bilinen, Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li siyasetçilerin maruz kaldıkları hukuk ihlalleri bundan 8 yıl öncesinde Adnan Oktar Davası'nda yaşanan hukuk ihlalleriyle BİREBİR AYNIDIR. Üstelik aslına bakıldığında Adnan Oktar Davası'nda çok daha fazla ve büyük hukuk ihlalleri yaşanmıştır.

Söz konusu müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları olduğunda hukuksuzluklara sessiz kalındığından, hatta bazı gazeteci ve yorumcular tarafından hukuksuzluklar destek gördüğünden, her geçen gün aynı hukuksuzlukları İBB dosyası sanıkları da yaşamaktadır. Müvekkil Adnan Oktar hayatının hiçbir döneminde hiç kimsenin hangi sebeple olursa olsun hukuksuzluk yaşamasına razı olmamış bunu da açıkça ifade etmiştir. Bugün İBB dosyasında ve bazı gazetecilerin, muhaliflerin vs tutuklanması gibi durumlarda yaşananlardan rahatsızlık duymaktadır. Ancak tüm vicdan sahibi olanların gayet iyi bildiği gibi tüm bunların yaşanmamasının tek yolu “kendisinden olmayana” yapılan hukuksuzluğa da karşı duran dürüst bir yaklaşımın hakim olmasıdır.

Son olarak Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mahkemeye götürülmesi sürecinde yaşananlar basına yansımıştır: Sayın İmamoğlu’nun mahkeme huzurunda ifade vermesi amacıyla Silivri’den Kartal Adliyesi'ne götürüldüğü esnada, 60 Km yol gidilmişken kendisine ‘cezaevi aracının arıza yaptığının söylendiği’ ancak arızalı olduğu söylenen AYNI ARAÇ iLE TEKRAR 60 KM GERİSİN GERİ SİLİVRİ CEZAEVİNE GÖTÜRÜLDÜĞÜ haberleri haklı olarak başta CHP camiası ve sol basın olmak üzere kamuoyunda rahatsızlık oluşturmuştur.

Ekrem İmamoğlu: DURUŞMAYA GELMEMEM İÇİN TEZGAH KURULDU. YAŞANANLAR TARİHİ BİR ZULÜMDÜR ifadelerini kullanmıştır.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan: “Yaşadığımız şey ADALET DEĞİL EZİYETTİR. Arıza yapan araç yolda bırakılır, içindeki kişi başka araçla adliyeye ulaştırılır. Arızalı denilen araçla 60 kilometre geri cezaevine dönülmesi BUNUN BİLİNÇLİ BİR PSİKOLOJİK İŞKENCE OLDUĞUNU gösteriyor diyerek tepki göstermiştir.

Yukarıdaki haber ve X paylaşımlarının detaylarına aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz.

Sayın Özlem Gürses ise youtube yayınında konuyu anlattıktan sonra şu yorumda bulunmuştur: “Hakikaten çok tuhaf, daha önce hiç yaşanmamış, hiç olmamış bir şeyi bugün itibariyle gördük.”

Ne var ki Özlem Hanım’ın “ilk kez yaşandığını” sandığı olayın BİREBİR AYNISI MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A DA uygulanmıştır. Tıpkı Sn. İmamoğlu’na olduğu gibi müvekkil Adnan Oktar da İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2024/74 E. sayılı davanın 25.02.2025 tarihli duruşması için Çağlayan Adliyesi'ne götürülmek üzere Silivri Cezaevi'nden sabah saatlerinde yola çıkartılmıştır. Ancak aracın bozulduğu söylenerek bir süre yolda bekletilmiş, duruşma bittikten sonra Çağlayan Adliyesi’ne götürülmüş ve duruşmada savunma yapamadan nezarethanede uzun bir süre bekletildikten sonra cezaevine geri getirilmiştir.

Müvekkil Adnan Oktar ise, askere, polise ve jandarmaya olan sevgisi ve hürmetinden, jandarmaya söz gelmemesi için konuyu gündem yapmamıştır.

Müvekkil Adnan Oktar’a 2018’den bu yana yapılan eziyet ve hukuksuzlukları sıradan bir durummuş gibi değerlendirenler, son bir yıldır benzerleri Sayın Ekrem İmamoğlu’nun başına geldiğinde ise, BİR ANDA ADALET VE HUKUKU HATIRLAMIŞLARDIR. Elbette yaptıkları eleştiriler ve hukuksuzluğa karşı olduklarını ifade etmeleri haklı bir tepkidir. Ama GERÇEK VİCDAN HUKUKSUZLUK KİME YAPILIRSA YAPILSIN AYNI REAKSİYONU GÖSTERMEKTİR. Kendisiyle aynı ideolojiden olmayan insanlara yapıldığında yok sayılan, hatta bazıları tarafından “Oh olsun”, “Daha yok mu” denilerek teşvik edilen hukuksuzluk bir çığa dönüşerek her görüşten ve inançtan insanı mağdur etmektedir.

Bugün İBB Davası dosyasıyla bazı sol görüşlü gazetecilerin “hiç böyle bir şey görülmemiştir” diyerek kamuoyuna duyurdukları HUKUK İHLALLERİNİN TAMAMI ve DAHA FAZLASI ÖNCE ADNAN OKTAR DAVASI'NDA İŞLENEREK ADETA BİR PROVA YAPILMIŞTIR. Ne var ki bugün bu uygulamalardan şikayet eden kesimler başta olmak üzere, bazı gazeteciler, yorumcular, siyasetçiler ve aydınlar yapılan haksızlıkları, hukukun göz göre göre çiğneniyor olmasını anlamazdan gelmişler, hatta bazıları da kurulan kumpasa bile bile destek olarak bu hukuksuzluğu desteklemişlerdir.

O zaman hukuksuzluğun vahametini anlamayan ya da anlamak istemeyen, sırf müvekkil Adnan Oktar’a olan ideolojik karşıtlıkları nedeniyle ses çıkarmayan ve hatta destek olanlar, bugün nasıl bir felaketin yolunu açtıklarını ve destekledikleri hukuksuzluğu bugün nasıl tüm Türkiye’yi kuşattığını daha yakından görmektedirler.

Her ne kadar bazı sol görüşlü gazeteciler ve CHP yöneticileri “herkes için adaleti” savunarak, “ya hep beraber ya hiçbirimiz” çağrısı yapsalar da bu çağrıların inandırıcı olup güvence vermesi önemlidir. Bir kere hukuksuzluğa göz yumma yanlışına düşülmüş olması hep böyle devam edilmesini gerekli kılan bir şey değildir. Akılcı ve vicdanlı bir değerlendirme yapılıp, yersiz ideolojik husumetleri, yanlış bilgilendirilmeden kaynaklanan ön yargıları bir kenara koyup hukuksuzluk yapılığında tek vücut bir tavır sergilemek ve adaleti savunmak mümkündür. Adil olmak Allah’ın emridir. Hukuk evrensel bir değerdir. Allah Kuran’da kişinin kendisinin ve yakınlarının aleyhine dahi olsa adaleti savunmak gerektiğini bildirmiştir:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Allah’ın bildirdiği güzel ahlak aslında evrensel hak ve hukuk değerlerinin de temelidir. Dürüst ve vicdan sahibi insanların bu temelde ittifak etmesi kolay ve olması gerekendir. Böylece, toplumun büyük kesimine hakim olan ümitsizlik, mutsuzluk yerini yeniden yaşama sevincine bırakacak, ekonomik kriz ve yoksulluk ortadan kalkacak, insanlar haklarının güvence altında olmasının özgürlüğünü yaşayacak, bu özgürlük sanatta, estetikte, bilimde gelişmelere ve hayatın güzelleşmesine vesile olacaktır. Böylesine güzel ve gerçekleştirilmesi mümkün bir ideali hayata geçirmek mümkünken bir avuç sevgisiz insanın hukuksuzluğu yaygınlaştırmak için başvurdukları psikolojik savaş taktiklerine boyun eğmemek önemlidir.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 07.06.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar