
ADNAN OKTAR'DAN DUYURUDUR
Kumpas davalarının özelliğidir: Bir kısım basın, davayı kamuoyu nezdinde köpürtme misyonuyla görevlendirilir. O esnada kendilerini savunma imkanı bulunmayan tutukluların gözaltı fotolarını, akıl almaz karalayıcı başlıklarla servis ederek, tutuklananlar hakkında inanılmaz yalanlar söyleyerek ve çok kapsamlı bir karalama politikası başlatarak aleyhe ne kadar uydurma senaryo varsa, halkın önüne sunulur.
Bunun nedeni şudur:
Kumpas davaları, bir suç tespiti üzerine açılmış davalar değildir. Bu davalar, kişileri gözaltılar yoluyla abluka altına alıp, onların üzerine suç atma esasına dayanır. Burada amaç, gözaltına alınan kişilerin tuzağa düşürülmesi, yalanlarla itham edilmeleri ve hukuka aykırı şekilde tutuklanmalarıdır. Zaten ortada gerçekten bir suç olsa, bir kumpasa da ihtiyaç olmayacağı ortadadır.
Ortada suç olmadığı ve sahte bir düzen kurulduğu için, kamuoyuna herhangi bir suç delili de verilememekte, işte bu nedenle de bir kısım basın yoluyla sistematik olarak YALAN ÜRETİLMEKTEDİR.
Söz konusu kiralık basın, kumpas davalarının olmazsa olmazıdır. Yalan üzerine kurulu bu davalar, onlar üzerinden yürütülür. Suçlu algısı oluşturmak, halkı suçun varlığına inandırmak, olmayan olayları varmış gibi göstermek, kişiler üzerinden itibar suikastı yapmak ve hatta yargıyı etkilemek, söz konusu basının en etkili yöntemleridir. Hitler Almanya'sında halkı yalanlara ikna etmek, halkın Yahudilerden nefret etmelerini sağlamak ve hatta insanları, savaşı kazandıklarına inandırmak için Propaganda Bakanlığı'nın kurulduğunu ve zalim düzenin bu yolla sürdürüldüğünü unutmamak gerekmektedir.
Adnan Oktar Davası, Başından İtibaren,
Söz Konusu Basının ve Trollerin Propagandasıyla Yürütülmüştür
Adnan Oktar davası, herhangi bir suç tespitinin olmadığı bir kumpas davası olduğundan, başından itibaren sürekli bir kısım kiralık basın ve bir kısım troller üzerinden yürütülmüş sahte bir davadır. 7 seneden fazla bir zamandır basında, iddialara yönelik tek bir tane dahi delil görülemediği gibi, basının canla başla yaygarasını yaptığı;
FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM (TCK 220/7)
SİYASAL VE ASKERİ CASUSLUK (TCK 328)
RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK (TCK 204)
NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK (TCK 158)
SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA (TCK 282)
KAÇAKÇILIK
Suçlamalarından grubun BERAAT ETTİĞİ nedense hiç konu dahi edilmemiştir. Oysa sadece birkaç yıl öncesine kadar, bir kısım basının manşetlerinde ve trollerin paylaşımlarında, casusluk, dolandırıcılık, kaçakçılık senaryoları alabildiğine yer almaktaydı.
Ama muhtemelen BU BERAATLERE DAİR HİÇBİR HABER DUYMADINIZ.
Grup, "suç örgütü" nitelemesine dayanak olarak kullanılan bu 6 suçtan beraat etti. Geriye BİR ÖRGÜT OLUŞMASINI GEREKTİRECEK BİR SUÇ KALMAMIŞ OLDU. Yıllardır söz konusu basında yaygarası yapılan sözde "gizli çekimler" ise bir türlü ortaya çıkmadı.
Ama böyle bir GİZLİ ÇEKİMİN DAVA DOSYASINDA HİÇ OLMADIĞINI MUHTEMELEN HİÇ DUYMADINIZ.
Şu anda ardı ardına gerçekleşen bir kısım operasyonlar ile gözaltına alınan kişilerden örnekler alındığı ve uyuşturucu tespitlerinin yapıldığı haberlerini alıyoruz.
2018 yılında şafak vaktinde gerçekleştirilen gözaltılar esnasında Adnan Oktar ve arkadaşlarından da çeşitli numuneler alınmış ve bu testler onlara da yapılmıştı.
Ancak bu testlerde 235 KİŞİDEN TEK BİRİNDE BİLE UYUŞTURUCUYA, HATTA ALKOLE DAİR BİR BULGUYA RASTLANMADIĞINI, MUHTEMELEN ŞU ANA DEK HİÇ DUYMADINIZ.
Çünkü kumpas davalarında söz konusu basının görevi suçlu çıkarmaktır; aklamak değil. Kumpasa uğrayan kişi, hukuk önünde aklansa dahi, o basın bunu görmezden gelecektir. Çünkü görevi temize çıkarmaktan ziyade; yok etmeye çalışmaktır.
Düşene Vurma Misyonunu Üstlenen Bir Kısım Basın,
Yine Acımasız
Şu anda Türkiye gündeminde yer alan ve ardı ardına devam etmekte olan gözaltılar ile ilgili olarak söz konusu basın, yine aynı misyonu üstlenmiş gibi görünmektedir. Gündemdeki olayların iç yüzünü elbette yargı ortaya koyacaktır; suçlu olan da olmayan da ortaya konacaktır. Ancak burada önemli olan, ortada henüz bir yargı kararı olmamasına rağmen söz konusu basının yine alabildiğine karalama operasyonlarına başlamış olmasıdır.
Şu anda bunu yapan basın temsilcileri, yalanlara ve gaddarlığa o kadar kendilerini kaptırmış durumdadırlar ki, günün birinde kendilerinin de başına böyle şeyler gelebileceğine muhtemelen hiç ihtimal vermemektedirler. Çünkü insan, kendi başına gelebileceğini düşündüğü şeyler hakkında pervasız, gaddarca yorum yapmaktan çekinen bir varlıktır. Ancak bu kişiler, garip bir şekilde bunu hiç üzerlerine kondurmamaktadırlar.
Ancak hatırlatalım; şu anda çeşitli gerekçelerle tutuklanmış olan bir kısım kişiler, vaktiyle ADNAN OKTAR OPERASYONLARI SIRASINDA OLDUKÇA ACIMASIZ YORUMLAR YAPMIŞLAR, elleri kelepçeli olarak götürülen GENÇ BAYANLARIN GÖRÜNTÜLERİNİ DEFALARCA GURURLA YAYINLAMIŞLAR, ağza alınmayacak İFTİRALARI, tek bir maddi delil olmamasına rağmen, hiç soruşturmadan KEYİFLE DİLE GETİRMİŞLER ve GENÇ KADINLARIN, GENÇ ERKEKLERİN TUTUKLANMALARINDAN, AİLELERİNİN PERİŞAN OLMALARINDAN ADETA ZEVK ALMIŞLARDI.
Amacımız, şu anda zor durumda olan bu kişilere karşı intikam duygularıyla hareket etmek değildir elbette; yaşadıkları zorlukları bir an önce geride bırakmaları temennimizdir. Buradaki amacımız, "bana bir şey olmaz" mantığıyla hareket edip suçsuz insanları yerden yere vurmanın; kibirle, acımasızlıkla hareket etmenin VEBALİNİN BÜYÜK OLACAĞINI hatırlatmaktır.
Suçlama Malzemesi Kalmayınca, Troller,
Mevcut Gündemi Adnan Oktar Gündemine Bağlama Çabası İçinde
Adnan Oktar davası, en temel suçlamalarından beraat almış, yani tamamen boş çıkmış bir kumpas davası olduğundan, troller, bu davayı gündemde tutmak için canla başla çaba harcamaktadırlar. Davanın uydurma olduğunun anlaşılmaması için, mümkün olan her fırsatta, karalama operasyonlarına devam etmektedirler. Ancak sorun şu ki, ortada karalama için kullanılacak iftira malzemesi de kalmamış bulunmaktadır.
Çaresizlikle son dönemde gündemde olan gözaltı haberlerini kullanmaya çabalamaktadırlar. Zoraki benzerlik oluşturmaya uğraşmakta, oldukça ilkel bağlantılarla konuyu kendilerince unutturmamaya çalışmaktadırlar.
Kullanılan yöntemler de alabildiğine ilkeldir. Söz konusu trol hesaplar, genellikle gece yarısı HEP AYNI SAATTE, HEP AYNI ÜSLUPLA, HEP AYNI İFADELERLE haber paylaşımlarının altına yorumlar geçmektedirler. Yeni bir konu veya yeni bir üslup dahi denenmemiş, mesajların biri dahi farklı bir saatte yayınlanmamıştır. İnsanların akıllarıyla alay edercesine bir basitlikle yapılan bu algı operasyonu, maalesef Türkiye'de dev hukuki davaların nasıl yürütüldüğüne dair önemli bir göstergedir.
Türkiye, bu yöntemlerle oldukça vahim bir çizgiye doğru gitmektedir. İnsanların sadece algı operasyonlarıyla ve bir kısım kiralık basın ve troller yoluyla itibarsızlaştırılmaya ve mahkum edilmeye çalışıldığı bir ülkede, KAYBEDİLEN ÇOK ŞEY VARDIR.
Ayrıca dikkat çekmek gerekir ki, HUKUKSUZLUĞUN ACISINI NE YAZIK Kİ HERKES TATMAYA BAŞLAMIŞTIR. Bu, müvekkil Adnan Oktar'ın son 7 yıldır sürekli dile getirdiği ve uyarısını yaptığı bir konudur. Ancak bu konuya vaktinde seyirci kalınmış olması, tam da müvekkilin dikkat çektiği ve uyardığı şekilde, birbirinden farklı kesimlere de sirayet etmekte ve hukuksuzluk herkesi er geç vurmaktadır.
Şu an felaket haberciliği yapmaya devam eden ve kendisine hiçbir şey olmayacağını sanan kişilerin de bu hukuksuzluklarla karşılaşması an meselesidir. O yüzden, felaket gündemi yapmak ve insanları karalamaya uğraşmak yerine, enerjilerini gerçek hukuk sisteminin oluşturulmasını teşvik etmek için harcamaları kendileri için de en iyisi olacaktır.
Müvekkilin bu konu hakkındaki görüşlerini kamuoyunun takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.24.12.2025
0 Yorumlar