Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

Caner Taslaman, Evrimin Bilim Dışı Olduğunu ve Mehdiyetin Gerçek Olduğunu Çok İyi Bilmektedir

Adnan Oktar'dan Duyurudur

Caner Taslaman, Evrimin Bilim Dışı Olduğunu ve Mehdiyetin Gerçek Olduğunu Çok İyi Bilmektedir;
Bu Gerçekleri Söylemekten Çekinmemelidir

Akademisyen yazar Caner Taslaman, zaman zaman çeşitli televizyon programlarına katılmakta ve Kuran araştırmaları üzerine çeşitli açıklamalarda bulunmaktadır. Kuran'ın yeterliliği konusunda son derece faydalı açıklamalarının yanı sıra Taslaman, konuk olduğu programlarda genellikle, konuyu bir şekilde Mehdi ve deccale getirmekte ve Kuran'da deccal ve Mehdi kavramlarının olmadığı konusunda izahlar yapmaktadır.

Caner Taslaman

Sayın Taslaman'ın, konuk olduğu hemen her programda, konu başlığı farklı olsa da, lafı mutlaka Mehdi'nin olmadığı, bu kavramın uydurulduğu izahlarına getiriyor olması oldukça dikkat çekicidir. Bir kişi, bir inancı savunmuyor, o konu hakkında farklı düşünüyor olabilir. Ancak Caner Taslaman'ın bu düşüncesini ısrarla, her fırsatta, alakalı alakasız her platformda dile getirmesi, bu konudaki inkarın başka nedenlere dayandığını düşündürtmektedir.

Bu konu hakkında müvekkilin görüşleri aşağıda takdirinize sunulmaktadır:

Caner Taslaman, Kuran'da Yer Alan Hakimiyet Ayetlerinin,
Ne Zaman Gerçekleşeceğini Düşünmektedir?

Caner Taslaman, Kuran'ı gayet iyi bilen bir kişidir. Dolayısıyla, Kuran'da, İslam'ın hakimiyetinin anlatıldığı Nur Suresi 55. Ayeti de eminiz ki gayet iyi bilmektedir. Nur Suresi 55. Ayette şu şekilde bildirilir.

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırız

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara VA'DETMİŞTİR: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, ONLARI DA YERYÜZÜNDE 'GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ' KILACAK, kendileri için seçip beğendiği DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK ve ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

Ayetteki izahları inceleyecek olursak;

"…Onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak…"

Allah, bu ayette, yeryüzünde güç ve iktidar sahibi olan, yani yeryüzünde hakimiyet kuran kişilerden bahsetmektedir. Bilindiği gibi Kuran'ın indirilişinin öncesinde, doğu ve batı coğrafyasının tümüne hakimiyet kurup dünya hakimiyetini ele geçiren 4 şahıs bulunmaktadır. Bunlardan ikisi kafir (Nemrut ve Buhtunnasr), diğer ikisi de mümin (Hz. Süleyman, Hz. Zülkarneyn) kimselerdir. Tarih, bu dört lider dışında dünyaya hakimiyetinin gerçekleştiği bir başka örneğe tanıklık etmemiştir.

Ayette geçmişteki bu şahıslar örnek verilmekte ve "SALİH KULLARA", YANİ SAMİMİ MÜSLÜMANLARA, TIPKI BU 4 ŞAHSA VERİLEN DÜNYA HAKİMİYETİ GİBİ BİR HAKİMİYETİN VERİLECEĞİ belirtilmektedir. Ayetin indirilmesiyle gerçekleşeceği vaat edilen BU HAKİMİYET HENÜZ GERÇEKLEŞMEMİŞTİR; İLERİDE GERÇEKLEŞECEKTİR.

"…kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak…"

Ayette, Müslümanlar için seçip beğenilen dinin, yani KURAN'DAKİ İSLAM'IN, TÜM MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE YERLEŞİK KILINIP SAĞLAMLAŞTIRILACAĞINDAN bahis vardır. Oysa Caner Taslaman'ın da takdir edeceği gibi, İslam adına dünyaya hakim olan din çoğunlukla bağnazlıktır. Ayetteki bu ifade ile, BAĞNAZLIĞIN ORTADAN KALKACAĞI VE KURAN'DAKİ GERÇEK DİNİN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE YERLEŞİK KILINACAĞI VE HATTA SAĞLAMLAŞTIRILACAĞI belirtilmektedir.

Bu durum HENÜZ GERÇEKLEŞMEMİŞTİR; ancak Allah'ın izniyle GERÇEKLEŞECEKTİR.

"…onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir."

Ayette, İslam ümmetinin KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ERİŞECEKLERİ müjdesi yer almaktadır.

KORKU, şu anda tüm İslam ümmetini ÇEPEÇEVRE KUŞATMIŞ durumdadır. Üstelik bu durum, tüm dünyanın gözleri önünde yaşanmaktadır. Tüm şeytani planlar, İslam ümmetini hedef almakta, tüm acımasız saldırılar İslam ümmetine yöneltilmektedir. Şu anda İslam camiası, güvenliğe kavuşmak bir yana, gitgide daha vahim bir şekilde abluka altına alınmaktadır.

Hal böyleyken ayette böyle bir müjdenin verilmesi gelecekte gerçekleşecek bir MUCİZEYE işaret etmektedir. Müslüman ümmetinde kurtuluş ve güven ortamı oluşacaktır; FAKAT HENÜZ OLUŞMAMIŞTIR.

"Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar"

Ayetin bu bölümünde belirtilen "hiçbir şeyi ortak koşmadan Allah'a ibadet", ANCAK VE ANCAK MEHDİ DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞECEK BİR DURUMDUR. Allah, Mehdi'yi vesile ederek İslam dinini bidatlerden arındıracaktır. Hz. Mehdi, tüm MEZHEPLERİ KALDIRIP İslam ahlakının halis ve hakiki haliyle yaşanmasını sağlayacaktır.

Bu detaylar İslami kaynaklarda şöyle yer alır:

Hz. Mehdi (as), dini, Peygamberin (sav) zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis ve hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak. Onun düşmanları içtihad alimlerinin taklid edenleri olacak. Çünkü onlar Mehdi'nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklar, fakat karşı da gelemeyecekler... Onun açık düşmanları fukaha (fıkıh alimleri) olacak. Çünkü halk arasında bir imtiyazları kalmayacak. Hatta ahkam hususunda ilimleri de azalacak. Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da giderilecek. Şayet elinde kılınç (ilim) olmasaydı onun ölümüne fetva verirlerdi. (Kıyamet Alametleri, 186-187)

Hz. Peygamber (sav) en başta İslam'ı nasıl ayakta tuttuysa, Mehdi de en sonunda aynı şekilde İslam'ı ayakta tutacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27)

Mehdi kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icaplarını yerine getirecektir. (Kıyamet Alametleri 163)

Nur Suresi 55. ayet, her bir ayrıntısı ile, İSLAM TOPLUMUNUN KURTULUŞ ZAMANINI anlatmaktadır. Bu kurtuluş sadece Müslümanlara değil, tüm dünyaya ulaşacak ve insanlara HER YÖNDEN gelecektir. Bu kurtuluşun da bir KURTARICI vesilesi ile olacağı açıktır. Çünkü İslam ümmetinin böyle bir kurtuluş için, Allah tarafından yaratılmış özel bir mucizeye, bir kurtarıcıya ihtiyacı vardır.

Nitekim Nur Suresi 55. ayet üzerine gelen bir kısım rivayetler, bu durumu doğrulamaktadır:

Ali bin Hasan kanalıyla Ayyaşi tarafından rivayet edildi: Onun yanında bu ayet-i kerime okundu: Onlar Allah'a yemin olsun ki bizim ehli beytin sevenlerindendir. ALLAH BİZDEN BİR ŞAHSIN (HZ. MEHDİ (as)’IN) ELİYLE ONLARA (BUNU) YAPTIRIR. O ŞAHIS İSE BU ÜMMETİN MEHDİSİDİR. (Mecmau’l beyan fi tefsiri’l-Kuran Ebu Ali Eminuddin Fazl, Hasan b. Fazl Tabersi 1986, c:4, sf. 832)

Ayaşi tefsirinde:

Zeynel-Abidin Hazretleri: ... (Nur Suresi, 55) ayetini okudu ve şöyle buyurdu: “VAllah! onlar, biz ehl-i beyti sevenlerdir. Allah onlar için bunu muhakkak yapacaktır, bizden birinin eliyle... Kİ O BU ÜMMETİN MEHDİSİ’DİR.”

Enbiya Suresi 105. Ayet

Allah, Enbiya Suresi 105. Ayette de, salih kullarının yeryüzüne mirasçı olacakları bir zamandan bahsedilir:

"Andolsun Biz Zikir'den (Tevrat) sonra Zebur'da da 'HİÇ ŞÜPHESİZ, SALİH KULLARIM YERYÜZÜNE MİRASÇI OLACAKLARDIR' diye yazdık." (Enbiya Suresi, 105)

Yüce Rabbimizin belirttiği gibi bu gerçek, TEVRAT'TA DA ZEBUR'DA DA HABER VERİLMİŞTİR. Allah, Kendi salih kullarının yeryüzüne hakim olacaklarını, bu şekilde Kuran'da da Müslümanlara haber vermektedir.

Sayın Taslaman'ın da çok iyi bildiği gibi, Tevrat, Zebur ve İncil de dahil olmak üzere tüm kutsal kitaplar, Mehdi'nin gelişini müjdelemiş ve ahir zaman ve Mehdi konusuyla ilgili her ayrıntıya kapsamlı olarak yer vermişlerdir. Bu ayet ile kutsal kitaplara atıf yapılmakta ve tıpkı Nur Suresi 55. Ayette olduğu gibi, salih kulların tüm dünyaya hakim olacakları anlatılmaktadır.

Kuran'da işaret edilen bu hakimiyet henüz gerçekleşmemiştir; ama MUTLAKA GERÇEKLEŞECEKTİR.

Bu ayet ile ilgili rivayet edilen hadisler şu şekildedir:

İmam Muhammed Bâkır, bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: "BUNLAR, AHİR ZAMANDA ZUHUR EDECEK OLAN HZ. MEHDİ (AS)'IN ASHABIDIR." (Mecma-ul Beyan Tefsiri)

Buradaki (ayette bildirilen) "SALİH KULLAR", HZ. MEHDİ (AS) VE ARKADAŞLARIDIR. (Hüseyin es-Şirazi, sf. 113)

Saf Suresi, 8. Ayet

Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa ALLAH, KENDİ NURUNU TAMAMLAYICIDIR; kafirler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8)

Allah'ın nurunu tamamlaması, Kendi dinini yeryüzüne hakim kılması anlamını taşır. Allah'a karşı mücadele eden tüm ideolojilerin ve fikirlerin sona ereceği, herkesin kalpten ve gönülden Allah'ın varlığını ve yüceliğini kabul edeceği bir döneme işaret eder. Bu dönem henüz yaşanmamıştır; ancak ayete göre mutlaka yaşanacaktır.

Saf Suresi 8. Ayet ile ilgili aşağıdaki rivayetler, bu konuda açıklayıcıdır:

"Said b. Cubeyr, bu ayetten (Saf Suresi 8. Ayet), Fatımat-üz Zehra selâm’ullahi aleyha’nın neslinden olan HZ. MEHDİ’NİN KASTEDİLDİĞİNİ söylemiştir." (İhkak-ul Hak, c. 12, s. 175, 178, 179)

Yine diğer bir Ehl-i Sünnet alimi de bu ayeti tefsir ederken şöyle demiştir:

Mehdi zuhur edince bütün yeryüzünde yaşayanlar ya İslam dinine girecek ya da cizye vermeyi kabul edecekler." (İhkak-ul Hak, c. 12, s. 175, 178, 179)

Tevbe Suresi, 32 ve 33. Ayetler

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de ALLAH, KENDİ NURUNU TAMAMLAMAKTAN BAŞKASINI İSTEMİYOR.

Müşrikler istemese de, O, DİNİ (İSLAM'I) BÜTÜN DİNLERE ÜSTÜN KILMAK İÇİN elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

Tevbe Suresi 32 ve 33. Ayetlerde de Allah, nurunu tamamlayacağı, yani Kendi dininin yeryüzüne hakim olacağı bir dönemi haber vermiştir.

Şeyh Saduk, Ebu Basir’den şu hadisi rivayet eder:

Hz. İmam Sadık bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: "Allah’a ant olsun ki, bu ayette (Tevbe Suresi 32 ve 33. Ayetler) zikredilen vaat henüz gerçekleşmiş değildir; KAİM (KIYAM EDECEK OLAN HZ. MEHDİ) ZUHUR EDİNCEYE KADAR DA BU GERÇEKLEŞMEYECEKTİR. (Kemal-ud Din ve Tamam-un Nime, c.2, s.670.

Maide Suresi, 54. Ayet

"Ey İman edenler! İçinizden kim dinden dönerse, Allah (onun yerine), kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşıysa güçlü ve onurlu, Allah’ın yolunda cihat eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir..." (Maide Suresi, 54)

Allah, yeryüzünde insanların çoğunluğu inkar ediyor olsa da, Kendi dinini hakim kılmak için bir topluluk var edeceğini ayetinde haber vermiştir.

İbn-i Ebi Zeyneb-i Nu’mani olarak tanınan Muhammed b. İbrahim, “Gaybet” adlı eserinde Süleyman b. Harun İçli’den şu hadisi rivayet eder:

İmam Sadık aleyhi’s-selâm bu ayetle (Maide Suresi 54. Ayet) ilgili olarak şöyle buyurdular: “ŞÜPHESİZ, HZ. MEHDİ’NİN BUNU YAPACAK OLAN DOST VE YARDIMCILARI VARDIR; bütün insanlar ortadan kalkmış olsa bile, ALLAH TEALA ONUN YARDIMCILARINI GETİRECEKTİR. Bu ayette sözü edilen topluluk işte onlardır.”

Kasas Suresi, 5. Ayet

Biz ise, YERYÜZÜNDE GÜÇTEN DÜŞÜRÜLENLERE LÜTUFTA BULUNMAK, ONLARI ÖNDERLER YAPMAK VE MİRASÇILAR KILMAK İSTİYORUZ. (Kasas Suresi, 5)

Dünyada şu anda Müslüman camiası, ciddi şekilde sömürülmüş ve güçten düşürülmüş durumdadır. Dolayısıyla, ayette gerçekleşen "Müslümanların önderler haline getirilmesi" durumu gerçekleşmiş değildir. Allah, bu vaadini Mehdi vesilesiyle gerçekleştirecektir.

İbn-i Ebi-l Hadid, Kassas Suresi 5. ayet ile ilgili şöyle belirtmektedir:

"Bizim büyükler, bu ayetin (Kassas Suresi 5. Ayet), BÜTÜN ÜLKELERİ FETHEDECEK BİR İMAMIN ZUHUR EDECEĞİNİN VAADİ olduğu görüşündedirler." (İhkak-ul Hak, c. 12, s. 378)

Caner Taslaman, Mehdi'nin Çıkışı ile İlgili Gerçekleşen Hadisleri Görmezden Gelmemelidir

Mehdi konusu, hadislerle bizlere bildirilmiş en kapsamlı konuların başında gelir. Hadislerde Mehdi, fiziksel görünümünden, yapacağı faaliyetlere; doğum şekli ve soyundan, yaşayacağı zorluklara kadar tüm detaylarıyla anlatılmıştır. Mehdi konusu, tüm mezheplerin inançlarında yer almaktadır ve bu inanç, geleneksel muhafazakar anlayışta olup bu konuyu reddetmek isteyenler için bile reddedilemez bir netliktedir.

Dahası, pek çok hadis, Mehdi'nin çıkış alametlerini anlatmaktadır ve BU ALAMETLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ GERÇEKLEŞMİŞ DURUMDADIR. Tahakkuk etmiş olan bu hadisler, son derece belirgin, spesifik olayları tarif etmesi nedeniyle dikkat çekicidirler ve tam olarak İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ ZAMANDA GERÇEKLEŞMELERİ, dahası hadislerin ARKA ARKAYA GERÇEKLEŞEN OLAYLARLA DOĞRULANMASI, YAŞADIĞIMIZ DÖNEMİN MEHDİ'NİN ÇIKIŞI ZAMANI YANİ AHİR ZAMAN OLDUĞUNU AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR.

Şunu da belirtmek gerekir ki, Mehdi'nin gelişini haber veren hadisler, namaz, oruç gibi fıkhi konulardaki hadislerden çok DAHA FAZLADIR ve DAHA SARİHTİR. Bu bakımdan Peygamberimizin Mehdiyet konusuna çok önem verdiği de anlaşılmaktadır.

Eminiz Caner Taslaman, Peygamberimizin görmüş gibi anlattığı özel olayların aktarıldığı bu hadisleri çok iyi bilmektedir ve bunların tümünün tarif edildiği şekilde günümüzde peş peşe gerçekleşmiş olmasının, özel bir işaret olduğunun farkındadır.

Halley Kuyruklu Yıldızının Geçişi ve
Ardından Yaşanacak Ay ve Güneş Tutulmaları

Mehdi'nin çıkışından evvel, (HER TARAFI) AYDINLATAN KUYRUKLU BİR YILDIZ doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci s. 200)

O yıldızın doğması, GÜNEŞ VE AY TUTULMASINDAN SONRA olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

1979 Yılında Gerçekleşen Kabe Baskını

Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 169)

1981 ve 1982 Yıllarında Ramazan Ayında Peş Peşe Hem Ay Hem De Güneş Tutulmasının Gerçekleşmesi

Mehdi için 2 alamet vardır ki, bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

Fırat Nehrinin Suyunun Kesilmesi

Mehdi'nin alametlerindendir: Fırat Nehrinin durdurulması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39)

Nefes Gazetesi, 12 Mayıs 2026, Kaynak: https://www.nefes.com.tr/firat-nehrinde-su-azaldi-kiyamet-alameti-mi-124399

1979 Yılında Afganistan'ın İşgal Edilmesi

Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdisinin yardımcılarıdır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Lulin Kuyruklu Yıldızının Çıkışı

"Vaad edilen Mehdi'nin zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan'a vardığı zaman, ŞARK TARAFINDA İKİ DİŞLİ MÜNEVVER BİR BOYNUZ (çift kuyruklu bir yıldız) ÇIKAR."

2009 yılında Güneş Sisteminde görülen, çift kuyruklu Lulin Kuyruklu Yıldızı. Astronomik yörünge hesaplamalarına göre hiperbolik bir yörüngeye sahip olan Lulin Kuyruklu Yıldızı, bilim insanlarına göre, Güneş Sistemi'ne İLK ve SON kez gelmiştir.

Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi

Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (a.r.) gelmez. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 27)

Haramların Helal Sayılması

Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi'ye evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

Dünyanın Her Yerini Karışıklık ve Kargaşanın Kaplaması

Dünya herc-ü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)

Fitnelerin Çoğalması

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Dinin Şahsi Çıkarlar İçin Kullanılması

Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır. (Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16)

Büyük Şehirlerin Yok Olması

Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helak olur. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 38)

Depremlerin ve Cinayetlerin Çoğalması

Depremler çoğalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 109)

Bu ve bunun gibi oldukça fazla sayıdaki hadis, günümüzde olan olayları en ayrıntılı biçimde tarif etmiştir; dolayısıyla bunlar TAHAKKUK ETMİŞ olan hadislerdir. Tüm bu olaylar hadislerde Mehdi'nin çıkış alametleri olarak tarif edilmiştir ve ardından, fiziksel özellikleri dahi hadislerle tarif edilmiş olan Mehdi'nin zuhuru gerçekleşecektir.

Hz. Mehdi'nin çıkmayacağının söylenmesi, gelişinden ümit kesilmesi dahi Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:

İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir... (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar... (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

Caner Taslaman, kuşkusuz ki ahir zaman ve Mehdi'nin tarif edildiği hadislerin, tahakkuk etmeleri nedeniyle SAHİH HADİSLER olduklarını, bu hadislerin ayrıca Tevrat ve İncil sözleri ile de DOĞRULANDIĞINI ve bu hadislerin günümüzde gerçekleşmesiyle, BÜYÜK BİR MUCİZENİN gerçekleşmekte olduğunu elbette ki biliyordur. Bütün bu açıklamalara rağmen inkar üslubunu benimsemesi, gerçekçi durmamakta, akademisyen kimliğiyle bağdaşmamaktadır.

Peygamberimizin Sözüne İtibar Etmeyip,
Darwin'e İnanmak

Sayın Caner Taslaman, yukarıda genel hatlarıyla izah ettiğimiz ahir zaman hadislerini, tahakkuk etmiş olmalarına rağmen İNKAR ETMEKTE, fakat SAHTELİĞİNİ ÇOK YAKINDAN BİLDİĞİ DARWİN'İN EVRİM TEORİSİNİ ISRARLA SAVUNMAKTADIR. Peygamberimizin açık ispatlı sözlerine itibar etmemekte; ancak Darwin'in safsatalar anlattığı sözlerine itibar etmektedir.

Normal şartlarda Caner Taslaman, eğitimi, bilgisi, Kuran ve hadislere hakimiyeti, Darwinizm konusunda yapmış olduğu çalışmaları dikkate alındığında, söz konusu hadisleri inkar edecek, Darwinizm'in de doğru olduğunu iddia edecek bir kişi değildir. Kendisi, bu hususları gayet iyi bilmekte, içinde bulunduğumuz ahir zamanda Hz. Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın gelişine şahit olacağımızdan şüphe duymamaktadır. Aynı şekilde Sn. Taslaman, Darwinizm konusuna da hakimdir;

Tek bir proteinin TESADÜFEN OLUŞAMADIĞINI,

Bir tane bile ARA FOSİL VAR OLMADIĞINI,

Türden türe geçişin GENETİK VE BİYOLOJİK OLARAK İMKANSIZ OLDUĞUNU,

Keşfedilen tüm fosillerin TAM, EKSİKSİZ CANLILARA AİT OLDUĞUNU ve canlıların milyonlarca yıl boyunca AYNI KALDIĞINI gösterdiğini

En iyi bilen kişilerdendir. Ancak buna rağmen, İslam ile evrim sahtekarlığını bağdaştırmak için anlaşılmaz bir çaba içindedir.

Şayet Caner Taslaman, iddiasına gerçekten inanıyorsa, şu durumda cinlerin, meleklerin, Hz. İbrahim'in eliyle oluşturup uçurduğu kuşların, Hz. Musa'nın yılana dönüşen asasının NASIL VAR OLDUĞUNU DA AÇIKLAMALIDIR. Bu örneklerde, Sn. Taslaman'ın iddia ettiği şekilde aşama aşama evrimleşme diye bir şey YOKTUR. Cinler ve meleklerin yaratılışları tamamen farklıdır. Hz. İbrahim'in kuşları, Hz. Musa'nın yılanı ise aniden oluşmuş canlılardır. Yaratılışın evrimle olduğunu iddia eden Caner Taslaman, acaba tüm bunları nasıl açıklamaktadır?

Melekler, Cinler, Hz. İbrahim'in ve Hz. İsa'nın Kuşları,
Hz. Musa'nın Yılana Dönüşen Asası,
Evrimle Oluşmamıştır

Allah'ı da, O'nun yaratma sanatını da tam anlamıyla kavramak önemlidir. Allah, sadece dünyada var olan canlıları değil, cinleri ve melekleri de yaratmıştır. Cennetteki gılmanları da yaratmıştır. Bu varlıklar, insan gibi bir bedene sahip olmayan, farklı bir alemde var olan ve hali hazırda bizimle birlikte yaşamlarını sürdüren varlıklardır. Şu durumda, canlıların evrimle var olduğuna inanan Sayın Taslaman'a sormak gerekir; ACABA CİNLER, MELEKLER, GILMANLAR NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

Hatta aynı soruyu, HZ. İSA'NIN ve HZ. İBRAHİM'İN UÇURDUĞU KUŞLARIN NASIL CANLANDIĞI ve Hz. MUSA'NIN ASASININ NASIL CANLI BİR YILANA DÖNÜŞTÜĞÜ hususlarında da sormak gerekir. Eminiz Caner Taslaman, Kuran'da geçen bu canlıların varlığına inanmaktadır.

Kuran'da, Hz. İsa, çamurdan kuş biçiminde bir şey yapmakta ve ardından bu kuş, Allah'ın emriyle bir anda CANLANMAKTADIR. Şekillendirilmiş bir çamur, bir anda, UÇABİLEN CANLI BİR ORGANİZMAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR. Kuran'da bu olay şöyle anlatılır:

Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İZNİMLE ÇAMURDAN KUŞ BİÇİMİNDE (BİR ŞEYİ) OLUŞTURUYORDUN DA (YİNE) İZNİMLE ONA ÜFÜRDÜĞÜNDE BİR KUŞ OLUYORDU. (Maide Suresi, 110)

Buna çok benzer bir başka örnek ise, Hz. İbrahim ile ilgilidir. Hz. İbrahim'in parçalara ayırdığı kuşlar, canlanıp geri gelmektedir.

“Hani İbrahim: ‘Rabbim bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster’ demişti. Allah ona: ‘İnanmıyor musun?’ deyince, ‘hayır inandım, ancak kalbimin tatmin olması için’ dedi. ‘Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir.’” (Bakara Suresi, 260)

Hz. Musa ise, elinde taşımakta olduğu asasını Allah'ın emri üzere yere fırlatmış ve ASA, BİR ANDA KIVRILIP YÜRÜYEN, YUTAN, BESLENEN CANLI BİR YILANA DÖNÜŞMÜŞTÜR. Kuran'da bu konu şu şekilde anlatılır:

"Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım." "ASANI BIRAK;" (BIRAKTI VE) ONUN ÇEVİK BİR YILAN GİBİ HAREKET ETTİĞİNİ GÖRÜNCE, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz." (Neml Suresi, 9-10)

Böylelikle (MUSA) ASASINI FIRLATINCA, ANINDA APAÇIK BİR YILAN OLDU. (Araf Suresi, 107)

Dedi ki: "Onu at, ey Musa." Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) O HEMEN HIZLA KOŞAN (KOCAMAN) BİR YILAN (OLMUŞ). (Taha Suresi, 19-20)

Ahşaptan oluşan asanın, yere atılmasıyla, tüm iç organları, TÜM ORGANİK SİSTEMLERİ İLE MÜKEMMEL VE CANLI BİR YILANA DÖNÜŞMESİ, ALLAH İÇİN ÇOK KOLAYDIR. Allah, tüm canlı varlıkları bu şekilde var etmiştir. ALLAH'IN BİR ANDA YARATMAK VE CAN VERMEK İÇİN HERHANGİ BİR SEBEBE İHTİYACI YOKTUR.

İşte tıpkı ateşten yaratılan cinler, nurdan yaratılan melekler, çamurdan bir anda var olan kuşlar, cansız bir asadan oluşan yılanlar ve cennette yaratılmış olarak insanların karşılarına çıkacak gılmanlar, vildanlar, huriler gibi, İNSAN DA, ALLAH'IN RUH VERMESİYLE VE SADECE "OL" EMRİ İLE YARATILMIŞTIR. Sadece bu yaratılış örnekleri bile, ALLAH'IN YOKTAN YARATMAYA KADİR olduğunu göstermektedir. Sayın Caner Taslaman'ın, bu gerçekten ASLA TAVİZ VERMEYECEK bir kararlılık ve tutum içinde olması gerekir.

Allah, yaratmak için "ol" emrinin yeterli olduğunu, Allah ayetlerinde bildirmiştir:

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen olur. (Bakara Suresi, 117)

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen olur. (Yasin Suresi, 82)

Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen olur. (Mümin Suresi, 68)

Evrimi Yenilgiye Uğratan Bilimin Ta Kendisidir
ve Caner Taslaman Bunu Gayet İyi Bilmektedir

Tarihin en büyük bilimsel sahtekarlığını yenilgiye uğratan şey, bilimin ta kendisidir. Bilimsel bulgular, evrimi hem biyolojik, hem palaentolojik, hem mikrobiyolojik hem de genetik anlamda ortadan kaldırmıştır.

Caner Taslaman'ın çok iyi bildiği bu gerçekleri, kısaca hatırlayalım:

Evrim Modern Bilime Yenilmiştir

Paleontoloji, Genetik, Biyoloji, Anatomi, Biyokimya ve daha pek çok bilim dalında yapılan araştırmalar ve günümüzde elde edilen tüm bilgiler evrim teorisinin bir SAFSATADAN başka bir şey olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Evrim teorisi bu bilim dallarının her biri tarafından ayrı ayrı tartışmasız şekilde çürütülmüştür.

Evrim Fosillere Yenilmiştir

Oluşan her canlı türünün zamanla bir diğerine dönüştüğünü ve bütün bu dönüşüm sırasında sayısız ara tür bırakması gerektiğini savunan evrim teorisi, her nedense tek bir ara fosil dahi ortaya çıkaramamıştır. Yüz milyonlarca yıl boyunca gerçekleşmesi gereken bu sözde dönüşüm sırasında milyarlarca ara fosilin bulunması gerekirken, bulunan tüm fosiller, tam, eksiksiz, değişmeden kalmış canlılara aittir. Darwinistlerin iddia ettiği gibi yarı balık-yarı sürüngen, yarı sürüngen-yarı kuş ve benzeri şekilde eksik, kusurlu özellikler taşıyan hiçbir ara canlı fosili yoktur. TEK BİR TANE DAHİ BULUNAMAMIŞTIR. Hatırlatmak gerekirse Charles Darwin, teorisini ortaya atarken, "Eğer teorim doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara-geçiş türleri mutlaka yaşamış olmalıdır" (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 179) ifadesiyle, sakat, eksik, kusurlu canlılara ait fosiller bulunmazsa TEORİSİNİN GEÇERSİZ OLACAĞINI açıklamıştır.

Yıllar boyunca dünyanın çok çeşitli bölgelerindeki fosil yataklarından yüz milyonlarca fosil çıkartılmış, TEK BİR ARA GEÇİŞ FORMU BULUNMAMIŞTIR. Günümüze kadar gelen tüm paleontolojik dönemlere ait fosiller, EVRİMİN HİÇBİR ZAMAN YAŞANMADIĞINI göstermektedir. Tüm fosiller, canlıların bir anda, kusursuz özelliklerle yaratıldıklarını ve HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEDİKLERİNİ İSPAT ETMİŞTİR.

Adnan Oktar'ın her biri yaklaşık 700 sayfadan oluşan dev boyutlardaki “Yaratılış Atlası” isimli kitap serisinde yüzlerce fosil örneği günümüzde yaşayan türdeşleri ile birlikte fotoğraflanmıştır. Bu fotoğraflarda canlıların yüz milyonlarca yıldır hiç değişmediği, yani evrim geçirmediği açıkça görülmektedir.

Kısaca evrim, hem fosillere hem de onların günümüzde yaşayan HİÇ DEĞİŞMEMİŞ türdeşlerine yenilmiştir.

Evrim, "Hayat Hayattan Gelir" Gerçeği Karşısında Yenilmiştir

Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdığı dönemde, bakterilerin cansız maddelerden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu. (Abiyogenez görüşü) Hücre, içi su dolu bir baloncuk zannediliyordu. Oysa Darwin'in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, ünlü Fransız biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürüttü. Pasteur, yaptığı uzun çalışma ve deneyler sonucunda vardığı sonucu şöyle özetlemişti:

"Cansız maddelerin hayat oluşturabileceği iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür." (Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolution and The Origin of Life, New York: Marcel Dekker, 1977, s.2)

Pasteur'ün "hayat ancak hayattan gelir" görüşü, biyogenez olarak ifade edilir.

Evrim teorisinin savunucuları, Pasteur'ün bu bulgularına karşı uzun süre direndiler. Ancak gelişen bilim, canlı hücresinin kompleks yapısını ortaya çıkardıkça, hayatın kendiliğinden oluşabileceği iddiası ispatlı bir şekilde ortadan kalktı.

Bu konuda yapılmış deneylerden sürekli gündemde tutulmakta olan 1953 tarihli Miller deneyi, canlılığın ilkel dünya şartlarında tesadüfen meydana gelebileceğini KANITLAMAZ. Tam tersine, bu deney, BİLİNÇLİ VE KONTROLLÜ LABORATUVAR ORTAMINDA DAHİ, CANSIZ MADDELERDEN CANLILIĞIN OLUŞAMAYACAĞININ İSPATI olarak tarihe geçmiştir. Deney, amino asit sentezlemeye yönelik bilinçli ve kontrollü bir laboratuvar çalışmasıdır. Kullanılan gazların cinsleri ve karışım oranları amino asitlerin oluşabilmesi için en ideal ölçülerde belirlenmiştir. Ortama verilen enerji miktarı, ne eksik ne fazla, tamamen istenen reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayacak biçimde titizlikle ayarlanmıştır. Deney aygıtı, ilkel dünya koşullarında mevcut olabilecek hiçbir zararlı, tahrip edici ya da amino asit oluşumunu engelleyici unsuru barındırmayacak biçimde izole edilmiştir. ancak tüm bu çabalara ve olağanüstü tedbirlere rağmen, İSTENEN AMİNOASİTLER BİR TÜRLÜ ÜRETİLEMEMİŞTİR.

Bu konuda yine gündemde tutulmakta olan ikinci deney olan Fox deneyinde ise (1960) Sydney Fox, laboratuvarda, "çok özel koşullarda", saflaştırılmış amino asitleri kuru ortamda ısıtarak birleştirmiştir. Amino asitler birleştirilmiş ancak yine PROTEİNLER ELDE EDİLEMEMİŞTİR. Elde edilen şeyler; birbirine rastgele bağlanmış, basit ve düzensiz amino asit halkalarıdır ve oluşan yapıların ise PROTEİN İLE İLGİSİ YOKTUR. Sonuç olarak Fox’un deneyi de Miller’ın deneyi gibi geçersiz bir girişimden başka bir şey değildir.

Deneylerin gösterdiği çaresizlik nedeniyle ortaya atılan diğer teoriler büyük bir çöküş ile karşı karşıya kalmıştır. O tarihlerden beri, hiçbir deney, tek bir proteinin kendi kendine oluşabildiğini İSPATLAYAMAMIŞTIR. Evrim teorisi, daha henüz canlılığın temel taşı olan proteinin oluşumunda YOK OLMUŞTUR. Henüz canlılığın başlangıcına bir açıklama bulamayan bir teorinin, türden türe geçiş yoluyla evrimleşme safsatasını canlı tutmaya çalışması ise hayret vericidir.

Evrim, Kendi Sözde Mekanizmalarına Yenilmiştir

Darwinizm, türlerin birbirinden türediğini öne sürmekte ve bunun kökeninde de özellikle iki mekanizmanın etkili olduğunu iddia etmektedir.

Bunlardan biri doğal seçilim diğeri ise mutasyondur.

DOĞAL SEÇİLİM

Doğal seçilim, doğada daimi bir yaşam mücadelesi olduğu ve bu mücadelede hayatta kalanların hep "güçlü ve doğal şartlara uygun" canlılar olacağı varsayımına dayanır. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir geyik sürüsü içinde, doğal olarak hızlı kaçabilen geyikler hayatta kalacaktır. Doğal olarak da bir süre sonra bu geyik sürüsü hızlı koşabilen geyiklerden ibaret hale gelecektir.

Dikkat edilirse bu süreç, ne kadar uzun sürerse sürsün, GEYİKLERİ BİR BAŞKA CANLI TÜRÜNE DÖNÜŞTÜRMEYECEKTİR. Zayıf geyikler ölüp, güçlüler hayatta kalsa bile sonuçta geyiklerin genetik bilgisinde bir değişiklik olmadığı için bir "tür değişimi" gerçekleşmez. Geyikler ne kadar seleksiyona uğrarlarsa uğrasınlar, geyik olarak yaşamaya devam ederler.

Genetik biliminin bilinmediği Darwin döneminde ortaya atılan bu safsata, nasıl halen bir kısım evrimciler tarafından savunulabilir; akıl almamaktadır.

Doğal seçilim, ancak ve ancak bir topluluğun içindeki sakat, zayıf ya da çevre şartlarına uymayan bireylerin ayıklanmasına sebep olur. Doğadaki fedakarlık örnekleri ise, çoğu zaman bu ihtimali dahi ortadan kaldırır. Canlılar kendi canları pahasına, başka canlıların korunmasını üstlenebilirler.

Bir başka deyişle, DOĞAL SEÇİLİM VASITASIYLA CANLILAR EVRİMLEŞMEZ. Nitekim Darwin bu gerçeği "faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz" diyerek kabul etmiştir. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 177)

MUTASYON

Mutasyon, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar, bozulmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar DNA'yı oluşturan nükleotidleri tahrip eder ya da yerlerini değiştirirler. Çoğu zaman da hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasarlara sebep olurlar.

Dolayısıyla, evrimcilerin arkasına sığındıkları mutasyon, hiç de sanıldığı gibi canlıları daha gelişmişe ve mükemmele götüren tılsımlı bir değnek değildir. Mutasyonların net etkisi ZARARLIDIR.

Nitekim bugüne kadar hiçbir yararlı mutasyon örneği GÖZLEMLENMEMİŞTİR. Tüm mutasyonların ZARARLI olduğu görülmüştür. Tıp kitaplarında “mutasyon örneği” olarak anlatılan mongolizm, Down Sendromu, albinizm, cücelik, orak hücre anemisi gibi zihinsel ya da bedensel bozuklukların ya da kanser gibi hastalıkların her biri, mutasyonların tahrip edici etkilerini ortaya koymaktadır.

Darwinizm’i Bilimsel Zannetmek Büyük Bir Yanılgıdır

Tüm bu bilgilere rağmen, özellikle İslam dinini temsil eden bir kişinin evrimi savunur bir görünümle çıkması düşündürücüdür. Dindarları evrimci gibi göstermek, uzun zamandır Darwinist diktatörlüğün devam ettirdiği bir politika gibi görünmektedir. Evrimin yaratılış gerçeği ile çatışmadığı, dini alimlerin geçmişte tekamülü savundukları gibi konular, özellikle Darwinist diktatörlüğün savunucuları tarafından gündeme getirilmekte ve böylelikle evrim, dindar kesime de cazip ve inanılır gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Yani bu bir STRATEJİDİR. Bugün din adına evrimi savunanların tümü, bu stratejinin parçası olarak kullanılmaktadır.

Darwinist diktatörlüğün bu yöndeki çabası, temelde şundan kaynaklanmaktadır: Müvekkilin 40 yılı aşkın süredir Darwinizm ve evrim teorisine karşı verdikleri etkili mücadele sayesinde, Türk gençliği; İslam dinin evrim ile bağdaşmadığını ve canlıları Allah’ın yarattığını, bilimsel delilleriyle ve ispatlarıyla görmüştür. Evrim, bu vesileyle tüm dünyada SORGULANIR hale gelmiştir.

İslam ve Evrim Hiçbir Zaman Bağdaşmaz

Bazı kişiler, materyalist telkin ve propagandalar sonucunda evrim teorisini bilimsel bir gerçek zannetme yanılgısına düşer ve bu teoriyle Allah'a iman arasında bir "orta yol" ararlar. Bu kişiler, Darwinizm'in, canlılığın kökeni hakkındaki senaryosunu aynen kabul etmekte, ancak bu senaryonun Allah'ın kontrolünde olduğunu savunarak, evrim teorisi ile din arasında bir "uzlaşma" sağlamaya çalışmaktadırlar.

Ancak bu bakış açısı son derece yanlıştır. Çünkü evrim teorisi ideolojik arka planı olan, ATEİZMİ SAĞLAMLAŞTIRMAK VE TEMELLENDİRMEK amacıyla ortaya atılmış ve MATERYALİST DÜŞÜNCEYE SAHİP ÇEVRELER tarafından şiddetle sahiplenilmiş, ALLAH İNANCINA MUHALİF bir düşüncedir. Materyalist felsefe üzerine bina edilmiştir ve dünya üzerindeki olayları yorumlayışı da "materyalistçe"dir.

Materyalistler, evrenin tesadüfler sonucunda kendiliğinden şekillendiğini, canlılığın ise zaman içerisinde yine kör tesadüfler sonucu cansız maddelerden evrimleşerek meydana geldiği yanılgısını kabul ederler. Bu yanılgıya göre, yeryüzündeki tüm canlılar doğal etkiler ve tesadüfler sonucu ortaya çıkmışlardır. Kısaca evrim teorisi ile materyalist felsefe birbirini tamamlayan iki düşünce sistemidir.

MÜSLÜMANLARIN EVRİM TEORİSİNİ HAFİFE ALMAMALARI, ÖNEMSİZ KABUL ETMEMELERİ VE BU TEORİYLE FİKRİ BİR MÜCADELE YÜRÜTÜLMESİNİ GEREKSİZ GÖRMEMELERİ ÇOK ÖNEMLİDİR.

Evrim teorisi gibi ideolojik anlam ifade eden ve İslam dininin gerçekleriyle çelişen bir teoriyi savunmak, inanç sahibi bir kişinin şiddetle kaçınması gereken bir durumdur.

Kuran'daki yoktan yaratılış kesin ve bilimsel olarak ispat edilmiş, Darwin'in söyledikleri de sadece SÖZ OLARAK KALMIŞTIR. Buna rağmen bilime değil, söze inanmayı tercih etmek, buna inanan kişinin güvenilirliği ve bilimselliği konusundaki en büyük ŞÜPHEDİR. Hücreyi su dolu baloncuk zanneden bir kişinin sözüyle hareket eden, bilimin gerçeklerini tamamen göz ardı eden bir kişinin sözüne itibar edilmesi kuşkusuz ki mümkün değildir.

Bilimsel bulguların da açıkça ortaya koyduğu gibi, kainat, başıboş değildir. ALLAH TÜM KAİNATI VE İÇİNDEKİLERİ YOKTAN YARATMIŞTIR. Evrendeki ve canlılardaki büyük denge ve düzen, bu gerçeğin açık kanıtlarıdır.

Evrimcilerin günümüz teknolojisiyle yapılmış kapsamlı araştırmaları ve somut bilimsel delilleri bırakıp, evrim teorisi konusunda geçmişteki İslami görünümlü kaynaklardan destek aramaları, kendi teorilerinin geçersizliğini çok iyi bildiklerini ve çok zor durumda olduklarını açıkça ortaya koymaktadır.

Allah Kuran'da inkar edenler için,

"Yoksa onlar, hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?" (Tur Suresi, 35) buyurarak, evrimcilerin yaratılış karşısındaki batıl iddialarına dikkat çeker.

Bu konuda fikri bir "uzlaşma" aramak bir Müslüman için söz konusu değildir. Elbette insanlar istedikleri gibi düşünebilir, istedikleri teoriye inanabilirler. Ama ortaya atılma sebebi Allah'ı ve yaratılışı inkâr etmek olan bir teori ile "uzlaştırma" çabaları iyi niyetten uzak görünmektedir.

Sonuç

Allah, kuşkusuz dilese, canlıları evrimi vesile ederek yaratabilirdi. Ancak Allah, kainatı, yoktan var oluşa göre düzenlemiştir. Yoktan yaratılış, GÖRÜLEMEMESİ İMKANSIZ olan, TÜM DELİLLERİ AÇIK OLAN, REDDEDİLEMEZ bir gerçektir.

Buna rağmen, özellikle kendisini inançlı gören bazı kişilerin evrim inancında ısrarlı olmaları, bu geleneği devam ettirmeye çalışmaları, inanmadıklarını anlatıp durmaları, sadece ideolojik bir rekabetin, bir üstünlük yarışının, toplumun belli kesimlerinden kabul görme çabasının bir sonucudur.

Caner Taslaman, şu anda bu fikirleri nedeniyle televizyonlara çıkarılmakta, gündemde tutulmaktadır. Her ne kadar kendisi takdir gördüğünü düşünse de, aslında Kuran'a muhalif şekilde evrimi savunması, bazı kesimlerin işine gelmektedir. Bu vesile ile, dindar kesimi de evrimci yapabileceklerine inanmışlardır. Dolayısıyla, Caner Taslaman üzerinden bu strateji devam ettirilmektedir.

Oysa Allah, önemli bir uyarıda bulunmuştur:

Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz. (Bakara Suresi, 42)

Sn. Caner Taslaman'ı, çok iyi bildiği tüm bu hususlar konusunda samimi davranmaya davet ediyor; Allah'ın yoktan yaratma sanatının anlatılmasının, Hz. Mehdi'nin beklenmesinin, dünyaya güzellik katacak birer müjde olduğunu hatırlatıyoruz.

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 09.06.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar