Son Yayınlar

6/recent/ticker-posts

CHP’lilerin Hukuksuzluklardan Kurtulması İçin Önce Adnan Oktar Davasını Anlaması Gerekir

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU:

CHP’LİLERİN YAŞADIKLARI HUKUKSUZLUKLARIN SON BULMASI İÇİN TEK YOL, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A YAPILAN HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUKLARI ANLAMALARIDIR

CHP, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir siyasi partinin karşılaşmadığı olağanüstü durumlarla karşı karşıyadır. Bu süreçte “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganını yaygın olarak kullanan CHP, hukuk mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerektiğini sıkça hatırlatmaktadır.

ANCAK CHP, sadece kendisinin yalnız bırakılmamasına değil, diğer hukuksuzlukla mücadele edenlerin de desteklenmesine önem vermelidir.

CHP’nin bu yaşadıklarının TEK SEBEBİ, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik haksız, hukuksuz, acımasız imha sürecinde, tepkisiz ve ilgisiz kalmış olması ve hatta bazı CHP’lilerin iftiraları gerçekmiş gibi tekrar etmeleridir.

Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Özgür Özel’i, vefası, samimi gayreti, tutuklanan arkadaşları hakkındaki hamiyetli tavrı, cesareti sebebiyle son derece takdir etmekte; CHP’nin bu süreçten güçle ve başarıyla çıkmasını Allah’tan niyaz etmektedir.

CHP’nin, son gelişmelerle, ülkemizde hukukun ve adaletin gereği gibi uygulanmadığını anladığını düşünmektedir. Ancak önemli olan, CHP’li siyasilerin, adaletsizlik ve hukuksuzluğun sadece kendilerine değil, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına da uygulandığını anlamalarıdır.

CHP’ye yönelik hukuksuzluklar olduğunda, yargıdan veya adaletsizlikten şikayet edenlerin, müvekkil Adnan Oktar söz konusu olduğunda, yargının gereği gibi işlediğini, adaletin yerini bulduğunu iddia etmeleri, samimi görünmemektedir.

Yakın geçmişte, Sayın Özgür Özel’in, Sayın Ali Mahir Başarır’ın, Sayın Murat Emir ve Sayın Veli Ağbaba’nın, Müvekkil Adnan Oktar hakkındaki suçlamalara inandıklarını ifade eden bazı konuşmaları olmuştur. Ancak benzer suçlamalarla kendileri de karşılaşıp, hukuksuzluk duvarına çarptıklarında, asılsız iddialarla itibarsızlaştırılmanın; korkutulan, tehdit edilen arkadaşlarının mecburi iftiralarıyla karalanmanın; taraflı, kanun ve hukuku uygulamayan bazı hakim ve savcıların varlığının farkına vardıklarını düşünmekteyiz.

Müvekkil Adnan Oktar’ın yargılandığı dosyalarla ilgili, yüzlerce kez kendilerine dosya, tekzip, basın duyurusu şeklinde bilgilendirme gönderildiği halde, dosyalardaki hukuksuzluklar, adaletsizlik, ve haksızlıklarla ilgili hiçbir bilgileri olmadığı görülmektedir.

Mahkemeler hiç olmazsa dosyaları bilmektedirler; sanıkları tek tek dinlemektedirler. Bazı CHP’li yöneticiler ise, dinlemeden, okumadan, anlamadan, tamamen ön yargı ile ve en vahimi, öfke ile müvekkil Adnan Oktar aleyhinde konuşmalar yapabilmektedirler. Bu durum, CHP iktidara geldiğinde, adı geçen milletvekilleri bakan olduklarında, demek ki dinlemeden, öğrenmeden, kendilerinden olmayanlar aleyhinde adaletsizlik, haksızlık, hukuksuzluk yapacakları endişesi oluşturmaktadır.

Örneğin, müvekkil Adnan Oktar, mahkemelerde görmediği öfkeyi Sn. Ali Mahir Başarır’da gördüğünü belirtmektedir. Mahkemeler, yorum yapmadan dinleyerek, kararını verip dosyayı kapatmaktadır. Sn. Ali Mahir Başarır ise, müvekkille ilgili meclisteki konuşmasında, öfkeden adeta sarsılarak, sanki müvekkil kendisine bir kötülükte bulunmuş gibi, çok yüksek bir tonda konuşmuştur.

Üstelik, Sn. Başarır’ın müvekkil Adnan Oktar hakkında söyledikleri doğru da değildir; dosya hakkında hiçbir bilgisi olmadığı konuşmalarından anlaşılmaktadır.

30 Nisan 2026 tarihinde, Sn. Ali Mahir Başarır, Meclis’te müvekkil Adnan Oktar’ı gündeme getirmiş, TMSF tarafından el konulan TELE1’in açık artırmayla satışa çıkarılmasıyla ilgili olarak müvekkil hakkında “Çok sesliliğe kavuştuk ya, Adnan Hoca binlerce yıl ceza aldı, hala malı satışa çıkarılmadı Adnan Hocanın. Arabaları evleri villaları. Böyle bir adalet olabilir mi?” ifadelerini sarf etmiştir.

Bu ifadeler Sn. Ali Mahir Başarır’a hiç yakışmamaktadır.

Sn. Başarır’ın, “Adnan Oktar’ın neden malları satışa çıkarılmadı?” diye sormak yerine, Tele1’e uygulanan el koymanın hukuk dışı olduğunu düşünüyorsa, “TELE1’E DE ADNAN OKTAR’A UYGULANAN HUKUKSUZLUK UYGULANDI, HAKSIZ VE HUKUKSUZ YERE TÜM MALLARINA EL KONULDU VE SATILDI” demesi gerekirdi.

Ancak Sn. Başarır ve birçok CHP’li hala bu cümleyi kuramadıkları için, SADECE BU SEBEPLE ARDI ARDINA HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUĞA UĞRAMAKTADIRLAR.

Öncelikle, Sn. Başarır, basit bir internet araştırmasıyla dahi ulaşabileceği bilgilerden bihaber olarak yorum yapmıştır. Müvekkil ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ, 2018 TARİHİNDEN İTİBAREN BÜTÜN ŞİRKETLERİNE, EVLERİNE, ARAÇLARINA VE MALLARINA EL KONULMUŞTUR ve HATTA ALELACELE SATILMIŞTIR. İŞ YERLERİNDE BULUNAN KİŞİLERE AİT GÖMLEKLER, KRAVATLAR DAHİ SATIŞA ÇIKARILMIŞTIR.

BU EL KOYMALARIN TAMAMI HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE GERÇEKLEŞMİŞTİR.

  • Müvekkilin arkadaşlarının el konulan mal varlıkları ve banka hesapları ile iddia edilen suçlar arasında bir illiyet bağı kurulmadan müsadere kararı verilmiştir
  • El konulan şirketlerin bir kısmı, müvekkilin arkadaşlarının ailelerine ait şirketlerdir. Grupla hiçbir bağı olmayan aile şirketlerine dahi el konulmuş, şirketler batırılmıştır
  • Müvekkilin birçok arkadaşının emekli maaşlarına dahi bloke getirilmiş, uzun süre bu bloke kaldırılmayarak, insanlar mağdur edilmişlerdir
  • Müvekkilin arkadaşlarının mal varlıklarına ve şirketlerine daha soruşturma aşamasında el konulmasının yegane dayanağı (içeriğinde herhangi bir suç tespiti veya suç geliri tespiti bulunmayan) MASAK'a ait iki adet ÖN RAPORDUR. 31.03.2019 ve 05.06.2019 tarihli bu ön raporların temel dayanağı da dosya müştekisi Özkan Mamati (Deniz)'nin çeşitli tarihlerde kollukta vermiş olduğu ve kendisinin dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı, evrak sahteciliği, kara para aklama suçlarını işlediğini beyan ettiği ifadeleri ve FETÖ iftirasıdır. Sadece, mal varlıklarına el koyma yapılabilmesi için, Özkan Mamati Deniz isimli kişiye bu uydurma suçlar hakkında iftiralar söylettirilmiştir. Müvekkil ve arkadaşları tüm bu suçlamalardan beraat etmişlerdir.

Özkan Mamati Deniz, arkadaş grubuna yapılacak polis operasyonu ile hapse girmemek için, güya ihbarcı rolü üstlenen, yüzlerce yalanı ispat edildiği halde, soruşturma ve kovuşturma sırasında, suç isnatlarının beyanlarına dayandırıldığı kişidir.

Özkan Mamati Deniz, her ifadesinde farklı ve çelişkili bilgiler vermiştir. Örneğin dolandırıcılık ve kaçakçılık konusunda;

  • 20.11.2017 tarihli kolluk ifadesinde 4 milyon TL'lik gümrük usulsüzlüğü yaptığını,
  • 20.11.2017 tarihli kolluk ifadesinde 15 milyon TL'lik dolandırıcılık yaptığını,
  • 18.11.2018 tarihli kolluk ifadesinde 30 milyon TL'lik dolandırıcılık yaptığını,
  • 05.05.2020 tarihli mahkeme ifadesinde 10 milyon USD'lik dolandırıcılık yaptığını beyan etmiştir.

Özkan Mamati Deniz'in bu hepsi birbiriyle çelişkili, uydurma beyanları doğrultusunda, kendi hakkında da İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Söz konusu davanın 19.12.2023 tarihli duruşmasında sanık sıfatıyla sorgusu yapılan Özkan Mamati Deniz bu suçların tamamını reddetmiş ve HİÇBİR SUÇ İŞLEMEDİĞİNİ ifade etmiştir. Yani yukarıda listelenen tüm beyanlarının aksine beyanda bulunmuştur.

Özetle, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik kumpas dosyasının çok kullanışlı bir aparatı gibi görev gören Özkan Mamati Deniz’in gerçek dışı beyanlarına dayanılarak, müvekkil Adnan Oktar’ın arkadaşlarının evlerine, arabalarına, şirketlerine el konulmuş ve hepsi satışa çıkarılmıştır.

Tüm bu suçlamalardan da beraat edilmiştir:

BERAAT KARARLARI

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2022/158 E., Tarih: 04.10.2022
FETÖ'ye yardım ve Askeri Casusluk Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2023/246 E., 2025/87 K., Tarih: 28.02.2025
Resmi Belgede Sahtecilik, Resmi Belgeyi Bozma, Eşyayı Gümrük Vergileri Ödenmeksizin Ülkeye Sokmak Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2025/43 E., 2025/159 K., Tarih: 24.04.2025
Dolandırıcılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2025/42 E., 2025/165 K., Tarih: 30.04.2025
Dolandırıcılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçlarından Beraat Kararları

Sn. Ali Mahir Başarır, “Adnan Oktar’ın mallarına neden el koymuyorsunuz” diye öfke ile, yüksek bir tonda seslenirken, aslında vicdanları sızlatacak, merhamet ve empati içermeyen bir davranış sergilemektedir.

Adaletin ve hukukun olmadığını gördüğümüz bir ortamda, insanların mallarına, evlerine neden el koymuyorsunuz diye sorduğu için CHP bugün elinden alınmaya çalışılmaktadır.

AYRICA SN. ALİ MAHİR BAŞARIR’IN MÜVEKKİLLE İLGİLİ HUKUKSUZLUKLARDAN NASIL BİHABER OLDUĞU BU CÜMLESİNDEN DE ANLAŞILMAKTADIR:

  • HAKSIZ EL KOYMALAR NEDENİYLE, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN ÇOK YAŞLI VE AĞIR HASTA OLAN ANNESİ, EMEKLİ MAAŞI VE İKRAMİYESİYLE SATIN ALDIĞI ve KALMAKTA OLDUĞU EVDEN, OĞLU CEZAEVİNDEYKEN, AĞIR HASTA DURUMDA ÇIKARILMIŞTIR.
  • MÜVEKKİLİN HANIM ARKADAŞLARI EVLERİNDEN ÇIKARILMIŞLARDIR.
  • EV EŞYALARINA DAHİ EL KONMUŞTUR
  • EMEKLİ MAAŞLARINA DAHİ BLOKE KONMUŞTUR

YAKLAŞIK 300 KİŞİ BİR ANDA EVSİZ VE İŞSİZ KALMIŞTIR.

Bu bilgileri eğer dilerse Sn. Ali Mahir Başarır’a, dosyadan delilleriyle de iletebiliriz. Kendisi de bir hukukçu olduğu için, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının nasıl büyük bir hukuksuzluk ve haksızlık yaşadıklarını daha iyi anlayacaktır.

ANCAK ASIL ÖNEMLİ OLAN: BU GERÇEKLERİ ÖĞRENEN SN. BAŞARIR’IN, SN. EKREM İMAMOĞLU’NU, SN. MEHMET PEHLİVAN’I, TELE1’İ, MERDAN YANARDAĞ’I, FATİH ALTAYLI’YI SAVUNDUĞU GİBİ, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A YAPILAN HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUKLARIN DA KARŞISINDA DURABİLMESİDİR.

CHP’NİN GELENEKSEL HATALARINDAN SIYRILIP, KENDİSİNDEN OLMAYANLARIN DA HAKKINI VE HUKUKUNU KORUMASI GEREKTİĞİNİ ANLAMASI SON DERECE ÖNEMLİDİR; AKSİ TAKDİRDE BU HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUK BOMBARDIMANINDAN KURTULMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek de, yakın zaman önce müvekkil Adnan Oktar hakkında gerçek olmayan bazı söylemlerde bulunmuş; müvekkilin bir ayda 265 avukatla görüştüğünü söylemiştir. Ancak Sayın Bakanın üslubunda bir öfke olmadığı gibi, kendisine düzeltme yazısı iletildiğinde, bu hatayı tekrar etmemiştir. Ancak Sn. Mahir Başarır’ın davranışları, ileride bakan olursa, kendi düşüncesinden olmayan kişilere, dosyalarının içeriğini de bilmeden, ön yargılı ve adaletsiz davranacağına dair endişelere sebep olmaktadır.

SN. ALİ MAHİR BAŞARIR VE DİĞER BAZI CHP’Lİ YETKİLİLER, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’I ÖRNEK ALMALIDIRLAR

Sn. Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin, “kurtuluş yok tek başına” derken, sadece kendi kurtuluşlarını kastetmemeleri gerekmektedir. Adaletin tecellisini ve hukukun kusursuz işlemesini sadece kendileri için değil, kendilerinden olmayanlar için de istemeleri durumunda Türkiye’deki yargı sistemi düzelecektir.

Bu konuda Sn. Ali Mahir Başarır, müvekkil Adnan Oktar’ı örnek alabilir. Örneğin Sn. Başarır için, üniversite arkadaşının karısına tecavüz ettiğine dair çıkan haberlere, müvekkil Adnan Oktar itibar etmemiştir. Ancak Sn. Başarır, müvekkilin dosyasını bilmediği halde, yaşanan hukuksuzluğun büyüklüğünden bihaber olduğu halde, müvekkil aleyhinde, gerçek dışı ithamlarda bulunabilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar da, CHP hakkındaki dosyaların içeriğine hakim değildir; basından gördükleri kadarı ile haberdardır; ancak iddiaların hiçbirine inanmadığını belirtmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar, her fırsatta Sn. Özgür Özel’in vefasını, sadakatini, çalışkanlığını, tutuklanan arkadaşlarıyla ilgili hamiyetini, cevvalliğini, kararlılığını, cesaretini çok beğenerek takdir ettiğini ifade etmekte ve kendisini savunmaktadır. Benzer şekilde Sn. Ekrem İmamoğlu hakkındaki iddiaları sadece basından takip etmekte, dosya detaylarını bilmemesine rağmen, iddiaların doğru olduğuna inanmamaktadır; ve her ne olursa olsun her birinin tutuksuz yargılanmaları gerektiğini düşürmektedir.

Ülkemizde hukukun kalmadığını her geçen gün daha iyi anlayan Sn. Ali Mahir Başarır ve diğer CHP’lilerin de, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları gibi, diğer iftira, itibarsızlaştırma ve benzer yöntemlerle suçlu ilan edilen kişiler hakkında olumsuz düşünmemeleri, ön yargıyla ve öfkeyle konuşmamaları gerekmektedir.

Ülkemizde adaletin ve yargının durumu açıkça ortadayken, çökmüş yargı sisteminin müvekkil Adnan Oktar için doğru işlediğini iddia etmek samimi olmayacaktır.

Siyasi veya ideolojik farklılıklar, herhangi bir kesime karşı ön yargılı bir tutuma sebep olmamalıdır. CHP’nin özellikle dindarları, cemaatleri, tarikat mensuplarını da kucaklayan bir üslupta olması güzel olandır. Nasıl ki CHP, Yeniden Refah Partisi veya Büyük Birlik Partisi gibi farklı siyasi partiler ve kesimlerle ortak çalışmalar yürütebilmekte, gerektiğinde geniş bir ittifak kurabilmekteyse, aynı kapsayıcı yaklaşımın toplumun tüm kesimlerine karşı da gösterilmesi gerekmektedir. Çünkü hukuksuzluklar, mağduriyet, haksızlık kimin başına gelirse gelsin, karşı çıkmak, yanında durmak, demokratik toplum ve hukuk devleti anlayışının en temel gereğidir. Özellikle de iktidar olmak için gayret eden bir siyasi partinin, toplumun her kesimini, her görüşten her inançtan bireyi kucaklaması, hakkını koruması gerekir. Aksi bir tutum CHP’nin aleyhine olur.

CHP gibi köklü bir partinin uzun yıllar iktidara gelememesinin ana nedeni dindarlara, tarikatlara, farklı inanç ve görüşlere her zaman mesafeli ve ön yargılı tutumu idi. Bugün CHP’nin yaşadığı haksızlık ve hukuksuzlukların, bu mesafenin kaldırılması için CHP’ye bir uyarı işareti olarak kabul edilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

CHP’nin bugün karşılaştığı hukuksuzlukların yüzlerce mislini müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları 8 yıldır yaşamaktadırlar:

CHP’nin yaşamakta olduğu hukuksuzlukların benzerlerini ve hatta çok daha fazlasını müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları yaşamaktadırlar. Örneğin, CHP’ye ilgili son mutlak butlan kararına ilişkin olarak Sayın Özgür Özel ““Bu hafta pazartesi günü istinaf mahkemesinin başkanına gitti avukatlarımız. Bu hafta müzakere yok dediler. Karar bayramdan sonraya kaldı. Bugün sabah müzakere yok dediklerinden sonra haber geldi.” açıklamasında bulunmuştur. Yani, mutlak butlan kararının, mahkeme tarafından daha müzakere edilmeden, aniden verildiğini belirtmiştir.

Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının dosyasını inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesinde de tam aynı durum meydana gelmiştir.

Sanık müdafisi olan bir meslektaşımız, dosyadan evrak almak üzere Yargıtay Ön Büro’ya gittiğinde, dava dosyasının 72 çuval içerisinde darmadağın, gelişigüzel biçimde tutulduğunu ve çuvalların hiç açılmamış olduğunu 26.06.2024 tarihinde tutanak altına almıştır. Aynı müdafi, 02.07.2024 tarihinde bir kere daha aynı girişimde bulunmuş ancak benzer durumla karşılaştığı için bir tutanak daha tutmuştur. Tutanağın son paragrafında “Dosyanın bu haliyle incelenmesinin mümkün olmadığı ve yargı makamları tarafından da incelenmediği, evrakların gelişigüzel bir şekilde torbalandığı tespit edilerek işbu durum tarafımca tutanak altına alınmıştır” demiştir.

Dosyaların içinde bulunduğu çuvallar dahi açılmadan, avukatın tutanağından tam 8 gün sonra, 10.07.2024 tarihinde Yargıtay kararı çıkmıştır. Yaklaşık 800 klasörden oluşan dosyanın 8 günde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ortadadır.

Müvekkil ve arkadaşlarına yapılan haksız ve hukuksuz uygulamalar, listelendiğinde yüzlerce sayfa tutmaktadır.

İstanbul 1. Bölge Adliye Mahkemesi, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 711 hükümden 708’ini hukuka ve usule aykırılıktan bozmuş, tutuklu sanıkların tahliyesine karar vermiştir. Ancak bugün, CHP’ye sürekli saldıran aynı isimler, daha karar UYAP’a girmeden kararı sosyal medya hesaplarında yayınlamışlar, ve ardından geniş kapsamlı ve sistematik bir linç, itibarsızlaştırma, İstinaf hakimlerini tehdit ve karalama kampanyası başlatılmıştır. Bugün CHP’ye saldıran isimlerin aynısı, o gün de müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik saldırılarda görev almıştır. Bunun sonucunda, son derece saygın, liyakat sahibi, deneyimli istinaf hakimleri halen yargılanmaktadırlar; tahliye edilen sanıkların tamamı hakkında yakalama çıkartılmış, hepsi tekrar tutuklanmıştır ve halen cezaevindedirler.

Üstelik, iftiraya uğrayan, sürülen, tenzil-i rütbeye uğrayan ve halen yargılanmakta olan bu değerli hakimler, sosyal demokrat görüşe sahip, müvekkille ideolojik ortaklıkları da olmayan kişilerdir.

Sayın Ekrem İmamoğlu, Silivri’den duruşması için Kartal Adliyesi’ne giderken, cezaevi aracının arızalanması sebebiyle cezaevine geri götürülerek duruşmaya katılamamasını “eziyet” olarak nitelendirmiştir. Bazı basın ve CHP’li yetkililer, böyle bir durumun ilk defa yaşandığını anlatmaktadırlar.
OYSA, aynı durum müvekkil Adnan Oktar için de yaşanmıştır. MÜVEKKİL ADNAN OKTAR, MARMARA KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDAN ÇAĞLAYAN’DAKİ DURUŞMASINA GÖTÜRÜLÜRKEN, YOLUN YARISINI GEÇTİKTEN SONRA LASTİK PATLADIĞI GEREKÇESİYLE CEZAEVİNE GERİ GÖTÜRÜLMÜŞTÜR, DURUŞMAYA KATILAMAMIŞTIR. SAVUNMASININ ALINACAĞI BU DURUŞMAYA DAHA SONRA FİZİKEN KATILMASI MÜMKÜN OLMAMIŞ; DURUŞMAYA FİZİKEN KATILMAK İSTEMESİNE RAĞMEN SAVUNMASI SEGBİS ÜZERİNDEN ALINMIŞTIR.

O DÖNEM HİÇBİR BASIN MENSUBU VEYA HİÇBİR CHP MİLLETVEKİLİ, ADNAN OKTAR’IN UĞRADIĞI BU HAKSIZLIĞI DİLE GETİRMEMİŞ, HAKKINI SAVUNAN TEK BİR CÜMLE DAHİ ETMEMİŞTİR.

CHP’Lİ SAYIN MİLLETVEKKİLLERİ OLAYLARIN AKIŞINI İYİ İZLEMELİDİRLER: MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN YAŞADIĞI VE KENDİLERİNİN SESSİZ KALDIKLARI HER HUKUKSUZLUK VE HAKSIZLIĞI, BİREBİR, AYNISIYLA YAŞAMAKTADIRLAR. SESSİZ KALMAYA DEVAM ETTİKLERİ SÜRECE, BU KISIR DÖNGÜNÜN KIRILMAYACAĞINI ANLAMALARI SON DERECE ELZEMDİR.

CHP’li milletvekilleri, bunların neden başlarına geldiğini merak ediyorlarsa; bunun cevabı: SADECE müvekkil Adnan Oktar’a yapılan haksızlık ve hukuksuzlukları anlamaları ve bunları dile getirmeleri içindir.

Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 07.06.2026

Yorum Gönder

0 Yorumlar